Sayfalar

Living with MJ - Bölüm 1

Dikkat: Bu, yazim ve anlatim hatalarinin henuz duzeltilmemis oldugu, ilk ceviridir.

MjTurkFan'n Hediyesidir.

Michael Jackson-Bashir Röportajı (Living With MJ)

I

Bashir : Neden gülüyorsun?

Jackson : Hadi!

Bashir : Ne? Ne yaptım? Hadi söyle ne yaptım?

Jackson : Hiç, aksanın hoşuma gitti.

Bashir : Aksanım hoşuna mı gitti?

Jackson : “i’m going to ask you (sana bir şey soracağım)” diyeceğine “i’m going to ask you (sana bir şey soracağım)” dedin.

Bashir : Sen İngiliz aksanı ile konuşabilir misin?

Jackson : Biraz. Tanıştığımıza memnun oldum.

Bashir : ama öyle değil, “tanıştığımıza memnun oldum”

Jackson : güzel bir röportaj!

Sekiz ay önce Michael Jackson’a bir teklif yaptım. “bana gerçek Michael’i göster. Ama her şeyi. Limitlerin dışına çıkma”. Bunu düşünde ve “tamam” dedi “Neverland’a gel”.

Bashir : Buraya kendi başına mı geliyorsun?

Jackson : evet.

Bashir : ne kadar sık?

Jackson : Her zaman.

Bashir : sonra? Araçlara mı biniyorsun?

Jackson : evet. En çok da atlı karıncaya. Müzik çalıyorum, atlı karıncada klasik müzik çalmaya bayılıyorum. “Childhood”, “Smile” ya da Barbara Streisand’dan “People” gibi güzel şeyler, bilirsin.

Bashir : Ya dönme dolap?

Jackson : bence dönme dolap klasik çok eski bir eğlence aracı. Ve çok rahatlatıcı. Çok konforlu. İstemenizi ve hayal etmenizi sağlıyor.

Bashir : Binebilir miyiz?

Jackson : Tabi ki!

Bashir : Hadi o zaman.

Birlikte bir yolculuğa çıktık. Geçmişinden başlayıp hızlı bir şekilde bu günkü hayatının rahatsız eden gerçekliliğine doğru.

Bashir : savaştan önce el sıkışalım! Michael jackson ve Martin Bashir, Neverland’ın go-cart pistinde karşı karşıya!

Jackson : İşte şimdi başın belada. Hey! Hile yapıyor, hile yapıyor!

İşte karşınızda Michael Jackson, daha önce hiç görmediğiniz haliyle- içeriden. Onun müziği, parası, çocukları, seks yaşantısı, yüzü, kısacası, onun hayatı.

Jackson : Bu işi biliyor!

Bashir : bu da ABD’ye karşı İngiltere’nin zaferidir!

Bashir : Nasıl şarkı yazıyorsun?

Jackson : Nasıl mı şarkı yazıyorum? Şimdi, eğer burada oturup herhangi bir şeyler çalmaya çalışsaydım, ne olursa olsun, “şimdiye kadar yazılmış en iyi şarkıyı yazacağım” diye düşünürsem, hiçbir şey olmaz. Yukarıdan bir şey şöyle demeli: “evet, işte doğru zaman bu, ona sahip olmanı istediğim zaman bu”. Şimdi “Billy Jean”i yazdığım zamanı hatırlıyorum. Arabamdaydım, Vintro Bulvarı’nda gidiyordum. Kendime önceden tek söylediğim: “çok iyi bas ritmi olan bir şarkı yapmak istiyorum”du. Sadece oluruna bıraktım. Ve birkaç gün sonra...

Bashir : Peki o nereden geldi?

Jackson : Yukarıdan.

Bashir : peki, az önce bas notalarını söylüyordun. O kısmı tekrar söyle, ve sonra ne oldu? Kompozisyon içinde diğer enstrumantasyonu nasıl yerleştirdin? O nasıl oldu?

Jackson : Sanırım olay şu, sanatçılar müziğin yoluna çıkıyorlar. Müziğin yolundan çekilin! Müziği yazmayın. Müziğin kendini yazmasına izin verin.

Bashir : Dans da mı aynı şekilde?

Jackson : Evet. İkisi de aynı.

Bashir : Nasıl yapıyorsun? Bana nasıl yaptığını gösterir misin?

Jackson : Aman Tanrım!

Bashir : Haydi, sadece göster bana. Ne yaptığını göster. Öğret.

Jackson : Sen şimdi beni spotların önüne attın. Şimdi insanlar benimle ilgili bir şeyi öğrenecekler. Ben çok utangaç bir insanım.

Bashir : Tamama utangaçsın, ayağa kalk ve göster.

Jackson : Peki.

Bashir : Dans ederken aklından neler geçiyor?

Jackson : Düşünmüyorum. Dans ederken yapabileceğin en büyük hata düşünmektir. Hissetmelisin. Bas olursun, klarnet olursun, ve flüt, yaylılar, ve davul.

Bashir : Öyleyse sen müziğin fiziksel görünümüsün.

Jackson : Kesinlikle.

Bashir : Benim yapmamı mı istiyorsun? Ne yapmamı istiyorsun?

Jackson : burada dur. Temel olarak, bir ayak yerde, diğerini de itmek için kullan. İtmek gibi. Topuklarını kullan. Geriye doğru kay. Geriye doğru topuklarının üzerinde kay. Parmaklarının üstünde gitmek istiyorsun ama parmak üstünde gitme. Geri giderken parmak üstünde değil, sadece topuk.

Bashir : bu oldukça anormal, çünkü normalde yürürken ayağını kaldırırsın.

Jackson : Biliyorum. Bu da illüzyonun bir parçası.

Bashir : Evet, şimdi bir daha deneyeyim, böyle geri kayıyorum..

Jackson : Evet, çok güzel, düşünce bu!

Bashir : Çok kibar bir insansın.

Jackson . Ama düşünce doğru.

Michael Jackson’un evi, Neverland, 3000 hektarlık bir alanda, Los Angeles’in 3 saat kuzeyinde bulunuyor. Hayatının çoğu gibi onun da inanılabilmesi için yaşanması gerek. Hiçbir zaman büyümeyen bir çocuk olan Peter Pan masalından ilham alınarak yapılmış multi milyon Dolarlık bir insan yapısı aldatmaca. Gerçek boyutta bir lunaparkı yanında, içinde zürafalar, filler, kaplanlar, ve bir çift orangutan olan bir hayvanat bahçesi de var. Şempanze Bubbles, bir hayvan sığınağına götürülmüş. 10 yaşında bir çocuk için gerçek bir cennet, ancak Michael Jackson şu anda 44 yaşında. Neverland’in ilham kaynağı, Peter Pan;

Bashir : Peter Pan neden senin için bu kadar önemli bir ilgi ve ilham kaynağı?

Jackson : Çünkü Peter Pan benim için kalbimde çok önemli bir şeyi temsil ediyor. Gençliği, çocukluğu, hiç büyümemeyi, sihri, uçmayı, ve sanırım çocuklarla ilgili olan her şeyi. Ve bence ben, bunu sevmek ya da düşünmek için hiçbir zaman fazla büyümedim. O çok özel.

Bashir : Kendini onunla özdeşleştiriyor musun?

Jackson : Tamamen.

Bashir : Büyümek istemiyorsun.

Jackson : Hayır, ben Peter Pan’ım.

Bashir : Hayır değilsin. Sen Michael Jackson’sun.

Jackson : Kalben Peter Pan’ım.

Hava koşulları Jackson için bir problem. Söylediğine göre rengini değiştiren vitiligo hastalığı onu güneşe alerjik yapmış. Dolayısıyla şemsiyesi tarafından korunarak beni en gizli yerine götürdü.

Jackson : Ona veren ağaç adını taktım çünkü bana ilham veriyor. Genelde ağaçlara tırmanmayı severim ama en çok bu ağacı seviyorum çünkü yukarıya tırmanıp dallarına baktığımda çok fazla fikir veriyor. Şarkılarımdan çoğunu bu ağaçta yazdım: “Heal the World, Will You Be There, Black Or White, Childhod”.

Bashir : bana bu ağaca tırmandığını mı söylüyorsun?

Jackson : Evet.

Bashir : Ne kadar yukarı çıkıyorsun?

Jackson : En yukarıya şu gördüğün yere kadar, hani bir şezlong ya da yatak gibi olan var ya, işte oraya.

Bashir : Şimdi tırmanmak ister misin?

Jackson : Evet.

Bashir : Şemsiyeyi bana ver. Sen git tırman, ve tırmandığında bize ne kadar ilham verici olduğunu göster.

Jackson : Sen Gelmiyor musun?

Bashir : Asla!

Jackson : Ama bu büyük bir sır. Ben kimseye veren ağacımı göstermem.

Bashir : Tamam, denerim. Ayakkabımın kayması ile ilgili endişelerim var!

Jackson : Haydi!

Bashir : Bu güvenli mi?

Jackson : Tabi ki!

Bashir : Ben korktum. Sanırım burada duracağım.

Jackson : Sen ağaçlara tırmanmaz mısın?

Bashir : Hayır, tırmanmam.

Jackson : Çok şey kaçırıyorsun.

Bashir : Bunu sana bırakacağım.

Jackson : ağaçlara tırmanmaya bayılıyorum. Sanırım en sevdiğim şey bu. Su balonu savaşı yapmak ve ağaçlara tırmanmak. Sanırım bu ikisi en sevdiğim şeyler.

Bashir : aşk yapmayı ya da bir konsere gitmeyi tercih etmez misin? Gerçekten balon savaşı yapmayı ya da ağaçlara tırmanmayı tercih ettiğini mi söylüyorsun?

Jackson : Evet, balon savaşı.

Bashir : Bunu her şeye tercih eder misin?

Jackson : geçmiş zaman eğlencem olarak. Yoksa sahne performansına değil. Futbol, basketbol seven insanlar görüyorum, ben de ağaçlara tırmanmayı severim.

Peki bu müzik ve dans dehası, bu günkü hayatı olan bu gerçeküstü yere nasıl geldi? Cevaplar aramayan en başından başladım.

Bashir : İlk olarak ne zaman özel bir müzik yeteneğin olduğunu fark ettiğini hatırlıyor musun?

Jackson : Annem beni bir gün yatağımı yaparken yakaladı ve ben şarkı söylüyordum. O da babama benim şarkı söyleyebildiğimi söyledi. Ancak babam bunu dinlemek istemedi. “ Jermaine grubun lider şarkıcısı, Michael değil” dedi, sonra annem: “Joe, onu dinlemelisin, gerçekten söyleyebiliyor” deyince babam: “hayır, Jermaine grubun lider şarkıcısı, o kadar” dedi. Annem beni dinlemesi için onu zorladı. Ve o andan sonra grubun lider şarkıcısı bendim. Tüm çocukluğum boyunca insanların bana: “o kırk iki yaşında bir cüce” dediklerini hatırlıyorum. Başlarda anlamamıştım, ama kastettikleri şey benim sahnedeki hareketlerim, şarkı söyleyiş şeklim, tepkilerimdi.

Bashir : Bunları sana birisi mi öğretti?

Jackson : Hayır bunu öğretemezsin. Öğretemezsin. İçerden gelmeli. Bu bir Tanrı vergisi.

Çok iyi hatırlıyorum, kayıt yapmak için Motown Stüdyolarına giderdik, stüdyonun karşısında bir park vardı ve ben orada minik takımların seslerini duyardım. Futbol, Amerikan futbolu, voleybol, beysbol oynuyorlardı. Çoğu zaman geriye baktığımda, ağlarken yüzümü sakladığımı hatırlıyorum. Bazen ben de oynamak istiyordum. Ama oynayamadım.

Bashir : Neden?

Jackson : Çünkü stüdyoya gitmeliydim.

Bashir : Ve prova yapıyordun. Baban tarafından çok sıkı şekilde disipline edilmiştin. Onu anlatır mısın?

Jackson : Evet, ben o kadar katı etkilenmedim çünkü beni örnek olarak kullanırdı. “Michael gibi yapın” gibi. Ve bizi elinde bir kemerle çalıştırırdı. Bir adımı kaçırırsan, şak-şak-şak, hazırlıklı olman gerekir.

Bashir : Baştan almama izin ver, az önce dans adımlarını prova ettiğinizi ve babanın elinde bir kemer tuttuğunu söyledin! Az önce söylediğin bu muydu?

Jackson : Evet. Ve kaçırırsan seni benzetirdi. Böylece biz, sadece çalışmıyor, sinirsel prova yapıyorduk çünkü sandalyede otururdu, elinde kemeriyle, ve hareketi doğru yapmazsan seni bir güzel benzetirdi. Gerçekten döverdi. Beni bir çok kez dövdü ama sanırım en çok kardeşim Marlon ondan dayak yedi. Çünkü başlarda çok zorlanıyordu, çok çalışıyordu, ve her zaman “Michael gibi yap, Michael gibi yap” deniyordu. Diğerleri çok endişeliydi. Ben de endişeliydim çünkü zor bir insandı.

Bashir : Seni ne sıklıkla döverdi?

Jackson : Çok fazla.

Bashir : Sadece kemer mi kullanırdı?

Jackson : Neden bana bunu yapıyorsun? Hayır, bir kemerden fazlasını...

Bashir : Sana vurmak için başka ne kullanırdı?

Jackson : Demir kablolar, etrafta ne varsa. Seni kaldırıp duvara atardı, tüm gücüyle. Gördüğün gibi bu sadece-

Bashir : -Ama sen daha çocuktun!

Bashir : Biliyorum.

Bashir : Bebektin.

Jackson : Biliyorum. Disiplin için bir-

Bashir : Başarılı kayıtlar üretiyordun.

Jackson : Biliyorum. Kendini kaybederdi. Annemin şöyle bağırdığını hatırlıyorum: “dur Joe, onu öldüreceksin, dur onu öldüreceksin!”. Ve ben çok hızlıydım. Her zaman beni yakalayamazdı. Ancak yakaladığında, anam Tanrım. Çok kötüydü! Gerçekten çok kötüydü.

Ekrana baktım, ve Michael’e uygulanan bu şiddeti yalanlayacak bir düş göremedim.

Jackson : Ondan çok korkuyorduk. Korkuyorduk. Sana anlatamam. Sanırım o zaman o da bizim ne kadar korktuğumuzu fark etmedi, korkmak diyorum, kusardım.

Bashir : Kusar mıydın?

Jackson : evet.

Bashir : Ne zaman kusardın? Sende böyle bir reaksiyona ne sebep olurdu?

Jackson : Onun varlığı, sadece onu görmek. Ve bazen bayılırdım. Ve korumalarım beni kaldırmak zorunda kalırdı.

Bashir : Seni dövdüğü zamanlar ondan nefret ettin mi?

Jackson : Evet. Çok güçlü bir nefretle. İşte bu yüzden, şimdiye kadar, çocuklarıma bir fiske vurmadım. Onların hiçbir zaman benim hakkımda böyle düşünmelerini istemem. Hiçbir zaman. Ona “baba” dememize de izin vermezdi. Ve ben ona baba demeyi öyle istiyordum ki. “ben baba değilim, siz bana Joseph diyeceksiniz” derdi. Bunların hepsi için onu affediyorum. Affetmelisin. Ancak çocuklarımın bana “Michael” demesine izin vermem. “ben babayım” diyorum. Tam tersi. Yani insanlar “şiddet” ten bahsettiklerinde, bu doğru değil. Hiç de doğru değil.

30 yıl sonra, hatıralar her zamanki kadar tazeydi. Ancak yansıma için çok az zaman vardı. Yaz bitimiydi. Ve Michael Jackson Neverland’dan ayrılıyordu. Beni mobil telefonumdan arayarak Las Vegas’ta birkaç hafta geçireceğini ve ona katılabileceğimi söyledi. Las Vegas’ta aşk ve seks ile ilgili garip deneyimlerini, ve yüzü ile ilgili takıntısını açıklayacaktı, ve en inanılmazı, çocuklarını tanıma şansım olacaktı.

Yazın, Michael Jackson, dünyanın kumar merkezi olan Las Vegas’ta geçici bir ev kurdu.

Onu yedi süit tuttuğu Four Seasons Hotel’de ziyaret ettim. Neden Neverland’ı bırakıp bir otel odasında birkaç ay geçirmek isteyeceğini merak ettim. Özellikle de Jackson’un oldukça sıkıldığı ve izole olduğu gerçeği hemen belli olurken. Aslında, odasında bulduğum bazı.........lar ve aletler koleksiyonundan başka bir arkadaşa kavuşması onu mutlu etmişti.

Bashir : Süitin burası. Las Vegas’ın nesini seviyorsun?

Jackson : Eğlenceyi seviyorum.

Bashir : Eğlenceyi mi?

Jackson : Evet, ziyaret etmek için çok eğlenceli bir yer.

Bashir : Bu nedir?

Jackson : Canım sıkıldığında otelin koridorlarında buna biniyorum. Bazen gece geç saatlerde koridorları geziyorum.

Bashir : Şaka yapmıyorsun değil mi?

Jackson : Hayır tabi ki.

Bu da sevdiği bir oyun.

Bashir : Bir kayak kullanıyorsun değil mi?

Bu biraz talihsizdi, bir arabaya çarptın.

Jackson : Puan alıyorsun. İşte bir araba geliyor, hoop!

Müzikten sıkıldığımda bu şeyle oynuyorum. Buradan aldım.

Bashir : Seni araba kullanırken görmek istemezdim!

Bu da inanılmaz Hulk mu?

Jackson : Hayır, yeşil dev.

Bashir : Yeşil dev?

Jackson : çocukları yeşil bezelye yemeye teşvik eden eski bir Amerikan reklamı. “Ho-ho-ho the green giant”

Daha sonra Las Vegas’ın Jackson için hatıralarla dolu olduğunu öğrendim.

Jackson : Turlarda ağabeylerimden birisiyle odamı paylaşmak zorundaydım. Ve odamda her gece bir aksiyon olurdu. Duyardım. Ve görevimi yapardım, uyur taklidi yapmak. Ağabeylerimden birisi bana: “ne olursa olsun kalkma, gözlerini açma” demişti. “söz veriyorum açmam”. Ve sonra kızların geldiğini duyardım. “Küçük Michael bu mu?” derlerdi, ağabeyim “evet” derdi. “çok şeker” , ve sonra her şeyi duyardım.

Bashir : Ne duyardın?

Jackson : Kızlarla mı?

Bashir : Onların seks yapışını mı duyardın?

Jackson : Evet.

Bashir : Seninle aynı yatak odasında mı?

Jackson : Dur bakayım, bazen, ve bazen hayır.

Bashir : Yani bazı durumlarda, sen yatıyorsun, uyuyormuş gibi yapıyorsun ve ağabeylerin aynı odada birileriyle seks yapıyor öyle mi?

Jackson : Evet.

Bashir : Ergenlik döneminde çok kız arkadaşın oldu mu?

Jackson : Çok değil. Çok sevdiğim ilk kız arkadaşım Tatum O’neil’di.

Bashir : İlişkiniz tipik normal ergenlik dönemi romantizmi şeklinde miydi?

Jackson : Evet öyleydi, ancak onun bahsettiği bazı şeyler için hazır olduğumu düşünmüyordum. Şaka yapmıyorum, oldukça saftım. Umarım hikayeyi anlattığım için beni affeder. Tatum, lütfen beni afet! Beni eve çağırdığını hatırlıyorum, kendi evine, o da Beverly Hills’de oturuyordu, ve geldiğimde bana ne yapacağını anlattığını. Bilirsin işte tüm-

Bashir : Ne söylerdi?

Jackson : Cinsel şeyler. Ben de ölümüne korkmuştum.

Bashir : Yani seni arıyor ve diyor ki: “Michael, evime gel, sana aşk yapacağım”

Jackson : Evet

Bashir : Ve sen çok korkuyorsun?

Jackson : Korktum, çünkü daha önce hiç böyle bir şey yapmamıştım. Sonra oraya gittim, Bay Çapkın olmaya çalışıyordum. Yatak odasındaki tüm ışıkları kapattığını hatırlıyorum. Perdeleri açtı. Tepenin üzerinden tüm şehrin hattını görebiliyordum. Çok güzeldi. Bana gitmemi ve yatağa uzanmamı söyledi. Söylediğini yaptım. Yatağa uzandım. Yavaşça bana doğru geldi. Açmak için gömleğimin düğmesine dokundu. Ellerimi böyle yüzüme koydum. Ve inmelerine izin vermedim. Ve o da uzaklaştı. Benim bu iş için çok utangaç olduğumu biliyordu. İşte bunlar oldu.

Bashir : Hiç baştan çıkartılmış hissetmedin mi?

Jackson : Çok korkmuştum. Buna hazır olduğumu düşünmüyordum.

Şimdi alışveriş yapmak için inanılmaz bir yere gidiyoruz.

Bashir : Alış veriş yapmayı sever misin?

Jackson : Bayılırım.

Bashir : Alış veriş yapmanın nesini seviyorsun?

Jackson : Satın almayı çok fazla değil, ama cimri de değilimdir. İnsanların nasıl şeyler yaptıklarını görmeyi seviyorum. Elişçiliğini seviyorum, insanların elleri ve hayal gücüyle yapabildiklerini.

Bashir : Parayla aran hep iyi mi oldu?

Jackson : Evet, daha 12-13 yaşlarındayken 200,000 dolarlık çekler aldığımı hatırlıyorum. Ve bunları her ay alıyordum. Babam “ paranla ne yapmak istiyorsun?” diye sorardı. Ben de “tabi ki saklamalıyız” derdim.

Bashir : 12 yaşındaydın.

Bashir : satın almak istediğim şeyleri alabilmem için bana belli bir miktar verirdi. Ben de gidip sakız, şekerleme ve bunun gibi şeyler alırdım.

Bashir : Sence ne kadar edersin?

Jackson : yukarılarda bir şeyler!

Bashir : Hadi ama, ne kadar?

Jackson : Yapma Martin! Sadece gerçekten iyiyim.

Bashir : Bir milyar Dolar?

Jackson : Üstünde bir yerlerde.

Bashir : Bir milyar Doların üstünde mi?

Jackson : Evet.

Bashir : Tamam, hadi inelim.

Jackson’un en sevdiği alışveriş merkezine yöneldik. Bana ciddi miktarda para harcamak istediğini söyledi. Ve şaka yapmıyordu. Ve Michael Jackson dışarı çıktığında, her adımda ona selam vermek isteyen bir hayran vardır.

Hayran : “Ben” şarkını çok seviyorum. Gitarda çalardım. Her zaman. Benim adım Dave, Houston’danım.

Jackson : Öyle mi? Ne kadar önce?

Hayran : İlk çıktığında.

Jackson : Teşekkür ederim. Tanrı seni korusun. Onu ilk söylediğimde 12 yaşındaydım. Sen nerelisin?

Hayran : Houston, Texas. Kardeşim senin en büyük hayranın. Eğer şimdi burada olsaydı bebek gibi ağlıyor olurdu.

Bashir : Böyle şeylerle hep karşılaşıyor olmalısın. İnsanların sana gelmesi? Birinin sana gelip şarkılarını çok sevdiğini, onları gitarıyla çaldığını söylemesi güzel değil mi?

Jackson : Evet çok tatlı. Bak bu tavan yapma.

Bashir : İnanılmaz değil mi?

Jackson : Evet, bu çok güzel.

Bashir : Ama sanırım biraz yapışkan!

Jackson : Yapışkan mı? Sen aptal mısın?

Bashir : Mücevher almayı sever misin?

Jackson : Hayır. Annem, Elizabeth Taylor için evet. Çünkü Elizabeth mücevheri çok seviyor, annem mücevheri çok seviyor. Şu anda sevdiğim bir kıza mücevher alırdım.

Bashir : O da kim?

Jackson : Eğer şu anda sevdiğim birisi varsa

Bashir : Var mı?

Jackson : Şu anda? Hayır, şu anda yok. Henüz birini bulamadım.

Bashir : Kim bilir, hala zamanın var. Sen hala genç bir çocuksun.

Jackson : işte sevdiğim mağaza bu. Buradan bir sürü şey aldım.

Bu Las Vegas’ta Jackson’un en sevdiği mağaza, ve dünyanın en şanslı müdürü.

Jackson : Bunu satın aldım.

Bashir : bunu mu aldın? Bu bir küre değil mi?

Jackson : Yukarı çıkana kadar bekle. Seni yukarı çıkarıyorum. Bunu satın aldım. Bunu, bunu, bunu, şuradakini, bu masayı, şu satranç setini, güzel değil mi?

Bashir : Kütüphanendeki satranç seti?

Jackson : Bu daha büyük. Ben bunu satın aldım değil mi?

Bashir : Bu senin mi?

Jackson : Evet işte bu da bana ait olduğunu gösteren işaret.

Bashir : Peki bu ne kadar?

Jackson : Bunlardan ve şunlardan hiç aldık mı?

Bashir : Sadece 89,000 Dolar!

Satı : Hayır.

Jackson : Onu da listeye koyar mısınız?

Satı : Tabi ki.

Jackson : Eline bir kalem al, işaretle, ben unutuyorum.

Satı : şimdi listeyi alıyorum.

Jackson : Bunları aldık mı?

Satı : Sanmıyorum.

Jackson : Bunları çok sevdim. Neden sipariş etmiyoruz?

Bashir : Bunlar için yeterli yerin var mı?

Jackson : Evet var.

Bashir : Yani yerin var.

Jackson : Evet.

Bashir : Neverland’daki evde?

Jackson : Hayır, bular başka bir ev için.

Bashir : Başka bir ev?

Jackson : Evet. Biz bunları satın aldık değil mi?

Satı : Evet.

Jackson : Kendine ait olan şeyleri seviyorsun değil mi?

Jackson : Evet. Ve bunlar, bunlar, bunları aldık, bu masa, şunlar, şunlar...

Satı : Evet.

Jackson : Şu büyük mavi olanlara bak ne kadar güzeller değil mi?

Bashir : Aman tanrım bir de şunlara bakalım! Tanesi sadece 275,000 Dolar. Yani sadece bu ikisi yarım milyon Dolar.

Jackson : Ama bize indirim yapacak.

Bashir : Evet, bize biraz indirim yapması gerekecek.

Jackson : O pazarlığı seviyor. Ünlüler de pazarlık yapmayı severler.

Bashir : Sadece meraktan soruyorum, Michael Jackson ne kadar harcadı? Ortalama?

Satı : Şu anda elimde herhangi bir şey yok.

Bashir : Demek istediğim fiyatlara bakıldığında- birkaç milyon?

Satı : Söylemeye yetkim yok sanırım.

Jackson : Bunlar benim değil mi?

Bashir : sanki etrafını bir kralın evindeki eşyalarla çevreliyor gibisin değil mi, XIV. Lui gibisin.

Jackson : Bu benim zevkim.

Bashir : Belki de bir müşteriden sonra emekli olabilirsiniz değil mi?

Aşağı mı iniyorsun?

Jackson : Evet.

Bashir : Ya resimler Michael? Mobilyalarını seviyorsun. Sanırım bunları da istiyordun.

Jackson : bunları da aldık değil mi?

Bashir : Ya resimler Michael. Mobilyaları seviyorsun, ya resimler?

Jackson : Yağlıboya mı?

Bashir : evet yağlıboya.

Jackson : Bunu seviyorum çünkü Apollo’yu yıkıyorlar. Bu Apollo’ya benziyor. Ve kızlar da onu yıkıyorlar. Af edersiniz! Şunu ve şuradakini istiyorum. Çünkü heykeli satın aldım. Tüm mermer, gerçeğinden daha büyük ölçüde. Bu Apollo’nun yıkanışı değil mi?

Satı : Evet.

Michael kesinlikle sanattan anlıyor.

Bashir : Öyle görünüyor.

Sanırım mağazanın %80’i senin tarafından alındı değil mi?

Jackson : Evet, öyle de bakabilirsin.

Haberler yayıldı. Herkes Michael Jackson’u görebilmek için toplanmıştı. Onun çocukluğundan beri durum böyle. Ve sonra ne oldu da yüzü ile ilgili ömür boyu süren bu takıntısı başladı?

Jackson : kendime aynada hiç bakmazdım. Hiçbir zaman. Tüm ışıkları söndürürdüm, çünkü çok kötü sivilcelerim vardı, ve toplumun önüne çıkmak zordu. Bir keresinde hatırlıyorum bir havaalanındaydık, sanırım Virginia’daydı, bir bayan ağabeylerimi tanıdı ve şöyle dedi: “Aman Tanrım, Bu Jackson Five, Küçük Michael nerede?. Etrafta beni aradı, “Küçük Michael nerede?”, sonra birisi “İşte orada” deyince “ o da “öö, sana ne oldu?” dedi. Ve Tanrım işte orada ölebilirdim. Bayan bana tam olarak bunları söyledi.

Bashir : Baban ya da kardeşlerin bir ergen olarak senin dış görünümünle alay ettiler mi?

Jackson : Babam geçti. Ve bazı kuzenlerim geçti.

Bashir : Baban ne derdi?

Jackson : Tanrım! Bu çok utanç verici. Benimle oldukça kötü alay ederdi.

Bashir : Bu çok acımasızca, değil mi?

Jackson : Evet, beni incitirdi. Beni ne kadar incittiğini fark ettiğini sanmıyorum.

Bashir : Ne gibi şeyler söylerdi?

Jackson : Nasıl göründüğümle ilgili dalga geçerdi. “Benim tarafıma çekmemişsin, Kate’in tarafına çekmiş olmalısın” derdi. Her zaman Kate derdi, annemi kastederek. “bana çekmemişsin”. Ona: “kendimi iyi hissetmemi sağladığın için sağ ol” dedim. Gülmezdi bile. Sanırım insanlar bazen ne dediklerini düşünmüyorlar. Ve onun bir insan üzerindeki etkilerini. Ve kuzenlerimden biri beni her görüşünde böyle yapardı, sanki sivilcelerimi sıkmak istiyormuş gibi. Yatak odasına gider ve ağlardım.

Bashir : Babanın sana şişman bir burnun olduğunu söylediği doğru mu?

Jackson : evet.

Bashir : Ne derdi? Tam olarak ne derdi?

Jackson : “Tanrım senin burnun çok büyük, bana çekmemiş”.

Bashir : ergenlik çağındaki birini bu nasıl etkiliyordu?

Jackson : Ölmek istersin. Ve bir de bunların üstüne yüzbinlerce insanın önünde sahne almak zorundasın. Sadece düşünürdüm: “Tanrım bu çok zor”. Bir maske ile daha mutlu hissederdim.

Peki bu ergenlik deneyimleri ve spot ışıkları Michael Jackson’u yüzünü yeniden yapmaya, kendi maskesini oluşturmaya götürmüş müydü? Ona sormalıydım!

Bashir : “Michael Jackson küçükken siyah bir çocuktu, şimdi büyüdü ama beyaz bir insana benziyor” diyen insanlara ne demek istersin?

Jackson : Sanırım bunu Tanrıya sormalısın. Bunun benimle hiçbir ilgisi yok. Bu sadece cehalet.

Bashir : Bunun seninle ilgisi olmadığı da ne demek?

Jackson : Ergenlik çağını ben kontrol etmiyorum. Bende Vitiligo olmasını ben kontrol etmiyorum. Kaç tane beyaz insan, küçükken beyazdır, ve saatlerce güneşin altında oturarak siyah görünmeye çalışır, ve güneş yağı piyasası da multi milyon dolarlık bir piyasa, kimse buna bir şey demiyor? Onlar da yapıyor. Onlar olduklarından farklı görünmeye çalışıyorlar. Ama sanırım bu ok, değil mi?

Bashir : Sen olduğundan farklı mı görünmeye çalışıyorsun?

Jackson : Hayır

Bashir : Peki çenende dikişler olduğu gibi şeyler söylediklerinde?

Jackson : Aman Tanrım!

Bashir : yanağına gamze yaptırdığın, dudaklarını büyülttürdüğün...

Jackson : Lütfen, lütfen!!

Bashir : Göz kapaklarını yeniden yaptırdığın, bunların hiçbiri doğru değil mi?

Jackson : Bu aptalca. Tamamı b.k. kendileri ürettiler. Yalan söylüyorlar. Bana hiçbir konuda inanmak istemiyorlar. Sakalım biraz uzadığında insanlar “lazerle her kıl tanesini yüzüne kaynattı” dediler. Bunu nasıl anlayabilirsin? Artık sakal bile bırakamayacak mıyım? Cahil ahmak, her kim bunu yazdıysa. Bu aptallığa inanmayın. Paranızı buna harcamayın. Çünkü satın aldığınızda, gerçeklere dayanmayan bir şey satın alıyorsunuz. Gerçek bu değil. Bu sadece çöp.

Jackson’un açıklamalarıyla ikna olmamıştım, be tam olarak dürüst olmadığını seziyordum. Bitirmeden önce yüzü ile ilgili konulara dönmem gerektiğini biliyordum. Ama Jackson aniden reddedemeyeceğim bir şans önerdi. Bir sonraki gün, Jackson’un çocukları ile şehre gidecektim.

Michael Jackson’un çocukları ile tanışmak üzereydim. Prince Michael 1 ve Paris. Halk arasında sıkça görünmüyorlar.

Bashir : Hazır mısınız? Bu harika bir maske. Bir kelebek. Gel de bir bakayım. Gel buraya. Bu neden yapılmış?

Prince : Bilmiyorum.

Jackson bana çocukları asla dışarıya maskesiz göndererek kimliklerinin ortaya çıkmasına izin vermeyeceğini söyledi. Çocuklar, Jackson’un dermatoloji hemşiresi Debbie Rowe ile olan kısa evliliğinin meyveleri. Paris şu anda 4 yaşında, Prince de neredeyse 6.

Bashir : Star Wars ayakkabıların var!

Prince : Bölüm 2 değil ama.

Bashir : Bölüm 2 değil mi?

Prince : Bunu babam söyledi. Bana Örümcek Adam ayakkabıları da aldı.

Bashir : Sana Star Wars bölüm 2 ile ilgili ne söyledi? Neden Bölüm 2’yi sevmiyorsun?

Prince : Çünkü sıkıcı ve yavaş.

Bashir : Öyle mi?

Prince : ya böyle bir yargıya varmak için yeterli olduğunu düşündüren ne?

Jackson : Doğru olduğunu düşündüren ne? Haklı olduğuna emin misin?

Bashir : İyi bir fikri var.

Buradaki insanlar seninle konuşmak isteyebilir.

Jackson : Merhaba, o resimlerin beni ne kadar mutlu ettiğini bilemezsiniz. Ve yaptığınız o bannerlar!

zlar : Aslında bebek resimlerimiz bitiyor.

Bashir : siz İspanya’dan mısınız?

Michael Jackson hayranı mısınız?

zlar : İspanya bekliyor, oraya uzun zamandır uğramadın!

Jackson : İspanya çok tatlı bir yer. Çok güzel insanları var. Görüşmek üzere!!

Prince : Görüşürüz.

Bashir : Kendinize iyi bakın.

Bashir : Prince doğduğunda ağladın mı?

Jackson : Evet.

Bashir : Bana neler olduğunu anlatır mısın? Şimdi hatırlıyor musun?

Jackson : Elbette! Kocaman kafasıyla dışarı çıktı. Kafasını görür görmez büyükbabam ve kardeşim Randy aklıma geldi. Çünkü kafası tıpkı onlar gibiydi. Ve ben “Aman Tanrım” dedim. Sonra, benim çekmeme izin verdiler. Dışarı çıkardım ve leylek bacaklarına benzeyen bir makasla göbek bağını kestim. Onu eve götürmeye hazırdım. “hayır onu eve götüremezsiniz” dediler. “neden?” dedim, “sanırız ciddi bir problem var”, “Ne?”, “onu yoğun bakıma götürmeliyiz, doğru şekilde nefes almıyor. “oh, hayır!!!!”

J

2. CD

Jackson : “Tanrım lütfen bana hasta bir çocuk verme, lütfen” dedim. Ve bekledim. Bir saat, iki saat, üç saat, Dört saat, çok korkmuştum. Yaklaşık beş saat sonra bir hemşire geldi ve “Evet, artık eve gidebilirsiniz” dedi. Çok sevinmiştim.

Bashir : Sonra da Paris doğdu.

Jackson : Evet.

Bashir : Kızın

Jackson : Evet

Bashir : O nasıldı? Doğumunda orada mıydın?

Jackson : Elbette. Sihir gibiydi. Yanlış yönde çıktı. Yüzü ters yöne bakıyordu. Göbek bağı tarafından boğuluyor gibiydi. Ben de endişeliydim. Daha uzun sürdü. Ve onu eve götürürken çok heyecanlıydım, her şeyini ben temizledim. Denilebilir ki onu kaptım, eve götürdüm ve tüm vücudundaki kanı kendim temizledim.

Bashir : Şaka yapıyorsun!

Jackson : Evet, Şaka yapmıyorum. Ona bir havlu buldum ve koştum. Sorun olmayacağını söylediler. Her şeyin normal olduğunu söylediler. Sonra onu eve getirdim ve her yerini temizledim.

Bashir : Yeni doğmuştu!

Jackson : Biliyorum.

Bashir : Bunu neden yapmak istedin?

Jackson : Çünkü doğru olduğunu hissettim. Öyle olduğunu söylediler. Debbie olur dedi. Ve doktordan izin aldım. Sanırım kötü şeyler söylemelerinden korktum. Ancak kötü haber yoktu. “yaşıyoruz” dedim ve korktum. “kötü bir şey duymak istemiyorum” dedim “sadece git”

Bashir : Sanırım Debbie hala hastanedeydi çünkü yeni doğum yapmıştı.

Jackson : Evet

Bashir : Bebeği daha ilk dakikalarda kaybetme konusunda olur verdi mi?

Jackson : bana o söyledi.

Bashir : Sana bebeği almanı mı söyledi?

Jackson : Evet, dedi ki “yap, istediğinin bu olduğunu biliyorum”. “ben evet diyorum sen de diyor musun”, “elbette” dedi.

Bashir : Bu, bebeğiyle bir araya gelmesinden ne kadar önceydi?

Jackson : Teknik olarak bilmiyorum, kesin olarak hatırlamıyorum. Unuttum.

Jackson : bunu gördün mü? Ne kadar güzel olduğunu gördün mü? Buraya daha önce geldin mi?

Bashir : Hayır gelmedim.

Jackson : Şuna bak.

Bashir : İnanılmaz. Bahsettiğin mağaza bu mu?

Jackson : ilerde, yakında orada olacağız.

Bashir : Bahsettiğin tabut bu mu? Satın aldığın?

Jackson : Evet, muhteşem değil mi?

Bashir : Evet bir bakalım. İçeri girelim ve bakalım. Bu mu?

Jackson : Evet, muhteşem değil mi?

Bashir : Wow!

Jackson : Yüzüne bak, bu çok güzel.

Bashir : Bu gerçek bir tabut. Taklidi-

Jackson : Tutankamon, taklit evet. Ve bu altından.

Bashir : Ve sen bunu aldın?

Jackson : Evet.

Bashir : Neden aldın bunu?

Jackson : Çünkü ona bayıldım. Sanata bak, mükemmel. Tam bir sanat eseri.

Bashir : Böyle bir şeyin içine gömülmek ister miydin?

Jackson : Hayır ben hiçbir zaman gömülmek istemiyorum.

Bashir : Gerçekten mi?

Jackson : Evet

Bashir : Sana ne olmasını isterdin?

Michael : Sonsuza kadar yaşamak isterdim.

Bashir : Çocuklarını normal yetiştirmeye çalışıyor musun?

Jackson : Evet, elbette.

Bashir : Ya okul gibi şeyler, eğitim? Okula gidiyorlar mı?

Jackson : Evet okulları var.

Bashir : Peki ya normal bir okula gidiyorlar mı?

Jackson : Asla!

Bashir : Neden?

Jackson : Olmazdı

Bashir : Neden?

Jackson : Her gittiğimiz yerde Paparazzi tarafından kovalanırdık. Okulda heryerde basın istemiyorum. Çalılarda, ağaçlarda. Bana nasıl olduğunu gördüm. Aynını ve daha kötüsünü onlara yapıyorlar. Kıskançlıkla ya da öğretmenlerin “sana Michael Jackson’un çocuğu olduğun için farklı davranacağımı sanma” gibi laflarıyla uğraşmak istemiyorum. Onlar farklı davranılmak istemiyorlar. Bunlarla uğraşmalarını istemiyorum.

Bashir : Öyleyse gerçekten normal bir yaşantıları yok değil mi?

Jackson :Hayır, hayır.

Bashir : Elimi tut, benim ve babanın elini tut.

Jackson : Ona bırak dediğimde bırakmasını söyle. Çek, çekil, işte böyle yapıyor. Ona benim bazen imza dağıtmam gerektiğini söyle.

Bashir : Hayatının onlar üzerindeki etkilerinden endişe duyuyor musun? Sen bir starsın ve onlar da bunun bir parçası olmak zorunda. Başka seçenekleri yok.

Jackson : Evet öyle. Ve başarılı bir şekilde gitti, geçmişte, birçok kez. Bu senin kili, onların dünyasını nasıl şekillendirdiğin, ve birçok insan bunda oldukça başarılı oldu.

Jackson görüldüğü gibi baba olmayı çok seviyordu. Ve bana bir sürprizi vardı. Prince ve Paris’in yeni bir kardeşleri vardı. Ve o da otelde dadısı ile birlikteydi.

Bashir : Yakın zamanda üçüncü çocuğun oldu.

Jackson : Evet.

Bashir : Doğumu esnasında orada mıydın?

Jackson : Evet,

Bashir : Neye benziyor, ismi nedir?

Jackson : Prens 2. Michael, biz ona “Örtü” diyoruz.

Bashir : Örtü mü diyorsunuz?

Jackson : Evet.

Bashir : Neden ona Örtü diyorsunuz?

Jackson : Çünkü bu kelimeyi ailem ve çalışanlarıma da kullanıyorum. “beni örtmelisiniz, onu bir şeyle örtmelisiniz” diyorum, kastettiğim, Örtünün bir kutsama olması. Sevgi ve ilgi göstermenin bir yolu.

Bashir : Örtü’nün annesi kim?

Jackson : Örtü’nün annesini söyleyemem. Bombardımana uğrar. Kontrata bağlı bir anlaşmamız var , kim olduğu ile ilgili konuşamam. Bunu böyle çözdük.

Bashir : Senin ilişkide olduğun bir kişi miydi?

Jackson : Evet

Bashir : Ama sen bunu sakladın?

Jackson : Evet.

Bashir : Çünkü o kimsenin bilmesini istemiyor?

Jackson : Evet. Gazetelerde, tabloidlerde olmak istemiyor. İstemiyor ve ben de onu suçlamıyorum. Çünkü yorumlarının ne kadar pislik torbası olabileceğini biliyor ve –

Bashir : Annelerden herhangi biri şu anda seninle yaşıyor mu?

Jackson : Benimle yaşıyor mu? Hayır!

Bashir : sen ve çocuklar için bu zor değil mi?

Jackson : Hayır, neden zor olsun ki?

Bashir : Çocuklar annelerini aramıyorlar mı?

Jackson : Hayır, iyiler. Kaç tane çocuk, etrafta babası olmadan sadece annesiyle yaşıyor, kimse buna bir şey demiyor. İyi zaman geçiriyorlar.

Bashir : Demek ki sende durum tam tersi.

Jackson : Evet. Harika zaman geçiriyorlar. Hayatlarında yeterince kadın var. Her yerdeler. Evimin her yerinde kadınlar var. Tüm gün onlarlalar.

Bashir : çocuklarının hiçbirinin annesi olmamasının garip olduğunu söyleyen birine ne derdin?

Jackson : Yaptığın her şeyle ilgili insanların yargıları olabilir, bu da beni rahatsız etmiyor. Herşey birilerine göre gariptir. Bu röportaj da birilerine göre garip değil mi? Öyleyse kimin umurunda?

Binlerce mil uzakta, Jackson’un bir baba olarak davranışı ciddi problemler doğurmak üzereydi. Birkaç hafta sonra, Berlin’e onu görmeye gittim. Ve tam benim geldiğim sıralarda, bu olay gerçekleşti. Michael Jackson Berlin’deki bir otelin penceresinden yeni bebeğini sarkıtmıştı. Dışarıdaki hayranları çıldırıyordu odasına çıktığımda endişeliydim, daha önce görmediğim manik bir yanı vardı. Ve dışarıda çığlıklar atan kalabalığın ilgisi de hoşuna gidiyordu.

Bashir : Orada ne yazıyor? “Sizi tüm kalbimle seviyorum, Michael Jackson”, bu otelin yastığı mı?

Jackson : Evet

Bashir : Biraz önce ne söylüyorlardı?

Jackson : S------- basın, Michael sen Kralsın.

Bashir : s----- basın?

Jackson : S-------- basın, Michael sen Kralsın, bana sözleri söyletme.

Los Angeles’te bir mahkemede bir haftalık bir duruşmanın ardından Berlin’e gelmişti. Mahkeme olayı hakkında medya yorumu, yüzünün ayrılıkçı oluşu idi.

Bashir : Berlin hakkında ne düşünüyorsun?

Jackson : Berlin’i çok seviyorum.

Hayranları oteldeki idollerini bir kez daha görmek istiyorlardı. Yüzü hakkındaki yazıların onu incitip incitmediğini merak ettim.

Bashir : Davanın basın tarafından ele alınışı hakkında ne düşünüyorsun?

Jackson : hiçbirini görmedim. TV seyretmiyorum. Tabloidlere bakmıyorum. Tabloidlerden nefret ediyorum. Bence hepsini yakmalı. Onlardan dağlar yapıp yakmalı. İnsanlar bunun gerçekle ilgisi olmadığını bilmeli. Sansasyonalizm, bu cahillik. Gerçekten öyle. Lady Diana’ya da yaptılar. Sanki onlar tarafından avlandı.

Bashir : Senin dış görünümünle ilgili mahkemede büyük bir olay yaratmalarına ne diyorsun? Hikaye bundan ibaret galiba.

Jackson : Bak, bak!!!

Bashir : Ne yapıyordu o? Jackson dansı mı?

Jackson : her başladığında polis onu çekip götürüyor. Bir türlü devam edemiyor, zavallı adam. Ayak vuruşunu, dönüşü yapıyor ve sonra onu alıp götürüyorlar.

Bir restorana doğru yöneldik, Jackson’un hayranları oraya daha önce varmıştı. Aralarında bir numaralı hayranı da vardı ve en sonunda dansını gösterebildi.

Bashir : Bunu ne kadar zamandır yapıyorsun?

Hayran : Küçüklüğümden beri

Biz ayrıldığımızda, atmosfer ısınmaya başlıyordu.

Jackson : O posterlerden istiyorum, Haydi! Onu bana ver lütfen. Bebekler, daha fazla istiyorum.

Hayran : İsrail’den buraya kadar geldim.

Hayran 2 : Sarılabilir miyim?

Jackson : İzin verin girsin!

Hayran 2 : Seni seviyorum

Jackson : Ben seni daha çok seviyorum.

Jackson Otele geri dönerken, Örtü olayı ile ilgili bir anlaşmazlık olmuştu. Sonraki sabah, bana çocukları ile ne kadar ilgili olduğunu göstermeye kararlıydı.

Jackson : Seni seviyorum!!

Bashir : İşte burada.

Jackson : İşte biberonun!

Bashir : evet, şimdi şu şeyi çıkartalım,

Jackson : Hayır, Lütfen, ağlama, Örtü, Örtü, seni seviyorum. Ben çocuklarımı çok seviyorum. Hem de çok.

Bashir : Yemeğini beğeniyor u?

Jackson : Evet.

Bashir : İnsanların söylediği şeylerden haberin var mı?

Jackson : Tümü cahilce. Kendi çocuğuma ya da başka bir çocuğa asla bunu yapmam. Bu aptalca. Eğer onu balkondan atacak olsaydım neden yüzünü eşarpla kapladım? Aşağıdaki binlerce hayrana el sallıyorduk. Onlar tezahürat yapıyordu, çocuğumu görmek istediler. Onlara gösterdim. Masumca bir şey yaptım.

Bashir : Karnı aç değil mi?

Jackson : Sütü seviyor. Bu güzel. Teşekkürler.

Jackson’un davranışları beni alarma geçirmeye başlamıştı. O günün ilerleyen saatlerinde Paris be Prince’i Berlin hayvanat bahçesine götürdü. Bir aile gezisi olması gerekiyordu. Ama basın oradaydı. Birisi onlara tiyo vermişti. Michael gorilleri görmek istiyordu. Ancak gezinin kaosa dönmesi gerçeğine de çok kayıtsız kaldı.

Bashir : Tuttum seni, Prince bende!

Çocukların güvenliği için endişe duyarak, kendimi bir paparazzi selinin içinde buldum. Bu, iki küçük çocuğa göre bir gezi değildi, herkes bunu görebiliyordu, Jackson hariç.

Jackson’un Neverland’da tanıştığım aynı adam olduğuna inanmak çok güçtü. Bu garip davranışı ile ilgili ilk konuşma fırsatını o akşamki bir hayır açık artırması sırasında buldum.

Bashir : Bu günkü hayvanat bahçesi gezisi hakkında ne düşünüyorsun?

Jackson : Hayvanat bahçesine gitmeye bayılıyorum, zor olsa bile. Ancak gorilleri gördüğüm sürece mutluyum. Gorilleri çok seviyorum.

Bashir : Prince’in gözüne bir şey batmadı mı?

Jackson : Prince’in gözüne bir şey mi battı? Hayır?

Bashir : İyi mi?

Jackson : İyi.

Bashir : Çocuklar etrafındaki insanlar yüzünden çok baskı altındaydı.

Jackson : Biliyorum. Çok üzücü. Ama doğdukları gün onları çevrelediler, hastanenin etrafında uçan helikopterler vardı, iki sokak aşağıda uydular.

Bashir : Dadılar ya da korumalar onları yalnız götürseler daha kolay olmaz mı- bu gün yaşamak zorunda oldukları şeyi yaşatmak yerine?

Jackson : Hayır çünkü o riski alamam. Bir şey olursa bu benim suçum olmalı.

Bashir : Gerçekten mi? Yani yanlarında sen olmadan onların korumalarla dışarı çıkmasına izin vermez misin?

Jackson : Güvenlikte çok fazla, kelimeyi kullanmak istemiyorum.. ama sınırda yürümek zor olurdu. Çok kırılgan.

Bashir : Bu haftan çok zorlu geçti değil mi? Çünkü medya seni çocuklarına karşı sorumsuz olmakla suçluyor!

Jackson : Medya yanılıyor. Çocuklarımı seviyorum. Oğlumu sıkı ve kuvvetlice tutuyordum. Neden bir bebeği balkondan atayım ki? Bu duyduğum en aptalca hikaye. Çocuklarımı çok seviyorum, ve onlar da bunu biliyorlar. Bebeği görmeden iki dakika önce Prince de aynı şeyi yaptı ve –

Bashir : Gördüm.

Jackson : Ama onları sıkı tutuyordum.

Bashir : Fazla heyecanlanmış olabilir misin?

Jackson : Hayır!

Bashir : Neydi peki?

Jackson : Tezahürat yapıyorlardı. Çocuğu görmek istediler. Ben de gösterdim. Ama düşmesine izin verecek değilim.

Bashir : Ama aslında onlara bebeği göstermedin çünkü yüzü örtülüydü.

Jackson : Ruhu hissettiler. Ve o da karşılık verdi. Şarkı söyler gibi sesler çıkardı.

Çocukluğundan beri süren sahne yaşamı sayesinde, Jackson’u bu gün fazla şaşırtmamıştı. Ve Şov devam etti. Ceketlerinden birini bağışladı, 16,000 Pound’a alıcı buldu. Ve hayranları yine de ona ulaşmaya çalışıyorlardı.

Hayran : Seni seviyorum Michael, sana sarılabilir miyim?

Jackson : Elbette.

Hayran 2 : Almanya seni seviyor Michael!

Jackson : Ben de Almanya’yı seviyorum.

Berlin’deki son geceydi. Ve Jackson Almanya’nın Bambi Ödülleri için ana adaydı. Hayat boyu süren bir sanat yaşamı için ödüllendirilmek üzereydi. Ancak Jackson çok sıkıntılı görünüyordu. Ve ilk kez, kameraların kendisine odaklanmasını istemedi. Sadece hayranlarının bağlılığını görüntülememizi istiyordu.

Güvenlik görevlileri sahne arkasında son kontrollerini yaparken, ödülü için konuşmalar başladı. Ayrıntılı bir tanıtım organizasyonu hazırlanmıştı. Ancak Jackson’un Berlin’e yaptığı üzücü gezide, yine de gülünecek bir hatıra kaldı.

1. Sanatçı : Teşekkürler Michael, O kral!

2. Sanatçı : Bu kadar güzel bir şarkı yazdığın için teşekkürler Michael Jackson!

Tümü almanca olan seremonide, Jackson sahneye erken çıktı. Bu anlaşmazlık hepimiz için çok şaşırtıcıydı. İlk çağırılan isim o değil, ödülün sunucusu Boris Becker’di.

Becker : Milenyumun ilk ve tek Bambi pop starına, Michael Jackson!

Bu ödül, pop kralı olarak onun yerini sağlamlaştırmalıydı. Ama bu yolculuğun sonunda hiçbir yararı olmadı. Ve beni meşgul eden bir şey daha vardı. Neverland’da onun arkadaşlarından biriyle, 12 yaşında bir çocukla karşılaşmıştım.

Michael Jackson’u tanıdığım zaman içinde, hayatının çoğu yönünden bahsettik. Biri hariç. Çocuklarla olan ilişkisi. Benim için, belki de hikayenin en rahatsız edici tarafı.

Her zaman yaptığı gibi, bir grup mağdur çocuğu Neverland’a davet etti. Şanslarına inanamadılar.

Jackson : Eğer bu tarafa bakarsanız oyun odasını göreceksiniz. İşte orada. İçinde büyük bir makine var gördünüz mü? Ve bu da tenis kortu, hey, sıkı tutun, düşme!

Çocuk : Bizimle dans edecek misin?

Jackson : Aman Tanrım, siz de dans ederseniz, dans ederim,. Çünkü ben biraz utangacım.

Çocuk : Bizim için dans edecek misin?

Jackson : Sen de benimle dans etmelisin!

Çocuk : Bize nasıl Ay yürüyüşü (moonwalk) yapıldığını göster!

Jackson : ben nasıl moonwalk yapıldığını bilmiyorum. Sizden öğrendim. Tamam, daha kalkmayın, bir kez daha ötecek, evet şimdi inelim, Koşmayın! Ne yaparsanız yapın koşmayın!

Çocukların orada olmasından memnundu, Onlar da orada olmaktan.

Çocuk : Su araçlarınız var mı?

Jackson : Şu dağın arkasına bir su parkı yaptıracağım.

Çocuk : burada bir tane var mı?

Jackson : Hayır, yaptıracağım.

Çocuk : İstediğimiz şeye binebilir miyiz?

Jackson : Elbette!!

Çocuklar istediklerini aldılar. Ve her şey bedavaydı. Ve bir günlüğüne, Jackson onlardan biri oldu.

Problem şuydu, ben de herkes gibi, 10 yıl önce çocukların geceyi Neverland’da geçirdiğini biliyordum. Onlardan biri, 13 yaşında bir erkek çocuğu, Jackson’u cinsel tacizle suçladı. Ona milyonlarca dolara mal olan bir suçlama. Şimdi daha dikkatli davranacağını sanıyordum. Ancak çocukların hala bazen geceyi orada geçirdiğini öğrenince çok şaşırdım. Bazen evinde, bazen yatak odasında.

Bashir : Gavin, Michael’in çocuklara böylesine iyi bağlanmasını sağlayan şey nedir?

Gavin : Çünkü o kalben gerçek bir çocuk. Tıpkı çocuk gibi davranıyor. Bir çocuğun nasıl olduğunu biliyor. Bir çocuğun nasıl düşündüğünü biliyor. Bence sen sırf toplum “18 ve yukarısı yetişkindir” diyor diye yetişkin olmazsın. Sorun değil. Ne zaman istersen o zaman bir yetişkin olursun.

Jackson : bu harika değil mi? Artık hasta değil! Kanser yok. Hepsi geçti.

Kardeş : şimdi benden uzun boylu

Jackson : Ve ona öleceğini söylemişlerdi. Harika değil mi?

Kardeş : Aileme cenaze için hazırlanmalarını söylediler. Çünkü şansı yoktu.

Jackson : Ailene cenaze için hazırlanmasını söylediler?

Kardeş : Büyümeyeceğini, çocuk sahibi olmayacağını söylediler ama kemoterapi sırasında bile .........’i vardı.

Gavin : 1,25’ten 1,65’e uzadım.

Jackson : Gördün mü, tıp herşeyi bilmiyor.

Gavin’e göre, kanseri yenmesini Michael’in arkadaşlığı ve desteği sağlamıştı. O günden beri yakın arkadaşlar.

Bashir : Burada kaldığında evde mi kalıyorsun? Michael sana her şeyden faydalanma izni veriyor mu?

Gavin : Bir gece, onun odasında yatıp yatamayacağımı sordum. Odasını görmek için. “Michael, sen yatağında yat” dedim. O ise “hayır, sen yatakta yat” dedi. Ben de “hayır sen yatakta yat” deyince o “eğer beni seviyorsan yatakta sen yat” dedi. Ben “Adamım” dedim. Ve sonuç olarak yatakta ben yattım. O gece çok eğlenceliydi.

Jackson : Ben yerde yattım, rahatsız değildim değil mi?

Gavin : Hayır, tüm battaniyeleri yere koydun.

Bashir : Ama michael, sen 44 yaşındasın. Bundan ne zevk alıyorsun?

Gavin : O dört yaşında.

Jackson : Evet Dört yaşındayım. Sanırım onlar benden ne alıyorsa ben de onlardan onu alıyorum. Birçok kez söyledim, ilhamımın çoğunu çocuklardan alıyorum. Yazdığım tüm şarkılar, tüm danslarım, tüm şiirler, bu masumiyet düzeyinden ilham alınarak yapıldı. Bu bilinçli saflık. Ve çocuklarda bu var. Çocukların yüzünde Tanrıyı görüyorum. Ve etrafında olmayı da çok seviyorum.

Jackson : Siz hala geç mi yatıyorsunuz? Bazen sizin evinizi çok geç arıyorum.

Gavin : Evet.

Jackson : Ama bana geç aramamı sen söyledin.

Bashir : İnsanlar başka ailelerden çocukların senin evinde odanda kaldığını duyduklarında-

Jackson : Çok azı ama!

Bashir : Ama bazıları evet, ve “yetişkin birisinin bunu yapması uygun mu?” dediklerinde buna nasıl cevap verirsin?

Jackson : Onlar için üzülüyorum çünkü bu tek istediği insanlara yardım etmek olan birini yargılamak. Neden yatağını paylaşmayasın ki? Yapılabilecek en sevgi dolu şey birisi ile yatağını paylaşmaktır.

Bashir : Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?

Jackson : Evet, elbette.

Gavin : Kullandığın, her gece içine girdiğin şeyi veriyorsun. Uyuyorsun ve onu birisiyle paylaşıyorsun-

Jackson : “İstersen yatağımı alabilirsin. Orada uyu! Ben yerde de yatarım, sen yatakta yat.”her zaman daha iyisini arkadaşına ver. Tıpkı yerde yatmak üzereyken ona dediğim gibi, “sen yatakta yat ben yerde yatarım”.

Bashir : Onun kalabileceği yedek bir oda ya da ev yok mu?

Jackson : Tabi ki misafir odalarımız var ama çocuklar buraya geldiklerinde hep benimle yatmak istiyor. Misafir odasında kalmak istemiyor. Ve ben hiç onları odama davet etmedim. “bu gece seninle kalabilir miyiz?” diyorlar. Ben de “ailen için ok ise tabi ki” diyorum.

Bashir : Ailen senin burada Michael ile olmandan hoşnut mu?

Gavin : Evet annem oldukça mutlu. Onların mutlu olduğunu biliyorum çünkü ben mutluyum.

Bashir : Seninle geliyorlar mı?

Gavin : çoğu zaman ailemle değil, Michael’leyim.

Bashir : Ama onlar burada olmandan memnun?

Gavin : Evet.

Bu konuşmadan sonra çok kötü hissettim. Jackson’u takıntı olduğunu düşündüğüm çocuklarla ilgili bu şey ile ilgili karşıma almam gerektiğini biliyordum. Kaçınılmazdı. Yeni yılın başında, bu kez Miami Florida’da, Jackson benimle son kez görüşmeyi kabul etti. Cevap verilmemiş sorular vardı. Birçok. Hayatının dürüst olmadığını düşündüğüm yanları. Yüzü, plastik cerrahi ile ilgili inkarları, Örtü’nün annesi ile olan ilişkisi, ve tabi ki Neverland geceleri. Onu karşıma almak kolay olmayacaktı, ama olmalıydı.

Biz röportaja hazırlanırken, atmosfer oldukça gergindi. Bu kez, Jackson kendi ışık uzmanını getirtmişti. Belki de bunun bir sebebi vardı. Bazı zor soruların merkezinde kozmetik cerrahi olacaktı.

Bashir : Bir süre önce konuşurken, ergenlik dönemini nasıl geçirdiğini anlatmıştın. Çok kötü bir dönem yaşadın. Ve ben o dönemdeki bazı resimlerine baktım. Ve bir çok noktan vardı.

Jackson : Evet.

Bashir : Kullandığın şeylerden bir tanesi kesinlikle görüntünü değiştirmek. Fiziksel olarak değiştin değil mi? Eski fotoğrafların, onları gördüm-

Jackson : Onun adı ergenlik, büyüme ve değişme.

Bashir : Evet ama yüzünün şekli bile değişmiş.

Jackson : Hayır, değişmedi, yüzümde burnum hariç hiçbir yerde plastik cerrahi yok. O da nefes almama yardımcı oldu böylece daha yüksek oktavlara çıkabildim.

Bashir : Ama Michael, dürüstçe sadece bir ameliyat mı geçirdiğini söylüyorsun?

Jackson : İki

Bashir : İki ameliyat geçirdin.

Jackson : Hatırlayabildiğim kadarıyla. Evet sadece iki tane.

Bashir : Eğer ergenlik dönemi resimlerine bakarsak-

Jackson : Evet, ben değiştim, insanlar değişir.

Bashir : Ama hatta Thriller albümünü çıkarttıktan sonra bile, dudakların o zamana göre şimdi çok farklı.

Jackson : Hayır!

Bashir : Ama farklı görünüyorlar.

Jackson : Hayır özür dilerim.

Bashir : Öyle düşünmüyor musun?

Jackson : Hayır.

Bashir : Ama bilirsin, cidden bakıldığında, anlayabilirim-

Jackson : Ben dudaklarımdan memnunum.

Bashir : Dudakları boşver şimdi-

Jackson : Hollywood’daki herkes estetik ameliyat yaptırıyor. Plastik cerrahi Michael Jackson için icat edilmedi.

Bashir : Hayır, ben de öyle demiyorum. Ama söylemek istediğim, bazen insanlar ileri gider. Bazen, eğer çok paraları varsa, ve imkanları varsa, “evet birşeyler yapacağım” diye düşünürler. Özellikle de senin çocukluğun düşünüldüğünde. Konuştuğumuz sırada senin için ne kadar zor olduğunu anlamıştım bir çocuk olarak ne kadar mutsuz olduğunu. Bir ergen olarak görünümünden ne kadar mutsuz olduğunu. Bana neverland’da babanın seni aşağıladığını söyledin, Las Vegas’ta babanın burnunla ilgili konuştuğunu söyledin.

Jackson : Evet.

Bashir : Ve ben de neden görünümünü değiştirmek istediğini anlıyorum. Çok mantıklı. Ben de istemezdim-

Jackson : Sadece o, sadece burun. Hep diyorlar ki “neden sürekli değişiyorsun?” bu doğru değil. Sadece burnum.

Bashir : Yüzün şeklinin de farklı olmasına rağmen?

Jackson : Çünkü ben değiştim.

Bashir : Nasıl değiştin?

Jackson : küçük bir çocuktum.

Bashir : Hayır ben senin 20’li yaşlarda olduğun resimlerden bahsediyorum.

Jackson : Değişiyordum. Sana gerçeği söylüyorum. Yüzüme hiçbir şey yapmadım.

Bashir : Dürüstçe?

Jackson : Dürüstçe!

Ayrıldık, ama kısa bir süre için. Sırada çocuklarla ilgili endişelerim vardı.

Bashir : bir gün Prince ile konuşurken, bana annesi olmadığını söyledi.

Jackson : Annesi olmadığını söyledi öyle mi!

Bashir : Evet. “Prince, annen nerde?” diye sordum, o da bana “benim annem yok” dedi.

Jackson : Bu doğru.

Bashir : Bunu ona sen mi söyledin?

Jackson : Hayır.

Bashir : Sence “annem yok” derken ne demek istedi?

Jackson : Dediği gibi, annesi olmadığını.

Bashir : Peki sen çocuklarının bir anne ile bağlantılı olmalarından faydalanacaklarını düşünmüyor musun?

Jackson : Hayır çünkü o- gizli bilgi, bununla baş edemez.

Bashir : Kendi çocukları ile baş edemez mi?

Jackson : Onların kendi yanında olmaktansa benim yanımda olmalarını tercih eder.

Bashir : Onunla evlendiğinde çocuklarla ilişkisi olmasını istemediğini biliyor muydun?

Jackson : Evet bunu benim için yaptı. Benim için yaptı.

Bashir :Peki öyleyse sadece anlamam için-

Jackson : Ve o çok iyi bir insan aynı zamanda.

Bashir : Michael Jackson’un çocukları çok sevdiğini biliyordu.

Jackson : Evet.

Bashir : Ve Michael Jackson’un çocuk istediğini biliyordu.

Jackson : Evet. Benim baba olmaya ihtiyacım olduğunu söyledi.

Bashir : Senin baba olman gerektiğini söyledi. Onun anne olması gerektiğinden daha fazla mı?

Jackson : Evet ve bana hediye olarak bunu yapmak istedi.

Bashir : Hediye olarak mı?

Jackson : Evet

Bashir : Ne demek istiyorsun?

Jackson : Bir hediye. Elimde oyuncak bebeklerle geziyordum.

Bashir : Gerçekten mi?

Jackson : Evet, çocuk sahibi olmayı çok istedim.

Bashir : Az önce dedin ki, karın sana hediye olarak iki çocuk verdi, çünkü baba olmak istediğini biliyordu.

Jackson : Evet, çok güzel bir jest.

Bashir : Bu çok muhteşem bir jest.

Jackson : Evet. Vekil anneler var ve bunu her gün yapıyorlar. Dünyada her gün oluyor. Hatta şu anda bile.

Bashir : Örtü de bu şekilde mi doğdu?

Jackson : Vekil bir anne kullandım, kendi sperm hücrelerimle. Diğer çocuklarımda da kendi spermlerim var. Onlar benim çocuklarım. Ama vekil bir anne kullandım. O beni bilmiyor, ben de onu. Ve böylece o doğdu.

Bashir : Sadece meraktan soruyorum, anneyi neye göre seçiyorsun?

Jackson : Sağlıklı olduğu sürece bence sorun yok. Irkı hiç önemli değil. Sadece dedim ki “sağlıklı olduğu sürece ve şey yoksa-bilirsin, görüşü iyi ise, ve zeka seviyesi yüksek ise, ne kadar zeki olduğunu bilmek isterim”.

Bashir : Siyah bir anneyi vekili olarak kullanıp bir çocuk sahibi olur muydun?

Jackson : Tabi ki!

Bashir : Ama ben Örtü’yü gördüm ve sanırım annesi beyaz.

Jackson : Hayır, yanılıyorsun.

Bashir : Yanılıyor muyum? Gerçekten mi?

Jackson : Evet.

Bashir : Öyleyse Örtü’nün annesi zenci!

Jackson : Evet.

Bashir : Ama Örtü çok beyaz.

Jackson : Siyah insanlara renkli insanlar da denir çünkü birçok renkte geliriz, elim kadar beyazdan, gömleğin kadar siyaha kadar. Babamın gözleri maviydi. Ve Paris’i gördüklerinde Debbie’yi düşünüyorlar ama benim babam da olabilir.

Bashir : Gerçekten mi?

Jackson : Elbette.

Bashir : Peki sonraki çocuk ne zaman?

Jackson : Keşke bu gün olabilseydi.

Bashir : Gerçekten mi?

Jackson : Her kıtadan iki çocuk evlat edinmeyi düşünüyordum.

Bashir : Gerçekten mi?

Jackson : Evet, Bir kız ve bir erkek.

Bashir : Tüm kıtalardan?

Jackson : Tüm kıtalardan. Bu benim hayalim.

Ve son olarak Neverland’da 12 yaşındaki Gavin ile tanışmamıza geldik. Bunu kesinlikle son sekiz aydaki en rahatsız edici an olarak hatırlıyorum.

Bashir : Çocuklar hakkında konuşuyorken, Gavin’le tanıştık. Ve onunla tanışmak büyük bir şanstı çünkü hayatı acılarla geçmiş.

Jackson : Evet

Bashir : Gavin oradayken senin yatak odanı paylaştığından bahsettin.

Jackson : Evet.

Bashir : İnsanların neden bu konuda endişelenebileceğini anlayabiliyor musun?

Jackson : Çünkü cahiller.

Bashir : Ama sence de 44 yaşındaki bir kişinin kendisi ile hiç alakası olmayan bir çocukla yatağını paylaşması doğru mu?

Jackson : Bu çok güzel bir şey.

Bashir : Bu endişelenilecek bir şey değil mi?

Jackson : Neden endişeleneyim? Suçlu kim? Odadaki Karındeşen Jack kim?bir çocuğa yardım etmek isteyen adam mı? Ben yerde uyku tulumunda yatıyorum, ona yatağımı verdim, çünkü onun star adında bir kardeşi var. O ve Star yatağı aldı. Ve ben de yerde uyku tulumunda yattım.

Bashir : Hiç onlarla aynı yatakta yattın mı?

Jackson : Hayır ama birçok çocukla aynı yatakta yattım. Hepsiyle yatakta yattım. Macaulay Culkin küçükken, Kieren Culkin bir tarafta, Macaulay Culkin bir tarafta yatardı. O burada, kardeşi orada, ve biz yatağa girerdik. Ve sabah alacakaranlıkta uyanır, Balona binerdik ve-

Bashir : Bu doğru mu Michael?

Jackson : Çok doğru, çok sevgi dolu. Dünyanın ihtiyacı olan şey bu. Daha fazla sevgi.

Bashir : Dünyanın 44 yaşında, bir çocukla aynı yatakta yatan birine mi ihtiyacı var?

Jackson : Hayır, yanlış anlıyorsun.

Bashir : Anlat bana, bana yardım et.

Jackson : Bir sevgiyi paylaşmanın nesi yanlış? Sen kendi çocuklarınla ya da sevgiye ihtiyacı olan, güzel çocukluk geçiremeyen bir çocukla aynı yatakta yatmaz mısın?

Bashir : Hayır, yatman. Hayal bile kurmam-

Jackson : Çünkü duygusal olarak benim olduğum yerde değilsin.

Bashir : “kızımın arkadaşlarını ya da oğlumun arkadaşlarını davet ettim ve onlar bu gece benimle uyuyacak “ deseydim sence insanlar ne düşünürlerdi?

Jackson : Sadece iyi.

Bashir : Aileleri sence ne derdi?

Jackson : Eğer kaçıklarsa hayır derlerdi ama eğer aileye yakınsan, iyi tanıyorsan-

Bashir : Michael, ben çocuklarımın kimsenin yatağında yatmasını istemem.

Jackson : Ben eğer kişiyi iyi tanıyorsam önemsemem. Berry Gibb’e oldukça yakınım. Prince ve Paris istedikleri zaman onunla kalabilir. Benim çocuklarım her zaman başkaları ile yatıyorlar.

Bashir :Ve sen bundan mutlusun.

Jackson : Bence sorun yok. Onlar dürüst, tatlı insanlar. Onlar Karındeşen Jack değiller.

Bashir : Sanırım birçok insan için sorun 1993’te olanlar, ya da olmayanlar!

Jackson : Olmayanlar.

Bashir : Sadece o zamana geri git. Sana karşı yapılan suçlamaları ilk duyduğunda nasıl bir duyguydu?

Jackson : Şok ediciydi ama kanunen bu konu hakkında konuşamam.

Bashir : Peki söylenenler hakkında neler hissettin? Sana ne söylendiğini sormuyorum.

Jackson : Şok olmuştum çünkü Tanrı kalbimin içini ve çocukları ne kadar sevdiğimi biliyor.

Bashir : Zaten sorun da bu değil mi? Çocukları yatağına davet ettiğinde ne olacağını bilemezsin.

Jackson : Yatak dediğinde bunu cinsel bir şey olduğunu sanıyorsun. Bunu onlar cinsel yapıyor. Biz uyuyoruz. Onları yatırıyorum, müzik açıyoruz, ben bir kitap okuyorum, şömine ile çok tatlı bir ortam oluyor. Sıcak süt veriyorum, ve kurabiyeler. Bu çok asilce. Çok tatlı. Bu tüm dünyanın yapması gereken bir şey.

Bashir : Ama hapse girmemenin sebebi çocuğun ailesi ile maddi bir anlaşmaya varmış olman.

Jackson : Evet. Bunun da TV’de O.J. davası gibi sürmesini istemedim. Doğru değildi. Sadece dedim ki “bunu bitirelim, siz kendi yaşantınıza devam edin ben de benimkine. Yeterince uğraştım.”

Ona daha fazla soru sordum. Ama onun imzaladığı gizlilik anlaşması gereği ekrana getiremiyoruz. Sorularım onu oldukça üzdü.

Jackson : İnsanlar artık anneleriyle ya da babalarıyla sofraya bile oturmuyor. Aile bağı koptu. Dinle, ben okula tabanca ile giden çocuklara dikkat çekmek istiyorum. Onlar sevgi istiyor. Dokunulmak istiyorlar, sarılınmak istiyorlar. Ama onlar işleriyle meşgul. Onları evde bilgisayarın başında bırakıyorlar, her çeşit çılgınlığı yapıyorlar. Dünyamızı bu yok ediyor. Tekrar birleşmeliyiz. Bu çok önemli Martin!

Bashir : Bu neden senin için çok önemli?

Jackson : onların acısına çok duyarlıyım ve aileye önem veriyorum. Bu benim için çok şey ifade ediyor. Ve ben insanlara yardım etmek istiyorum. Onlara yardım etmek için ne yapabilirsem. Daha önce söylediğim ve milyonlarca kez tekrarladığım gibi: “Eğer bu dünyada hiç çocuk kalmasaydı, birisi çıkıp tüm çocukların öldüğünü anons etseydi, Balkondan aşağı atlardım, hemen. Ben biterdim. Biterdim”.

Ve böylece Michael Jackson’u bıraktım, o da Neverland’a dönmek için hazırlanıyordu. Fark ettim ki Neverland sadece Los Angeles’e yakın bir ev değil, Michael Jackson’un dünyası. Her nerede olursa olsun. Öyle bir yer ki inanılmaz zenginliği ona ne isterse, ne zaman isterse, ve nasıl isterse istesin sahip olma şansını veriyor. Kendi yarattığı ve çocukluktan beri içinde yaşadığı bir dünya.

Michael Jackson Hayranlari Internet Grubu MJTurkFan’in Hediyesidir.

http://www.mjturkfan.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder