Lisa Marie ve Michael'ın neden ayrıldığıyla ilgili bir konuda bu röportajın da adının geçmesi (dilerseniz o yorumlara
bu sayfadan ulaşabilirsiniz) ve mchljcksn arkadaşın isteği sonucu TV Guide'ın 1999'da MJ ile yaptığı röportajın çevirisini yaptım arkadaşlar. (Daha önceki "haber" niteliği taşıyan çevirileri de bu bölümde açmıştım, umarım yanlış yere açmıyorumdur bu başlığı...) İngilizce metin mchljcksn tarafından elime ulaştırılmıştır, kendisine teşekkür ederim.
Bir Zamanların ve Geleceğin Kralı
Efsane neredeyse tam olarak kavranamayacak kadar büyük ama daima büyüleyici. Peki magazin basını manşetleri sınırsız yeteneğini sıklıkla gölgede bırakan bu adamı, Michael Jackson'ı nasıl anlarız? Eski Jackson 5 vokali, 1982 çıkışlı albümü Thriller ile tek başına ününü zirveye taşıdı (aynı isimli klibi, TV Guide ve MTV tarafından tüm zamanların en iyisi seçildi). Daha sonra 1993'te 13 yaşındaki bir çocuk tarafından ortaya atılan çocuk tacizi iddiaları, imajını ağır ir şekilde lekeledi - Jackson tarafından şiddetle reddedilen bu iddialar, mahkeme dışında, açıklanmayan bir meblağ ödenerek kapatıldı. Yine de Jackson yoluna devam ediyor. Bir New York otelinin süitinde oturan ve utangaçlığıyla tanınan pop yıldızı, "neşeli, dans müziği, ilişkiler filan" olarak tanımladığı henüz adı koyulmamış gelecek bir CD'den ve kardeşleriyle yapılacak bir yeniden birleşme albümünden bahsederken karizmatik ve morali yüksek - hatta sıradan bir adam gibi. Bir de 19. yüzyıl yazarını canlandıracağı "The Nightmare of Edgar Allen Poe" var. Önümüzdeki sene çekimlerine başlanacak olan filmi, Poe'nun hayatını "çok ilginç" bulduğu için yapacağını söyleyen Jackson ciddi bir şekilde ekliyor, "risk alan sanatçıları severim".
TV Guide: "Thriller" müzik videosu anlayışını sonsuza kadar değiştirdi. Bu fikir aklınıza nereden geldi?
Michael: Abim Jackie evime geldi ve dedi ki: "TVdeki şu kanalı izliyor musun? Tek yaptıkları müzik çalmak. Adı MTV." Açıp baktım ve içeriğin ilginç olduğunu düşündüm. Hoşuma gitmeyen şey ise videoların bir dizi resimden oluşmasıydı; ben olsam, biraz eğlenceli bir şeyler yapardım diye düşündüm. Hayalim bir girişi, gelişmesi ve sonucu olan bir şey yapmaktı, kısa bir film gibi.
TV Guide: Hiç Thriller'ın ve o albümden çıkan videoların kariyerinizi roket hızıyla yükselişe geçireceğini düşünmüş müydünüz?
Michael: Albümün ne kadar satacağını gerçekten düşünmedim; sadece kendim görsem hoşuma gidecek bir şey yaratmak istedim. "Thriller" videosu için de asıl amacım korkunç, eğlenceli ve heyecanlı bir şeyler yapmaktı.
TV Guide: O zamanı nasıl hatırlıyorsunuz şimdi?
Michael: Hem mutlu hem mutsuz bir zaman olarak. Çünkü pek çok düşümün gerçekleştiği bir zamandı. İlgi de gerçekten harikaydı.
TV Guide: Mutsuz da olduğunu söylediniz.
Michael: Evet. Eğer tam olarak istediğimi elde edemezsem, moralim cidden bozulur.
TV Guide: Yani albüm hayal ettiğiniz gibi olmamış mıydı?
Michael: Tam olarak değil.
TV Guide: Hangi şarkılar sizi hayal kırıklığına uğrattı?
Michael: "Wanna Be Startin' Something." Şarkı yazmak, çok sinir bozucu bir sanat formu. Teybe tam olarak kafanızda çalan şeyi aktarabilmeniz lazım. Müziği burada duyduğumda (başını işaret ediyor) kulağa harika geliyor. Teybe bunun aynısını kaydetmeliyim. "The Girl Is Mine" (Paul McCartney ile olan düeti) tam olarak istediğim gibi değildi ama yine de güzel. Ama "Billie Jean" tam öyle. O şarkı üzerinde çok çalıştım. Sadece bası için 3 hafta uğraştım.
TV Guide: Eldiven, beyaz çoraplar, kırmızı ceket - kimin fikriydi bütün bunlar?
Michael: Eldiven sadece... İki tanedense, tekini takmanın daha karizma olacağını düşündüm. Hareketi vurgulamayı seviyorum. Göz, beyaz olanı takip ediyor - eldiveni yani. Ve ayaklar. Eğer dans ediyorsan, biraz ışıltıyla hareketlerine bir ünlem işareti koyabilirsin. Böylece beyaz çorapları giydim. Ceket içinse kıyafetleri hazırlayan insanlarla oturup, onlara bir düğmenin, tokanın ya da motifin nerede olmasını istediğimi anlattım.
Ama artık o görüntüye bürünmüyorum. Geçmişe takılı kalmak acıklı bir durum. Bu yüzden ödüllerimi eve koymuyorum. Depoda duruyorlar. Gururla şişinmek istemiyorum; çünkü o zaman başka ulaşılacak amaç kalmamış gibi hissederim. Ve bu doğru değil.
TV Guide: En yaratıcı zamanınızın daha gelmemiş olduğunu hissettiğiniz oluyor mu?
Michael: Bence en iyi çalışmalar geliyor ama başka alanlara girmek istiyorum. Ardı ardına pop albümleri yapmak istemiyorum.
TV Guide: Müzik olarak ilginç çalışmalar ortaya koyan sanatçılar var mı sizce?
Michael: Bazı çok yaratıcı fikirler var ama kimsenin yenilikçi olduğunu düşünmüyorum. Genellikle eskiyi alıp yeniyle karıştırmaya çalışıyorlar.
TV Guide: Birlikte çalışmak istediğiniz kimse var mı?
Michael: Beğendiğim pek çok sanatçı var, ama hayır.
TV Guide: En sevdiğiniz müzik hangisi?
Michael: Bilseniz şaşırırdınız. Bu sabah Rogers and Hammerstein mırıldanıyordum. Evde kendi kendime söylediğim şarkılar bunlar - "The Sound Of Music"den "My Favorite Things" ve "Absent Minded Me", şu Streisand şarkısı. Ayrıca eski büyük MGM müzikallerinin de hayranıyım. Müzikalleri seviyorum, melodiye hayranım.
TV Guide: Sahnede söylemeyi en çok sevdiğiniz şarkı hangisi?
Michael: "Billie Jean" ama sadece aynı şekilde yapmak zorunda olmadığımda. Seyirci belli bir şey bekliyor. O spot ışığın altında moonwalk yapmak zorundayım yani. (Gülüyor) Farklı bir versiyonunu yapmak isterim.
TV Guide: Bugünkü dinleyici kitleniz kim peki?
Michael: Bilmiyorum. Ben sadece harika müzikler yazmaya çalışıyorum; beğenirlerse beğeniyorlar. Demografisini düşünmüyorum. [Plak şirketi] işin o kısmını da düşündürtmeye çalışıyor bana, ama ben sadece dinlemekten hoşlanacağım şeyi yapıyorum.
TV Guide: Milenyumda yeni bir Michael olacak mı?
Michael: Evet, birkaç planım var. Sanırım daha önce yaptıklarımdan tamamen farklı olacak. Yeni albümde "I Have This Dream" adında bir şarkı var. Carol Bayer Sager and David Foster ile birlikte yazdığım, dünya ve çevreyle ilgili bir milenyum şarkısı.
TV Guide: Tekrar turneye çıkmayı düşünüyor musunuz?
Michael: Sanmıyorum. Benden çok şey götürüyor.
TV Guide: Halk içine kılık değiştirmeden çok nadiren çıkıyorsunuz. Neden?
Michael: Başka bir seçenek olduğunu sanmıyorum. Her şeyi denedim. (Gülüyor) Tüm vücudu kaplayan şişman adam tulumları, rahibeler, palyaçolar. Benim için en iyisi Cadılar Bayramı "şaka mı şeker mi" oyunları. Bir de Mardi Gras.
TV Guide: Sizce kendiniz olarak özgürce gezebilecek misiniz hiç?
Michael: Kılık değiştirmemin farklı nedenleri var - insanları gözlemleyi seviyorum, duvardaki bir sinek gibi olmayı. Bir bankta oturan yaşlı bayanlar ya da salıncakta sallanan bir çocuk da olsa hiç fark etmez. Çünkü günlük yaşamdaki bir duruma uyum sağlamanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum. Bir gün tepeden tırnağa kılık değiştirmiş bir halde bir müzik markete gittim ve orada benim albümüme bakıp benim hakkımda konuşan kızlar vardı. Tam yanlarında duruyordum. Harikaydı, çok eğlenmiştim. Ama kendim olarak dışarı çıkarsam hiç eğlenemiyorum. İnsanlar hep "Neden bir partiye gitmiyoruz?" diyorlar. Ama adımımı attığım anda parti sona eriyor - benim için. Bu parti onların partisi, hepsi kartvizitlerini suratıma dayayıp "Beni hatırladın mı? Dört yıl önce seninle şurada tanışmıştık" filan diyorlar, ben de "Hayır, hatırlamadım" diyorum. Bu yüzden bu tecrübeden zevk alamıyorum. Benim şarkılarımı çalmaya başlıyorlar. Kendi müziğimi dinlemek için gelmedim ki. Hepsi bir ağızdan bağırmaya başlıyor "Dans et!" E bir kere de ben sizin dansınızı göreyim, değişiklik olsun.
TV Guide: Basının olumsuz yaklaşımını düşünecek olursak, sizce insanlar sizi sadece müziğinizle mi değerlendirecek?
Michael: Sanmıyorum. Çünkü basın beni bir canavar gibi gösterdi, sanki tuhaf, acayip bir deliymişim gibi. Ama gerçek bu değil.
TV Guide: Bu izlenimi değiştirmek için yapabileceğiniz bir şey yok mu?
Michael: Tek yapabileceğim kendim olmak ve ruhumun derinliklerinden üretmek. Ama bunu da alıp çarpıtıyorlar.
TV Guide: Ama sizi garip biri olarak gören insanların düşüncesini değiştirebilecek ne olabilir? Sizin için "o acayip biri; evinde egzotik hayvanlar besliyor" diyenlerin ya da-
Michael: Hayvanları Tanrı yarattı. Onlar sevecen ve güzeller. Bu konuda antropolog Jane Goodall ya da diğer doğabilimcilerle aynı hisleri paylaşıyorum. Hayvanlara olan ilgimin garip ya da olağandışı olduğunu hiç düşünmüyorum.
TV Guide: Ya estetik ameliyatlar?
Michael: Bütün Hollywood estetik ameliyat oluyor! Neden beni ön plana çıkarıyorlar bilmiyorum. Basın bunu çok abarttı. Sadece burnumdan ameliyat oldum. Ama onlar her yerimden olmasını istiyorlar. Sadece burun onlar için yeterli değil. Elvis de burnunu yaptırmış - Lisa Marie (Presley. Jackson'un Mayıs 1994'ten Ocak 1996'ya kadar olan eski eşi) bana söylemişti. Ama bunu söylemiyorlar. Sadece benmişim gibi konuşuyorlar. Bu hiç adilce değil.
TV Guide: Peki, hazır Lisa Marie'den bahsetmişken, okuduğuma göre Lisa'nın sizden bir oğlu olmadığı için pişman olduğunu ve hala sizden bir çocuk yapmak isteyebileceğini söylemişsiniz. Bu doğru mu?
Michael: O zamanki duygularının böyle olduğunu hatırlıyorum. (Gülüyor) Ne dersem diyeyim, bu soruyla başım derde girecek. TV Guide'ın bir sonraki sayısının manşeti muhtemelen şöyle olacak: "Lisa Marie, Michael'ı bir daha asla görmek istemediğini söyledi!"
TV Guide: Şimdi arkadaş mısınız?
Michael: Lisa tatlı biri. Onu çok beğeniyorum ve arkadaşız. Yarının ne getireceğini kim bilebilir ki? Bugün neler hissettiğini bilmiyorum. Bu kadarını söyleyebilirim. Evime geliyor, (Jackson'un Kasım 1996'da evlendiği ve Ekim 1999'da boşandığı ikinci eşi Debbie Rowe'dan olan) çocukları görüyor, telefonda konuşuyoruz, bu tür şeyler işte.
TV Guide: Tekrar evlenmeyi düşünüyor musunuz?
Michael: Bu hoş olurdu.
TV Guide: Üçüncü evlilik için aradığınız nedir?
Michael: Etkilenmem lazım. O kişiyi görüp "işte bu o, doğru kişi" demem.
TV Guide: Her iki evliliğinizde de böyle mi hissettiniz?
Michael: Evet. Tabi.
TV Guide: Keşke hala evli olsaydım dediğiniz oluyor mu?
Michael: Evet. Ama en iyisi neyse onu yapmalısınız. Olan olmuştur. Buna saygı duymak lazım.
TV Guide: En yakın arkadaşlarınız kimler?
Michael: Tabi ki Elizabeth (Taylor). Her perşembe sinemaya gidiyoruz.
TV Guide: Normal bir sinemaya mı gidiyorsunuz?
Michael: Ben Warner Bros Stüdyolarına gitmek istiyorum ama o karşı çıkıyor. "Seni dışarı çıkarıyorum" diyor. Neresi olduğunu söylemeyeceğim bir yere gidip öylece salona giriyoruz. Genelde boş oluyor çünkü o saatlerde çoğu insan çalışıyor. [Sinema çalışanları] "Vay canına, buyurun, içeri girin" diye karşılıyorlar bizi ve asla para ödemiyoruz. Halbuki buna para ayırabilecek olan bizleriz. (Gülüyor)
TV Guide: Çocuklarınızdan bahsedelim (2 yaşındaki Prince Michael ve 1 yaşındaki Paris Katherine). Son zamanlarda gazetelerde çıkan şu iddiaları size sormak zorundayım; siz ve Debbie'nin çocukların biyolojik ebeveyni olmadığınız, Debbie'ye başka bir kadının yumurtalarının yerleştirildiği ve sonra da yapay döl kullanarak hamile kaldığıyla ilgili olanlar.
Michael: Bunlar tamamen zırvalık. Kesinlikle doğru değil.
TV Guide: Çocuklar sizinle birlikte Neverland'de mi yaşıyor?
Michael: İki hafta önce Neverland'deydiler. Sanırım ilk defa oranın evleri olduğunu anladılar. Orayı bir tür otel gibi bir yer sanıyorlardı. Her yerde otellerde kalıyoruz. Tren ve tren istasyonunun, lunaparkın onlar için olduğunu anlamamışlardı. Şimdi "Neverland'e gitmek istiyoruz!" diyorlar.
TV Guide: Karakter olarak nasıllar?
Michael: Prince bana bütün gün film yapmak istediğini söylüyor. Ben de ona bir kamera aldım. "Bu sefer ne çekiyoruz?" diye soruyorum, o da "Star Wars" diyor. Masaya oyuncak bebekleri koyup hareketler yaptırıyoruz. Paris yürümeye ve konuşmaya daha yeni başlıyor. Çok tatlı. Bebekleri sevmesi beni şaşırtıyor. Kızkardeşim Janet bu tür şeyleri sevmezdi. Erkek fatmaydı o. Paris'in de öyle olacağını sanıyordum ama olmadı.
TV Guide: Altlarını değiştirip, onları besleme işini siz mi yapıyorsunuz?
Michael: Evet, bunu seviyorum. Çok zor iş. Çocuk büyütmeyle ilgili çok şey okuduğum için hazırlıklı olduğumu sanıyordum ama hayal edebileceğimden çok daha heyecanlı bir işmiş. Pişman olduğum tek şey daha erken çocuk sahibi olmamış olmak.
TV Guide: Onlar için dans edip şarkı söylüyor musunuz?
Michael: Ağladıklarında onları bu şekilde susturuyorum. Dans etmeye başlarsam susuyorlar.
TV Guide: Daha çok çocuğunuz olmasını istiyor musunuz?
Michael: Kesinlikle. Babama [Joe] onun rekoruna erişeceğimi söylüyorum. Onun 10 tane çocuğu var.
TV Guide: Babanızla olan ilişkiniz şimdi nasıl? Bir süre aranız açıktı.
Michael: Şu anda aramız her zamankinden çok daha iyi. Sanırım zaman ve yaşın da etkisiyle gerçekten yumuşayıp iyi bir insan oldu. Bana "Nasılsın? Yemek yiyor musun? Sadece bunu öğrenmek istemiştim" diyebiliyor. "Kontratı imzaladın mı?" değil. Sadece iyi olup olmadığımı bilmek istiyor. Bence bu çok güzel. Annem [Katherine] ise mükemmel bir melek gibi.
TV Guide: 41 yaşında, mutlu musunuz?
Michael: Genellikle mutluyum. Ne olursa olsun hiçbir şeyin beni alt etmesine izin vemiyorum. Suyun sesini, kuşların cıvıltısını ve kahkaha seslerini duymayı seviyorum. Tüm gerçek, doğal ve masum şeyleri seviyorum. Bir parti ya da klübe asla gitmem. Bu tür şeyleri çocukken yapmıştım, artık bunları önemsemiyorum.
TV Guide: Yakınlarda söylediğiniz bir sözü çok sarsıcı buldum. "Dünya çocuklarına yardım etme arzum olmasa, pes edip kendimi öldürürdüm" demişsiniz. Gerçekten böyle mi hissediyorsunuz?
Michael: Her zaman böyle hissettim. Çünkü uğruna yaşayacak bir şey kalmadığını düşünürdüm.
TV Guide: Kendiniz ve yaratıcılığınız uğruna bile mi?
Michael: Umurumda olmazdı. Yarattığım her şeyin ilham kaynağı bu tür bir masumiyet. Ve doğa, bu her şey demek. Öyle olmalı. Yani her şey bundan ibaret.