Michael Jackson, pop krallığının, moda ikonluğunun çok ötesinde bir isimdi. Evet, dansın efendisiydi, müziği bir döneme damgasını vurdu. Nezaketi ve zarafeti ile gönüllerimizde taht kurdu. Çocukları çok sevdi, acı çeken çocuklar için gözyaşı döktü. “Heal The World” dedi, sosyal sorumluluklarını her zaman bildi. Çirkinliklere her zaman karşı çıktı. Çok defa hırpalandı; iftiralar yüzünden çok defa özür dilemek zorunda bırakıldı. Kötü sözlere, ithamlara maruz bırakıldı. Sevenleri de sevmeyenleri de genelde bunları konuştu. Pekâlâ ya Michael Jackson’ın sanat külliyatının altındaki gizli cevherleri, alt metinleri neden yorumlanmadı, okunmadı. Oysaki Michael Jackson’ın her eseri muazzam okumalar barındırıyordu. Sunduğu görsel şölenlerin arkasındakiler genelde gözden kaçtı veya yanlış anlaşıldı.
Gerek sinema, gerekse müzik sanatının, dansın ve görsel sanatların neredeyse tümünün önüne geçebilecek, modern dünyanın en önemli ve utanç verici dönemlerini lanetleyen Black Or White’ı ne kadar inceledik, ne kadar duyarlı olduk. Üzerine derin incelemeler yapılması gereken, her sahnesi başka bir tarihsel döneme açılan bu eseri anlamak, Michael Jackson duyarlılığında öncelikle çocuklar olmak üzere insan âlemine izlettirip anlatmak atlanmaması gereken bir husustur. Michael Jackson’ın anısı sadece dansları, figürleri, şovları ve hakkında çıkan asparagas haberleri ile değil, eserlerinin okunması, anlaşılması ve hissedilmesi ile yaşatılmalıdır.
Black Or White’ı da her Michael Jackson eseri gibi video klip yerine yine kısa metrajlı bir film olarak sıfatlandırmak en doğrusu olacaktır. Önemli yönetmenlerle çalışan Michael Jackson daha önce Thriller’da da beraber çalıştığı John Landis’e bu eserde tekrar kamerayı emanet eder. Animal House, The Blues Brothers, An American Werewolf in London gibi filmleriyle tanınan yönetmen Landis’in Jackson ile uyumundan video klip dünyasını sarsan ikinci önemli eser ortaya çıkar.
Michael Jackson’ın müthiş kişiselliği ile harmanlanıp müthiş derecede evrenselleşen çalışma siyah ya da beyaz olmanın önemsizliğine ısrarla dikkat çekerken, diğer yandan yerel dans figürlerini kendi stiliyle harmanlayan Michael’a gözlerimizin önünde adeta dünya ve tarih turu yaptırır.
Köklerini hiç bir zaman reddetmeyen Michael, turuna Afrika yerlileriyle başlar. Danslarını kovboylar tarafından etrafı sarılmış kızıl derililerle devam ettirirken, oradan Uzak Doğu’ya, Hindular’a ve Kazaklara kadar ulaşır. Israrla renklerin, ırkların önemsizliğine vurgu yapar. Neşeli renkler, ritim ve danslar eşliğinde devam eden video klip, ırklar arası geçişlerin olduğu meşhur “morphing” kısmına geçer. Bir dakika bile sürmeyen ancak hazırlanması haftalar süren bölümde değişik renkte ve ırkta simalar gözlerimizin önünden akıp gider. Döneminde büyük yankı uyandırmış, hayret ve hayranlık içerisinde izlediğimiz bölümle neşeli sekanslar sona erer. Bu ana kadar ki süreç gerek Michael Jackson’ın, gerekse çalışmanın neşesiyle barışa ve birlikteliğe davettir. Tüm insanlık âlemini bir araya getirip her zaman böyle mutlu ve kötülükten uzak kalmaya bir çağrıdır. Bitti sandığımız anda ise görüş alanımıza bir kara panter girer ve bir anda Michael’a dönüşür. Evet, neşe, mutluluk, barış ve sevgi her anımızın başköşesinde olmalı ancak bir de yaşanmışlıklar ve lanetlenmesi gerekenler vardır. Michael Jackson’ın dikkat çekmeye çalıştığı, bu hatırlanması gereken insanlık ayıplarını unutursak sevgi ve barışı asla yakalayamayız.
Michael’ın sessizliği bozan ve tek başına dans ettiği 4.5 dakikalık final şölenini anlamak, doğru okumak insan olmanın gereklerindendir aslında. Maalesef şiddet, cinsellik ve ırkçılık gibi öğelere gönderme yaptığı gerekçesiyle yasaklanan bölüm saklı kalmıştır, yasaklanmıştır ama aslında dünyanın tüm cevherlerinden daha değerli bir bölümdür. Evet, göndermedir ama onaylayan değil lanetleyen bir göndermedir.
Detaylara geçmeden önce nedir bu kara panter meselesi diyoruz ve küçük çaplı bir araştırmaya başlıyoruz…
Günümüze çok da uzak olmayan bir zamanda rengi daha koyu olan insanlar zorla yurtlarından çalınıp yenidünyaya getirilirler. Köle niyetine kullanılan, horlanan hatta insan olarak bile görülmeyen siyah tenli insanlar yüz yıllarca süren yaptırım ve eziyete karşı 1800’lü yıllarda pek organize olamasalar bile artık küçük çaplı tepkiler göstermeye başlarlar. Bu dağınık hareketlilik 1900’lerin ortalarına kadar sürer. 1955 itibari ile Amerika’daki siyahlar bu dağınıklıktan kurtulmaya, organize olmaya başlarlar.
Siyah bir kadına otobüste beyazlar tarafından yapılan sözlü saldırı sonrasında siyahlar otobüsleri boykotlar. Siyahlar ilk defa örgütlü olarak hareket etmeye başlamışlardır. Martin Luther King siyah hareketin önderidir artık. 1960'lara gelirken Luther King’in daha uzlaşmacı yaklaşımına karşı Malcolm-X'in daha radikal söylemleri siyahlar tarafından daha fazla benimsenecektir. Malcolm-X, Amerika'da bağımsız Siyah Cumhuriyeti kurulması için uğraş vermeye başlar. Yüzlerce yıllık öfke ve ezilmişlik siyah hareketin iyiden iyiye kendini göstermesine sebep olur. Siyahlara uygulanan şiddet, toplum içindeki gerginliği ateşe verir. Olaylar tüm hızıyla devam ederken ve siyahlar her gün daha sistemli bir şekilde örgütlenirken 1970’lere yaklaştığımızda Kara Panterler Partisi kurulur. Siyahlar artık tamamen örgütlenmiş gibidirler. Seslerini duyurabilecekleri bir oluşumları vardır. Sonrasında her ne kadar tam olarak hayata geçirilmese de ve nerdeyse sadece kâğıt üzerinde kalsa da siyahlara yazılı olarak insan olma hakları beyazlar tarafından tanınır. Kara panterler varlıklarını onaylatmışlardır artık.
Michael Jackson, Black Or White ile barışa ve sevgiye çağrı yaparken elbette ki şiddete, cinselliğe ve ırkçılığa onaylayan göndermeler yapmıyordu. Böyle bir çelişkinin bir arada olması mümkün olabilir miydi? Kara Panterler, Michael Jackson ile yeniden vücut buluyor ve tam tersine ırk ayrımcılığını, cinsiyet ayrımcılığını, her türlü ayrımcılığı ve şiddeti lanetliyordu. Şiddetçilerin şiddetini yok etme çabasından başka bir şey değildi. Siyah ya da beyaz, sarı ya da kızıl tüm insanların insan olduğunu, eşit olduğunu vurguluyordu...
Final sekanslarında Michael Jackson aslında bir kara panter olduğunun altını çizer gibiydi. Sinemasal olarak da müthiş olan bölüm aynı zamanda müthiş figürlerle birleşiyor, ses efektleri ve ritim sessizliği delip geçiyordu. Michael önce üzerinde Gamalı Haç olan camı patlatıyor, insanlık tarihinin en büyük ayıplarından birini en utanç verici olanını lanetliyordu. Hemen sonrasında “Nigger Go Home” yazılı camı parçalıyordu. Evlerinden çalınan ve zor ile getirildikleri topraklardan kovulan siyahlara karşı yapılmış bu çirkin tutumu lanetliyordu. Hiçbir söz, hiçbir kelime bu kadar etkili olamazdı. İsyanı büyüyen Michael, “KKK Rules” yazan kapıya, neredeyse ırkçılığın sembolüne dönüşmüş Ku Klux Klan örgütüne yöneliyordu. Önce barışa ve sevgiye çağrı yapan Michael Jackson hemen ardından insanoğlunun ayıplarını bu dünyadan silmeye herkesi davet ediyordu. Maalesef bu güzel anlatım döneminde yanlış anlaşıldı, yanlış yorumlandı ve yasaklandı. Bölümü video klipten kaldıran Michael Jackson eseri için herkesten özür diledi ve her zamanki gibi üzüntüsünü sineye çekti.
Black Or White son derece özenli hazırlanmış son derece önemli bir çalışma. Bugüne kadar yapılmış, yazılmış tüm çalışmalardan daha önemli çünkü dakikalarla sınırlı olmasına karşın içinde yüzyılları barındırıyor. Herkese, özellikle çocuklara izlettirilmeli. İyi ve kötünün altını çizerek, çirkinliklerin kötücüllüğünü göstererek, barışın ve sevginin her şeyin üstünde tutulması gerektiğini anlatarak izlettirilmeli. Michael Jackson’ı sevmenin ancak barış ve sevgiyle olabileceğini, tüm arzusunun çocukların ağlamadığı, her yerin barış ve sevgiyle sarıldığı bir dünya olduğunu anlatarak izlettirilmeli…
Kaynak; http://www.sinemaximum.com/sineyazi/459/it-don%E2%80%99t-matter-if-you%E2%80%99re-black-or-white-H.html
Yazar; Nesrin Yavaş DEMİRAY