Sayfalar

It Don’t Matter If You’re Black Or White


Tamamen kişisel bir yazı olduğunu, özellikle hayata veda etmesinin ardından Michael Jackson’ı hala magazin malzemesi yapanlara ve sadece bu açıdan anmanın ötesine geçemeyenlere karşı sitemkâr duygularla kaleme alınmış bir yazı olduğunu belirtmek isterim.

Michael Jackson, pop krallığının, moda ikonluğunun çok ötesinde bir isimdi. Evet, dansın efendisiydi, müziği bir döneme damgasını vurdu. Nezaketi ve zarafeti ile gönüllerimizde taht kurdu. Çocukları çok sevdi, acı çeken çocuklar için gözyaşı döktü. “Heal The World” dedi, sosyal sorumluluklarını her zaman bildi. Çirkinliklere her zaman karşı çıktı. Çok defa hırpalandı; iftiralar yüzünden çok defa özür dilemek zorunda bırakıldı. Kötü sözlere, ithamlara maruz bırakıldı. Sevenleri de sevmeyenleri de genelde bunları konuştu. Pekâlâ ya Michael Jackson’ın sanat külliyatının altındaki gizli cevherleri, alt metinleri neden yorumlanmadı, okunmadı. Oysaki Michael Jackson’ın her eseri muazzam okumalar barındırıyordu. Sunduğu görsel şölenlerin arkasındakiler genelde gözden kaçtı veya yanlış anlaşıldı.

Gerek sinema, gerekse müzik sanatının, dansın ve görsel sanatların neredeyse tümünün önüne geçebilecek, modern dünyanın en önemli ve utanç verici dönemlerini lanetleyen Black Or White’ı ne kadar inceledik, ne kadar duyarlı olduk. Üzerine derin incelemeler yapılması gereken, her sahnesi başka bir tarihsel döneme açılan bu eseri anlamak, Michael Jackson duyarlılığında öncelikle çocuklar olmak üzere insan âlemine izlettirip anlatmak atlanmaması gereken bir husustur. Michael Jackson’ın anısı sadece dansları, figürleri, şovları ve hakkında çıkan asparagas haberleri ile değil, eserlerinin okunması, anlaşılması ve hissedilmesi ile yaşatılmalıdır.

Black Or White’ı da her Michael Jackson eseri gibi video klip yerine yine kısa metrajlı bir film olarak sıfatlandırmak en doğrusu olacaktır. Önemli yönetmenlerle çalışan Michael Jackson daha önce Thriller’da da beraber çalıştığı John Landis’e bu eserde tekrar kamerayı emanet eder. Animal House, The Blues Brothers, An American Werewolf in London gibi filmleriyle tanınan yönetmen Landis’in Jackson ile uyumundan video klip dünyasını sarsan ikinci önemli eser ortaya çıkar.

Michael Jackson’ın müthiş kişiselliği ile harmanlanıp müthiş derecede evrenselleşen çalışma siyah ya da beyaz olmanın önemsizliğine ısrarla dikkat çekerken, diğer yandan yerel dans figürlerini kendi stiliyle harmanlayan Michael’a gözlerimizin önünde adeta dünya ve tarih turu yaptırır.

Köklerini hiç bir zaman reddetmeyen Michael, turuna Afrika yerlileriyle başlar. Danslarını kovboylar tarafından etrafı sarılmış kızıl derililerle devam ettirirken, oradan Uzak Doğu’ya, Hindular’a ve Kazaklara kadar ulaşır. Israrla renklerin, ırkların önemsizliğine vurgu yapar. Neşeli renkler, ritim ve danslar eşliğinde devam eden video klip, ırklar arası geçişlerin olduğu meşhur “morphing” kısmına geçer. Bir dakika bile sürmeyen ancak hazırlanması haftalar süren bölümde değişik renkte ve ırkta simalar gözlerimizin önünden akıp gider. Döneminde büyük yankı uyandırmış, hayret ve hayranlık içerisinde izlediğimiz bölümle neşeli sekanslar sona erer. Bu ana kadar ki süreç gerek Michael Jackson’ın, gerekse çalışmanın neşesiyle barışa ve birlikteliğe davettir. Tüm insanlık âlemini bir araya getirip her zaman böyle mutlu ve kötülükten uzak kalmaya bir çağrıdır. Bitti sandığımız anda ise görüş alanımıza bir kara panter girer ve bir anda Michael’a dönüşür. Evet, neşe, mutluluk, barış ve sevgi her anımızın başköşesinde olmalı ancak bir de yaşanmışlıklar ve lanetlenmesi gerekenler vardır. Michael Jackson’ın dikkat çekmeye çalıştığı, bu hatırlanması gereken insanlık ayıplarını unutursak sevgi ve barışı asla yakalayamayız.

Michael’ın sessizliği bozan ve tek başına dans ettiği 4.5 dakikalık final şölenini anlamak, doğru okumak insan olmanın gereklerindendir aslında. Maalesef şiddet, cinsellik ve ırkçılık gibi öğelere gönderme yaptığı gerekçesiyle yasaklanan bölüm saklı kalmıştır, yasaklanmıştır ama aslında dünyanın tüm cevherlerinden daha değerli bir bölümdür. Evet, göndermedir ama onaylayan değil lanetleyen bir göndermedir.

Detaylara geçmeden önce nedir bu kara panter meselesi diyoruz ve küçük çaplı bir araştırmaya başlıyoruz…

Günümüze çok da uzak olmayan bir zamanda rengi daha koyu olan insanlar zorla yurtlarından çalınıp yenidünyaya getirilirler. Köle niyetine kullanılan, horlanan hatta insan olarak bile görülmeyen siyah tenli insanlar yüz yıllarca süren yaptırım ve eziyete karşı 1800’lü yıllarda pek organize olamasalar bile artık küçük çaplı tepkiler göstermeye başlarlar. Bu dağınık hareketlilik 1900’lerin ortalarına kadar sürer. 1955 itibari ile Amerika’daki siyahlar bu dağınıklıktan kurtulmaya, organize olmaya başlarlar.

Siyah bir kadına otobüste beyazlar tarafından yapılan sözlü saldırı sonrasında siyahlar otobüsleri boykotlar. Siyahlar ilk defa örgütlü olarak hareket etmeye başlamışlardır. Martin Luther King siyah hareketin önderidir artık. 1960'lara gelirken Luther King’in daha uzlaşmacı yaklaşımına karşı Malcolm-X'in daha radikal söylemleri siyahlar tarafından daha fazla benimsenecektir. Malcolm-X, Amerika'da bağımsız Siyah Cumhuriyeti kurulması için uğraş vermeye başlar. Yüzlerce yıllık öfke ve ezilmişlik siyah hareketin iyiden iyiye kendini göstermesine sebep olur. Siyahlara uygulanan şiddet, toplum içindeki gerginliği ateşe verir. Olaylar tüm hızıyla devam ederken ve siyahlar her gün daha sistemli bir şekilde örgütlenirken 1970’lere yaklaştığımızda Kara Panterler Partisi kurulur. Siyahlar artık tamamen örgütlenmiş gibidirler. Seslerini duyurabilecekleri bir oluşumları vardır. Sonrasında her ne kadar tam olarak hayata geçirilmese de ve nerdeyse sadece kâğıt üzerinde kalsa da siyahlara yazılı olarak insan olma hakları beyazlar tarafından tanınır. Kara panterler varlıklarını onaylatmışlardır artık.

Michael Jackson, Black Or White ile barışa ve sevgiye çağrı yaparken elbette ki şiddete, cinselliğe ve ırkçılığa onaylayan göndermeler yapmıyordu. Böyle bir çelişkinin bir arada olması mümkün olabilir miydi? Kara Panterler, Michael Jackson ile yeniden vücut buluyor ve tam tersine ırk ayrımcılığını, cinsiyet ayrımcılığını, her türlü ayrımcılığı ve şiddeti lanetliyordu. Şiddetçilerin şiddetini yok etme çabasından başka bir şey değildi. Siyah ya da beyaz, sarı ya da kızıl tüm insanların insan olduğunu, eşit olduğunu vurguluyordu...

Final sekanslarında Michael Jackson aslında bir kara panter olduğunun altını çizer gibiydi. Sinemasal olarak da müthiş olan bölüm aynı zamanda müthiş figürlerle birleşiyor, ses efektleri ve ritim sessizliği delip geçiyordu. Michael önce üzerinde Gamalı Haç olan camı patlatıyor, insanlık tarihinin en büyük ayıplarından birini en utanç verici olanını lanetliyordu. Hemen sonrasında “Nigger Go Home” yazılı camı parçalıyordu. Evlerinden çalınan ve zor ile getirildikleri topraklardan kovulan siyahlara karşı yapılmış bu çirkin tutumu lanetliyordu. Hiçbir söz, hiçbir kelime bu kadar etkili olamazdı. İsyanı büyüyen Michael, “KKK Rules” yazan kapıya, neredeyse ırkçılığın sembolüne dönüşmüş Ku Klux Klan örgütüne yöneliyordu. Önce barışa ve sevgiye çağrı yapan Michael Jackson hemen ardından insanoğlunun ayıplarını bu dünyadan silmeye herkesi davet ediyordu. Maalesef bu güzel anlatım döneminde yanlış anlaşıldı, yanlış yorumlandı ve yasaklandı. Bölümü video klipten kaldıran Michael Jackson eseri için herkesten özür diledi ve her zamanki gibi üzüntüsünü sineye çekti.

Black Or White son derece özenli hazırlanmış son derece önemli bir çalışma. Bugüne kadar yapılmış, yazılmış tüm çalışmalardan daha önemli çünkü dakikalarla sınırlı olmasına karşın içinde yüzyılları barındırıyor. Herkese, özellikle çocuklara izlettirilmeli. İyi ve kötünün altını çizerek, çirkinliklerin kötücüllüğünü göstererek, barışın ve sevginin her şeyin üstünde tutulması gerektiğini anlatarak izlettirilmeli. Michael Jackson’ı sevmenin ancak barış ve sevgiyle olabileceğini, tüm arzusunun çocukların ağlamadığı, her yerin barış ve sevgiyle sarıldığı bir dünya olduğunu anlatarak izlettirilmeli…


Kaynak; http://www.sinemaximum.com/sineyazi/459/it-don%E2%80%99t-matter-if-you%E2%80%99re-black-or-white-H.html

Yazar; Nesrin Yavaş DEMİRAY

Michael Jackson'un Eski Menajerinden Açıklamalar

1984-1989 arası MJ'nin menajerliğini yürüten Dileo,"This is it" konserleri için yeniden Michael'a yardımcı olarak menajerliğine geri dönmüştü.

Michael ile nasıl yeniden biraraya geldiniz?"

-Birkaç yıl önce Michael beni aradı,Bahreyn'den yeni dönmüştü.Havadan sudan konuşuyorduk,sonra tekrar aradı ve film projeleri üzerine konuşmaya başladık.Elimizde işleyip,üreteceğimiz birkaç senaryo vardı.Sonra bu konserlerle ilgilenmeye başladı.Mart'ta beni tekrar aradı. "Frank,tecrübeli birine ihtiyacım var,bana tekrar menajerlik yapıp,işlerimi yürütebilir misin?" diye sordu.Ve cevabım "Tabi ki" oldu. İçeri girdiğimde,herşey imzalanmıştı.Dr. Thome-Thome (hakkında konuşmak istemediğim birisi) programı ve tarihleri yanlış hesaplıyordu.Oysa tarihler benim önemsediğim bir konuydu.Çünkü biliyordum ki Michael iki haftadan daha az bir sürede arka arkaya 2 konser çıkaramazdı.
-------"Hazırlık aşamasında birçok tecrübeleriniz olmuş"

Evet,Michael iyi durumdaydı,Lou Ferrigno ile çalışıyordu.İşi bittikten sonra her gün 3 saat dans ediyordu.Hazırlanmıştı.Tüm şarkılarının koreografilerini izliyordu,yönetiyordu.Son haftalarda dışarı bile çıkmıyordu.Ölmeden önceki gece,10-11 şarkıyı bitirdikten sonra merdivenlerden aşağı indi,kucaklaştık.Bizi giysi odasına götürdü.Bana "Frank,hazırım,50 şovu da çıkaracağım,yapamayacağımı düşünme bile!" beraber 50 konserden sonra stadyumlarda da konser verme olasılığını konuştuk.. "Frank,Daha mutlu olamazdım,geriye dönüp baktığında herşey çok iyi gidiyor,tünelin ucunu görebiliriyorum..bunu geçmişte bir kez yaptık,yine yapabiliriz." ve bu onu son görüşümdü..
-------"Çocukların reaksiyonları nasıldı Michael'ın ölümünden sonra?"

Nasıl olduğunu düşünebiliyorsanız öyle..Beni gördüklerinde bana doğru koştular,tutundular,ağlıyorlardı.Sonunda eve ilk ulaşanlar Jermaine,La toya ve Randy oldu..Evdeki çalışanlardan bilgi almaya çalışırlarken ben de basının bilgi sızdırmasını engellemeye çalışıyordum. Sonra çocukların babalarını görmek istediğini söylediler.Michael'ı bir odaya götürdüler.İçeri ilk ben girdim ve dostumla vedalaştım,ona sarıldım..son kez güle güle demek istedim.. 20 dakika sonra ailenin diğer üyeleri ve çocuklar girdiler odaya..80'lerden beri arkadaşımdı,hiçbir zaman benim müşterim olmadı,benim dostumdu..Daima dostumdu...
------------"Soruşturmaları yürütülen iki doktor hakkında ne biliyorsunuz?"

Yıllarca doktor Arnold Klein'a gidiyordu Michael.. Dr. Murray ile ne zaman ve nasıl tanıştılar bilemiyorum.Michael onu bana getirmişti.Çünkü AEG ile yaptığı kontratta Londra'da yanında doktor bulundurmasının şart olduğu yazıyordu.Dr. Murray'i istediğini söyledi.Onun aile doktorları olduğunu,onlarla kaldığını söyledi.Fakat çok para istiyordu doktor.. Michael'a doktora verdiğim parayla bir hastaneyi satın alabileceğimi söyledim..

-------"Dr. Murray Michael'ı canlı gören son kişi"

Evet,öyle..Hiçkimse o odada ne olduğunu bilmiyor.Toksikoloji ve otopsi sonuçlarını bekliyoruz.İlk otopsi sonuçları elimde ve okuduğum kadarıyla Michael'ın iç organları iyi durumda yani ciğerleri iyi,kalbi güçlü.. Bana kalp krizi geçirmediğini söylediler.Ölümün allerjik bir reaksiyon sonucu ya da birkaç şeyin yanlış karışımıyla geçekleşebileceğini söylediler.(kan zehirlenmesi

Michael Jackson 2001 Oxford Üniversitesinde yaptığı konuşmanın türkçe çevirisi

Teşekkürler,teşekkürler sevgili arkadaşlar,kalbimin en derininden bu kadar sevecen,bu kadar içten bir hoş geldinize teşekkür ediyorum..ve sayın Başkan, kabul etmekten şeref duyduğum nazik davetiniz için size de teşekkürler..11 yıldır bir parti lideri gibi bana “Heal the World” projesi için destek veren Shmuley’e de teşekkürümü bildirmek istiyorum.Sen ve ben “Heal the Kids”’i oluştururken çok çalıştık, kitap yazmamızın yanı sıra tüm girişimlerimizde hep yanımızda olan destekçi ve sevecen bir dosttun.Aynı zamanda Toba Friedman’a da teşekkür etmek istiyorum.

Ben Albert Einstein;rahibe Teresa,Malcolm X,Ronald Reagan gibi tanınmış simaların doldurduğu böyle bir yerde ders verme konusunda oldukça mütevaziyim..Kurbağa Kermit’in bile burada konuştuğunu duyduğumda,Kermit’in “yeşil olmak kolay değil” mesajıyla bir yakınlık hissettim,eminim o da yeşil olmayı burada konuşmaktan daha kolay bulmamıştır benim gibi...
Zannediyorum ki,bu akşam size bahsedeceklerimin listesini saymakla başlamalıyım önce..Arkadaşlar,bu salonda daha önce konuşan akademik uzmanlığa sahip konuşmacılar kadar bir şey iddia etmiyorum size.. Benim tek iddiam,birçok insanın göremeyeceği kadar çok yer ve kültür tecrübesine sahip olmamdır..İnsanın bilgisi,ilerlemesi sadece kütüphanelere,kağıt ya da mürekkebe bağlı değil..İnsan kalbiyle yazılmış,onun ruhuna işleyen bilgileri de kapsıyor..

Ve arkadaşlar,kısacık ömrümde çok sık yüz yüze geldiğim bir gerçek var; hala sadece 42 yaşımda olduğuma inanamıyorum.Bunu Shmuley’e de sık söylerim, benim ruh yaşım en azından 80’lerde... ve bu gece buraya 80’inde biri gibi yürüyerek geldim (sakat ayağını kastederek) Lütfen bu mesajıma kulak verin,çünkü size anlatacaklarım, gezegenimizi,insanlığı iyileştirip,kendine getirebilir..

Tanrı’nın lütfuyla,çok erken yaşlarda artistik ve profesyonel kabiliyetimin farkına vardım,kısmetliydim.Fakat elde ettiğim başarı sadece benim nasıl biri olduğumla eşdeğer değil,dostlarım da başarımda pay sahibi..

Bu gece buraya bir pop ikonundan çok ( ya da nasıl adlandırıyorsanız) bir jenerasyonun ikonu,çocuk olmayı fazla bilmeyen bir jenerasyonun ikonu sıfatıyla geldim..Hepimiz,çocukluğumuzun ürünleriyiz..Fakat ben ;dünyayı umursamadan gülüp oynanan,anne-baba ve akrabalarla tadını çıkaran,değerli ve harika bir çağın yokluğunu çeken,çocukluğundan mahrum kalmış bir ürünüm..Hepiniz bana Jacksons 5 döneminden beri aşinasınız, 5 yaşından beri bu grupta yer alıp şarkı söylemeye,dans etmeye başladım ve bir daha da bırakamadım.O günden bugüne kadar bende değişmeyen bir şey kaldı;Tipik küçük bir çocuk olmak istiyordum,,ağaçlara tırmanmak,içi su dolu balonlarla oynamak,arkadaşlarımdan bir şey saklamak,ya da onları kovalamak....Fakat kader beni başka türlü bir yola soktu ve tek yapabildiğim çevremdeki gülüşmelere ve oyun zamanlarına imrenerek bakmak oldu..Profesyonel yaşamımda dinlenme-erteleme yoktu..

Ünlü olduğumdan beri, şişman bir takımın içine girip kılık kıyafet değiştirerek,sakal ve gözlük takarak Güney California’nın kenar mahallelerinde kapı kapı dolaşır magazin dergisi dağıtımı yapar,günümü geçirirdim..Bu kenar mahalle evlerine ayak basmayı seviyordum,oradaki çocuklarla Monopoly oynamayı,büyük anneler gibi bakıcılık yapmayı... Birçoğunuza bunlar önemsizmiş gibi gelir,ama ben büyüleniyordum onlardan..

Çocukluğunu yaşayamayan bir ben varım diye düşünürdüm bazen, ta ki 1930-40’lı yılların ünlü çocuk sinema yıldızı Shirley Temple ile tanışana kadar..ilk tanışmamızda birbirimize baktık sadece,bir şey söyleyemedik,sonra sarıldık ve ağlamaya başladık...benimle aynı acıyı paylaşıyordu tıpkı yakın dostlarım Elizabeth Taylor ve Macaulay Culkin gibi..

Tüm bunları sizin sempatinizi kazanmak için anlatmıyorum fakat üzerinizde bir etki bırakmam ilk önemli hedefimdi.- Bugün sadece Hollywood çocuk yıldızları olmayan çocukluklarından acı çekmiyor,bu evrensel bir felaket,küresel bir facia..Çocukluk,modern zaman yaşayışının en büyük kanayan yaralarından biri..Çok çocuk yapıyoruz ama onlara istedikleri eğlenceyi veremiyor ,haklarını aramayı sağlamıyor,özürlüklerine izin vermiyor,çocuk olmanın ne demek olduğunu öğretemiyoruz..

Yaklaşık 12 yıl önce, BAD dünya turuna henüz başlamak üzereyken,küçük bir çocuk anne-babasıyla beni California’daki evimde ziyaret etti.Kanserden tükeniyordu,benim müziğimi ve beni ne kadar sevdiğini söyledi. Ailesi,bana çocuğun yaşayacak fazla zamanı kalmadığını,her gün ölmek istediğini anlattılar. Ona döndüm ve şöyle dedim; “Bak,3 ay içinde konser turumu başlatmak için senin Kansas’taki kasabana geleceğim.Senin de şova gelmeni istiyorum.Sana kliplerimden birinde giydiğim ceketimi vereceğim”. Gözleri çok bitkin bakıyordu “Bana bunu verecek misin gerçekten?” dedi..Ben de “Evet,vereceğim ama önce söz ver,şovumda bu ceketi giyeceksin.” Onun dayanmasını,kendisini bırakmamasını sağlamaya çalışıyordum.”Şovuma geldiğinde bu ceketi ve eldiveni senin üzerinde görmek istiyorum” dedim..ve ona yapay elmas taşlı eldivenlerimden birini verdim..-genellikle asla eldivenlerimi vermem-Çocuk cennette gibiydi..

Fakat belki de şimdi cennettedir..Çünkü yaşadığı kasabaya gittiğimde onun öldüğünü öğrendim.Ve ailesi onu eldivenimle beraber toprağa vermiş.Sadece 10 yaşındaydı hayranım..Tanrı şahittir ve ben de şahidim ki o yaşamak için elinden geleni yaptı.Fakat en azından ölürken sevildiğini biliyordu,sadece ailesi tarafından değil,benim tarafımdan da..ben de onu sevmiştim.Bu dünyaya yalnız gelmedi...yalnız da terk etmedi..

Bu dünyaya sevildiğinizi bilerek girerseniz,aynı şekilde bunu bilerek ayrılırsınız,bir profesör sizin notunuzu kırabilir,kırılan olmayacaksınız ,patronunuz sizi itip kakabilir,fakat ezilen olmayacaksınız.Kavgacı bir grup sizi alt edebilir,fakat yeni zaferler sizi bekler..Nasıl bunlar sizin şevkinizi kırabilir ve sizi aşağıya çekebilir?

Sevginin en değerli nesnelerisiniz..Fakat sevildiğinizi hafızanızda tutamıyorsanız,dünyanızı bir şeylerle doldurmaya mahkumsunuz.Ne kadar paraya sahip olduğunuzun ya da ne kadar ünlü olduğunuzun hiçbir önemi yok,hala boş hissedeceksiniz kendinizi.Araştırmanız gereken şey kayıtsız şartsız “sevgi”,koşulsuz teslim..

Arkadaşlar size bir resim çizmeme izin verin,Tipik bir Amerikan resmi, -20 yaş altındaki altı genç intihar edecek,12 çocuk ateşli silahlardan ölecek,1352 bebek henüz ergenlik dönemindeki genç annelerden dünyaya gelecek,399 çocuk uyuşturucu kullanmaktan yakalanacak.- Hesap edin yıl değil 1 gün sadece...Bunlar dünya tarihinin en zengin,en gelişmiş ülkelerinden birinde oluyor.

Biz kendimize şu soruyu sormuyoruz;bu kadar acı,kızgınlık,şiddet nereden geliyor?Besbelli olan bir şey var: Çocuklar ihmalkarlığa aynı gürültüyle cevap veriyor,aldırmazlığa karşı sarsılıyor ve fark edilmek için avazı çıktığı kadar ağlıyor...Amerika’da birçok çocuk koruma uzmanının söylediği gibi milyonlarca çocuk kötü muamele kurbanı...Evet umursamazlık...
Zengin,seçkin her yeri elektronik eşyalarla boğulmuş evlerde,anne-baba eve geldiğinde akılları hala ofislerinde..ve onların çocukları?Evet duygusuzca,umarsızca her şeyi yapabilirler,Tv,bilgisayar oyunları,videolar,seçenekler sonsuz...

Henüz çok küçükken hatırlıyorum,deli,ahmak bir köpek vardı adını “Kara kız” koymuştuk..Kurt-retriever kırmasıydı...Sadece bir koruma köpeği değil,korkutucu bir yanı olan ve sinirli bir köpekti.Kardeşim Janet ve ben bu köpeğe aşırı derecede sevgi gösteriyorduk,fakat asla onun güvenini kazanamadık,çünkü önceki sahibinden inanılmaz kötü muamele görmüş bir köpekti..Sahibinin onu dövdüğünü biliyorduk. Nasıl dövdüğünü bilmiyorduk ama zavallı hayvanın içindeki sevgiye cevap verme duygusu körelmiş gibiydi..

Bugün bir çok çocuk yavru hayvanları seveyim derken onların canını yakıyor,sevgi ihtiyaçlarını karşılayayım derken onların da aileleri olabileceğini hesaba katmıyorlar.Kendi planları ölçüsünde onları ailelerinden ayırıyorlar.Çocuklar kendi bağımsızlıklarını ilan etmeye çalışıyorlar.Erken yaşta evlerinden ayrılıp,ailelerini arkalarında bırakıyorlar..

Benim cennet gibi bir çocukluk geçirmediğimi duyduğunuzda belki fazla şaşırmayacaksınızdır. İlişkilerimdeki gerginliğin tek sebebi babamdır.Babam sert bir adamdır,küçükken kardeşlerimi ve beni zorla iteklerdi,en iyi dans performansını sergilememiz için..çok erken yaşlarda..

Şevkatini göstermekte çok zorlanırdı babam.Asla bana beni sevdiğini söylemedi ve asla iltifat etmedi.Eğer büyük bir şov gerçekleştirmişsem,sadece bunun iyi bir şov olduğunu söylemekle yetinirdi.Eğer ortalama bir şov sunduysam bunun berbat bir şov olduğunu söylerdi.

Çok hevesliydi...(burada duraksar,ağlamaya başlar..)...... Üzgünüm... Çok hevesliydi...... bir mendil alabilir miyim?(tekrar kendini toparlar) Çok hevesliydi,bizim ticari başarı yapmamızı istiyordu..ve maharetliden de öteydi,Menajerlik olarak bir dahiydi,kardeşlerim ve benim profesyonel başarımızı elde etmemizi sağladı.En ufak bir ölçü kaçırmadan, tüm gücünü bize kullanarak,beni bir şovmen olarak eğitti,onun gözetmenliğinde tek bir adım kaçırmıyordum..

Fakat benim gerçekte istediğim bir babaydı,bana sevgisini gösteren bir baba,babam bunu yapmadı.Gözlerimin içine baktığında dahi bana seni seviyorum demedi..Benimle hiç oyun oynamadı,omzunda taşımadı...Hatırlıyorum bir kere ama sadece bir kere 4 yaşındayken beni bir karnavala götürmüştü,küçük bir ata bindirmişti. Küçük bir jest olarak görüyorum şimdi bunu,onunsa 5 dakika sonra unutacağı bir şey belki de..

Ben de bir babayım,Bir gün çocuklarım Paris ve Prince için büyüdüklerinde beni nasıl hatırlayacaklarını düşünüyordum... Nereye gitsem onların da benimle geldiklerini hatırlamalarını isterim,onları hayatımda nasıl her şeyden önce ilk sıraya koyduğumu hatırlamalarını isterim..Onların da hayatlarında bir takım sorunlar var,Çünkü çocuklarım paparazziler tarafından sinsice izleniyorlar.Benle bir filme ya da oyun parkına gidemiyorlar..

Farzedelim ki büyüdüler ve bana gücendiler, kendi seçimlerim onların gençliğini nasıl etkiler?, Neden ortalama bir çocukluk geçiremedik yaşıtlarımız gibi diye sorabilirler mi?Bu noktada dua ediyorum ki benim çocuklarım endişelerimi boşa çıkaracak...Kendi kendilerine şunu diyecekler “ Bizim babamız yapabildiğinin en iyisini yaptı, kusursuz olamadı belki ama bize tüm sevgisini veren sıcak ve hoşgörülü biriydi”-((Paris'in 7 temmuz'daki konuşmasına ne kadar benziyor..))

Sürekli pozitif şeylere odaklanmalarını diliyorum, onlar için gönülden yaptığım fedakarlıklara...yaptığım hatalara bakıp da benden vazgeçsinler,beni eleştirsinler istemiyorum. Böyle düşünürken aslında onların beni kabaca yargılamayacaklarını,kusurlarımı bağışlayacaklarını biliyorum.Kendi babam da çocukluğumun zor yıllarını inkar etmesine rağmen beni sevdiğini biliyorum,O beni sevdi..

Beni sevdiğini gösteren ufak tefek şeyler vardı,Çocukken tatlıya aşırı düşkündüm,favori yemeğim buzlu tatlı çöreklerdi..Babam bunu bilirdi,birkaç haftada bir merdivenlerden aşağı indiğimde mutfakta bir kutu dolusu bu çöreklerden bulurdum.Sanki Noel baba gelip bırakmıştı onları..

Bu gece burada babamla ilgili hep pozitif şeyler hatırlamaya,yapmadığı şeylere odaklanmamaya,onu yargılamamaya çalışıyorum, Daha derin düşünmeye çalışıyorum,Sonuçta güneyde yetişmiş, fakir bir ailenin çocuğuydu. “Depression”-Büyük Bunalım-Ekonomik kriz döneminde doğmuştu (1929’ları kastediyor) ve onun babası çocuklarını aç bırakmamak için çok savaşmış,sonunda o ve kardeşlerini acımasızca çalıştırmaya başlamış,bu ülkenin güneyinde yaşayan her zenci çocuğun o dönemki kaderiydi..saygınlığının çalınması,ümitsiz bırakılması...babamı öyle bir dünyada başkasının emrinde çalışan biri gibi gördüm.. Oysa ben klipleri MTV’de çalınan ilk siyah sanatçıydım.Bunun ne kadar büyük bir olay olduğunu sonradan anladım. 80’lerde...

Babam Indıana’ya yerleşip,çelik fabrikasında çalışarak geniş bir aile kurdu.Ciğerleri mahveden, ruhu öldüren bir yerde aileye destek olmak için çalıştı saatlerce..Hiç birimiz merak etmiş miyizdir- Acaba bu durum onun duygularını açıklamasında zorlanmasına sebep olmuş mudur?Çocuklarına küçükken bu kadar başarılı olmaları için zorlayan birinin kalbine surlar örmüş müdür? Diye..

Ben de babamın aslında bize karşı tüm acımasızlığının altında aslında bize duyduğu sevginin olduğunu görmeye başladım. Beni iteklerdi ama sevdiği için,Bu da sevginin bir türü,çünkü çocuklarına hiç kimsenin aşağıdan bakmasını istemezdi.Şimdi zamanla,kızgınlığımın yerini günahları,hataları affetmek aldı,intikamın yerini,uzlaşma aldı..Başlangıçtaki sinirim yerini yavaşça affediciliğe bıraktı.

Kaynak;
www.mjturkfan.com

Çeviri; "cashmere"

KARAR: SUÇSUZ!

KARAR: SUÇSUZ!
31 Ocak 2005 tarihinden beri mahkeme salonlarının en ünlü konuğu olan Michael Jackson, hakkındaki sayısız iddiayı geride bırakarak suçsuz olduğunu kanıtladı. Yaklaşık beş aydır hayatının en zor anlarını geçiren şarkıcının bu süreçte neler yaşadığını analiz ettik.

MICHAEL JACKSON
MICHAEL JACKSON

Pop müziğin bir numaralı ismi Michael Jackson, müzik dünyasında var olduğu ilk günden bu yana tüketicinin olduğu kadar magazin aleminin de ilgisini çekti. Kameraların her daim üzerinde olduğu Jackson, kimi zaman basından kaçmak için enteresan yöntemlere başvurdu; kimi zaman da izole bir hayat sürmek için devasa çiftliğine kapandı. Ancak hiçbiri onun ve saklamaya çalıştığı hayatının gazete sütunlarına taşınmasına engel olmadı.
Hollywood dünyasının ünlü isimleriyle olan arkadaşlıkları, evlilikleri ve her şeyden önemlisi Michael Jackson denince ilk olarak akla gelen estetik ameliyatlarıyla gözler hep onun üzerindeydi. Yakın arkadaşı Elizabeth Taylor için gecenin bir yarısı İngiltere'nin en prestijli mağazasını açtırması, Elvis Presley'e olan hayranlığı yüzünden kızı Lisa Marie Presley ile evlendiğinin iddia edilmesi, sokağa çıkarken taktığı maskeleri, küçücük çocuğunu kaldığı otelin balkonundan aşağı sallandırması, koruma ordusuyla gezmesi, milyonlarca doları bulan klipleri onu hep manşetlere taşıdı.
Sadece bunlar mıydı Michael Jackson'ı bu denli magazinel bir konu haline getiren? Değildi tabi ki de. Çok satan albümlerinin ve ilk etapta tuhaf gelen davranışlarının ardından Michael Jackson adını, tüylerimizi diken diken eden bir olayla bir arada duymaya başladık: Çocuk tacizi!
Çocuk tacizi haberleri ilk kez 1993 yılında medyada kendine yer buldu. İddiaların gün yüzüne çıkmasıyla beraber Michael Jackson cephesinde de sular bulanmaya başladı. Bu iddialardan kurtulmayı başaran Jackson, 2003 yılına gelindiğinde bombayı patlattı: "Yatağımı erkek çocuklarıyla paylaştım, ancak bunda cinsel yön olmadı."
Bir yıl sonra 2004'te Michael Jackson adı yine gündeme geldi. Bu seferki konu 15 yaşındaki bir çocuğun Jackson'ın Santa Barbara'daki Neverland Çiftliği'nde arazi aracından düşmesi ve yaralanmasıydı. Çocuk, helikopterle hastaneye kaldırılmıştı; ancak şarkıcının olay sırasında çiftlikte olup olmadığı hiçbir zaman açıklık kazanmadı. Bu olaydan sadece 5 ay gibi kısa bir süre sonra ise Michael Jackson'ın kariyerini yerle bir edebilecek nitelikte bir haber gazetelerde yer aldı. Haber metni kısaca şöyleydi: "Geçen yıl kasım ayında polisin yaptığı baskında ele geçen pornografik dergilerin üzerinde Michael Jackson ve kendisini tecavüzle suçlayan çocuğun parmak izleri çıktı! Jackson, komplo ve bir çocuğa alkol vermekle suçlanıyor."
Bu haberin ardından tüm dünya medyası kameralarını Neverland Çiftliği'ne ve çiftliğin ünlü sakini Michael Jackson'a çevirdi. Michael Jackson, her zaman olduğu gibi sessizliği korumayı tercih ederken tek açıklaması 'suçsuz' olduğu yönünde geldi. Çocuklara olan düşkünlüğünün yanlış anlaşıldığını ısrarla söyleyen Michael Jackson'ı sarsan asıl şok, Ocak 2005'in ilk günlerinde geldi. Kendisine dava açan çocuk haricinde, Michael Jackson ile herhangi bir şekilde cinsel bağlantısı bulunduğunu o tarihe kadar basında ya da özel olarak anlatan 7 çocuk daha taciz davasında hazır bulunup Jackson aleyhinde ifade verecekti.
5 Kasım 2004'te açılan dava, 31 Ocak 2005'te görülmeye başlanmıştı. Michael Jackson'ın tuhaf olarak nitelendirilen davranışları mahkeme döneminde de dikkatlerden kaçmamıştı. Mahkeme salonuna korumalarının yardımıyla gelmesi neyse de pijamalarıyla mahkemeye katılması herkesi şaşkına çevirmişti. Peki Jackson'ın aklanmasıyla sona eren mahkeme sürecinde neler oldu dersiniz?
31 Ocak 2005 tarihinde görülmeye başlanan davayı, daha ilk günlerinden itibaren dünyanın dört bir yanından gazeteci ordusu takip ediyordu. Mahkemeye beyazlar içinde gelen Jackson, zafer işareti yaparak salona girerken, 10 ayrı suçtan hakim önüne çıkıyor ve alabileceği ceza da 20 yıla kadar ağır hapis olarak nitelendiriliyordu. Mahkemede savcılığın görgü tanığı olarak çağıracağı kişilerin arasında Jackson'ın ikinci eşi ve çocuklarının annesi Debbie Rowe'un da adının geçmesi ister istemez çift arasındaki gerilimi arttırdı. Rowe'un Jackson'ın tuhaf yaşam tarzı ve alışkanlıkları ile ilgili olarak ünlü yıldıza zarar verecek ifadeler verebileceği belirtiliyordu. Bu iddiaların ortaya atıldığı dönemde Jackson'ı ilk suçlayan kişi olan Jordy Chandler'ın başına gelenleri anlattığı teyp kayıtları da ilk kez yayınlandı. Jordy, psikiyatrist Dr. Richard Gardner'a, Jackson'ın kendisine sarılarak uyuduğunu, dudaklarından öptüğünü ve eğer kendisini reddederse Jackson'ın ağladığını anlatıyordu.
Gün geçtikçe aleyhinde gelişen olayların artması Jackson'ın da sinir sistemini alt üst etmişti. Ayakta durmakta zorlanan Jackson, mahkemeye korumalarının kollarında gidip geliyordu ve manen çökmüş olduğu medyaya yansıyordu. Ancak iddiaların ardı arkası kesilmiyordu. 14 yaşındaki Star Arvizo, Jackson'ı çiftlikte iki kez kardeşine sarkıntılık ederken gördüğünü söylemekle kalmayıp şarkıcının çocuklara alkol verdiğini ve porno izletip çıplak dolaştığını da iddia etti. Tüm bu iddiaların yanı sıra Jackson'ı rahatlatan ifadeler de alınmaya başlandı. Jackson'ı tacizle suçlayan çocuklardan biri, öğretmenlerinden birine şarkıcı ile aralarında hiçbir şey geçmediğini söylediğini kabul ederek Jackson hakkında ileri sürdüğü iddiaların asılsız olduğunu belirtti Jordy ve Star'ın ardından.
Ancak iddiaların ardı arkası kesilmiyordu. Jackson'ın eski hizmetçisinin oğlu Jason Francia, mahkemede gözyaşları içinde şarkıcının kendisini 7 yaşından 10 yaşına kadar üç kez taciz ettiğini ve annesine söylememesi için para verdiğini iddia etti. Böylece 1994'te 2 milyon dolarlık bir anlaşma ile kapandığı söylenen mesele ilk kez kamuoyu önünde açıklanmış oldu. Nisan 2005'te ortaya atılan bir diğer iddia ise Neverland Çiftliği'nde güvenlik görevlisi olarak çalışan Ralph Chacon'dan geldi. Chacon, Jackson'ın 9-10 yaşlarındaki bir çocukla oral seks yaptığını iddia ediyordu. "Banyodan gelen sesleri duydum ve içeri baktım. Michael çocuğa oral seks yapıyordu" diyen Chacon, iddiasıyla herkesi sarsmıştı.
Davanın son dönemecine girildiğinde ise birbiri ardına Michael Jackson lehinde tanıklık yapılmıştı. 'Evde Tek Başına'nın yıldızı Macaulay Culkin, mahkemede tanık kürsüsüne çıkarak Jackson'a yöneltilen iddiaların saçma olduğunu ve kendisinin de şarkıcı tarafından tacize uğradığı yönündeki iddiaları da haberlerden öğrendiğini belirtti. Culkin'in yanı sıra ünlü talk-showcu Jay Leno ve Chris Tucker da mahkemeye gelerek Jackson'ın suçsuz olduğu yönünde ifade verdi. Jackson'ın ünlü tanıklarından bir diğeri ise efsane aktör Marlon Brando'nun 9 yaşındaki torunu Prudence Brando'ydu. Prudence'in Jackson'a dava açan çocukla ilgili olarak "O son derece yaramaz ve şımarık biriydi. Her tarafı karıştırır, gelen geçene elindeki şekerleri atardı. Porno dergileri Neverland'e getiren, gizlice şarap içen de oydu" dediği ileri sürüldü.
Savcılığın 85, savunmanın 15 tanığının ardından karar için kapanan jüri üyeleri Michael Jackson hakkındaki nihai sonucu 13 Haziran 2005 tarihinde açıkladı. 14 hafta süren mahkeme ve 98 sayfalık tutanak sonucunda 12 kişilik jüri heyeti Michael Jackson'ı suçsuz bularak şarkıcının 10 ayrı suçtan beraatine karar verdi.
derleyen: zeynep okyay

Living with MJ - Bölüm 2

Dikkat: Bu, yazim ve anlatim hatalarinin henuz duzeltilmemis oldugu, ilk ceviridir.

MjTurkFan'n Hediyesidir.

Michael Jackson-Bashir Röportajı (Living With MJ)

2. CD

Jackson : “Tanrım lütfen bana hasta bir çocuk verme, lütfen” dedim. Ve bekledim. Bir saat, iki saat, üç saat, Dört saat, çok korkmuştum. Yaklaşık beş saat sonra bir hemşire geldi ve “Evet, artık eve gidebilirsiniz” dedi. Çok sevinmiştim.

Bashir : Sonra da Paris doğdu.

Jackson : Evet.

Bashir : Kızın

Jackson : Evet

Bashir : O nasıldı? Doğumunda orada mıydın?

Jackson : Elbette. Sihir gibiydi. Yanlış yönde çıktı. Yüzü ters yöne bakıyordu. Göbek bağı tarafından boğuluyor gibiydi. Ben de endişeliydim. Daha uzun sürdü. Ve onu eve götürürken çok heyecanlıydım, her şeyini ben temizledim. Denilebilir ki onu kaptım, eve götürdüm ve tüm vücudundaki kanı kendim temizledim.

Bashir : Şaka yapıyorsun!

Jackson : Evet, Şaka yapmıyorum. Ona bir havlu buldum ve koştum. Sorun olmayacağını söylediler. Her şeyin normal olduğunu söylediler. Sonra onu eve getirdim ve her yerini temizledim.

Bashir : Yeni doğmuştu!

Jackson : Biliyorum.

Bashir : Bunu neden yapmak istedin?

Jackson : Çünkü doğru olduğunu hissettim. Öyle olduğunu söylediler. Debbie olur dedi. Ve doktordan izin aldım. Sanırım kötü şeyler söylemelerinden korktum. Ancak kötü haber yoktu. “yaşıyoruz” dedim ve korktum. “kötü bir şey duymak istemiyorum” dedim “sadece git”

Bashir : Sanırım Debbie hala hastanedeydi çünkü yeni doğum yapmıştı.

Jackson : Evet

Bashir : Bebeği daha ilk dakikalarda kaybetme konusunda olur verdi mi?

Jackson : bana o söyledi.

Bashir : Sana bebeği almanı mı söyledi?

Jackson : Evet, dedi ki “yap, istediğinin bu olduğunu biliyorum”. “ben evet diyorum sen de diyor musun”, “elbette” dedi.

Bashir : Bu, bebeğiyle bir araya gelmesinden ne kadar önceydi?

Jackson : Teknik olarak bilmiyorum, kesin olarak hatırlamıyorum. Unuttum.

Jackson : bunu gördün mü? Ne kadar güzel olduğunu gördün mü? Buraya daha önce geldin mi?

Bashir : Hayır gelmedim.

Jackson : Şuna bak.

Bashir : İnanılmaz. Bahsettiğin mağaza bu mu?

Jackson : ilerde, yakında orada olacağız.

Bashir : Bahsettiğin tabut bu mu? Satın aldığın?

Jackson : Evet, muhteşem değil mi?

Bashir : Evet bir bakalım. İçeri girelim ve bakalım. Bu mu?

Jackson : Evet, muhteşem değil mi?

Bashir : Wow!

Jackson : Yüzüne bak, bu çok güzel.

Bashir : Bu gerçek bir tabut. Taklidi-

Jackson : Tutankamon, taklit evet. Ve bu altından.

Bashir : Ve sen bunu aldın?

Jackson : Evet.

Bashir : Neden aldın bunu?

Jackson : Çünkü ona bayıldım. Sanata bak, mükemmel. Tam bir sanat eseri.

Bashir : Böyle bir şeyin içine gömülmek ister miydin?

Jackson : Hayır ben hiçbir zaman gömülmek istemiyorum.

Bashir : Gerçekten mi?

Jackson : Evet

Bashir : Sana ne olmasını isterdin?

Michael : Sonsuza kadar yaşamak isterdim.

Bashir : Çocuklarını normal yetiştirmeye çalışıyor musun?

Jackson : Evet, elbette.

Bashir : Ya okul gibi şeyler, eğitim? Okula gidiyorlar mı?

Jackson : Evet okulları var.

Bashir : Peki ya normal bir okula gidiyorlar mı?

Jackson : Asla!

Bashir : Neden?

Jackson : Olmazdı

Bashir : Neden?

Jackson : Her gittiğimiz yerde Paparazzi tarafından kovalanırdık. Okulda heryerde basın istemiyorum. Çalılarda, ağaçlarda. Bana nasıl olduğunu gördüm. Aynını ve daha kötüsünü onlara yapıyorlar. Kıskançlıkla ya da öğretmenlerin “sana Michael Jackson’un çocuğu olduğun için farklı davranacağımı sanma” gibi laflarıyla uğraşmak istemiyorum. Onlar farklı davranılmak istemiyorlar. Bunlarla uğraşmalarını istemiyorum.

Bashir : Öyleyse gerçekten normal bir yaşantıları yok değil mi?

Jackson :Hayır, hayır.

Bashir : Elimi tut, benim ve babanın elini tut.

Jackson : Ona bırak dediğimde bırakmasını söyle. Çek, çekil, işte böyle yapıyor. Ona benim bazen imza dağıtmam gerektiğini söyle.

Bashir : Hayatının onlar üzerindeki etkilerinden endişe duyuyor musun? Sen bir starsın ve onlar da bunun bir parçası olmak zorunda. Başka seçenekleri yok.

Jackson : Evet öyle. Ve başarılı bir şekilde gitti, geçmişte, birçok kez. Bu senin kili, onların dünyasını nasıl şekillendirdiğin, ve birçok insan bunda oldukça başarılı oldu.

Jackson görüldüğü gibi baba olmayı çok seviyordu. Ve bana bir sürprizi vardı. Prince ve Paris’in yeni bir kardeşleri vardı. Ve o da otelde dadısı ile birlikteydi.

Bashir : Yakın zamanda üçüncü çocuğun oldu.

Jackson : Evet.

Bashir : Doğumu esnasında orada mıydın?

Jackson : Evet,

Bashir : Neye benziyor, ismi nedir?

Jackson : Prens 2. Michael, biz ona “Örtü” diyoruz.

Bashir : Örtü mü diyorsunuz?

Jackson : Evet.

Bashir : Neden ona Örtü diyorsunuz?

Jackson : Çünkü bu kelimeyi ailem ve çalışanlarıma da kullanıyorum. “beni örtmelisiniz, onu bir şeyle örtmelisiniz” diyorum, kastettiğim, Örtünün bir kutsama olması. Sevgi ve ilgi göstermenin bir yolu.

Bashir : Örtü’nün annesi kim?

Jackson : Örtü’nün annesini söyleyemem. Bombardımana uğrar. Kontrata bağlı bir anlaşmamız var , kim olduğu ile ilgili konuşamam. Bunu böyle çözdük.

Bashir : Senin ilişkide olduğun bir kişi miydi?

Jackson : Evet

Bashir : Ama sen bunu sakladın?

Jackson : Evet.

Bashir : Çünkü o kimsenin bilmesini istemiyor?

Jackson : Evet. Gazetelerde, tabloidlerde olmak istemiyor. İstemiyor ve ben de onu suçlamıyorum. Çünkü yorumlarının ne kadar pislik torbası olabileceğini biliyor ve –

Bashir : Annelerden herhangi biri şu anda seninle yaşıyor mu?

Jackson : Benimle yaşıyor mu? Hayır!

Bashir : sen ve çocuklar için bu zor değil mi?

Jackson : Hayır, neden zor olsun ki?

Bashir : Çocuklar annelerini aramıyorlar mı?

Jackson : Hayır, iyiler. Kaç tane çocuk, etrafta babası olmadan sadece annesiyle yaşıyor, kimse buna bir şey demiyor. İyi zaman geçiriyorlar.

Bashir : Demek ki sende durum tam tersi.

Jackson : Evet. Harika zaman geçiriyorlar. Hayatlarında yeterince kadın var. Her yerdeler. Evimin her yerinde kadınlar var. Tüm gün onlarlalar.

Bashir : çocuklarının hiçbirinin annesi olmamasının garip olduğunu söyleyen birine ne derdin?

Jackson : Yaptığın her şeyle ilgili insanların yargıları olabilir, bu da beni rahatsız etmiyor. Herşey birilerine göre gariptir. Bu röportaj da birilerine göre garip değil mi? Öyleyse kimin umurunda?

Binlerce mil uzakta, Jackson’un bir baba olarak davranışı ciddi problemler doğurmak üzereydi. Birkaç hafta sonra, Berlin’e onu görmeye gittim. Ve tam benim geldiğim sıralarda, bu olay gerçekleşti. Michael Jackson Berlin’deki bir otelin penceresinden yeni bebeğini sarkıtmıştı. Dışarıdaki hayranları çıldırıyordu odasına çıktığımda endişeliydim, daha önce görmediğim manik bir yanı vardı. Ve dışarıda çığlıklar atan kalabalığın ilgisi de hoşuna gidiyordu.

Bashir : Orada ne yazıyor? “Sizi tüm kalbimle seviyorum, Michael Jackson”, bu otelin yastığı mı?

Jackson : Evet

Bashir : Biraz önce ne söylüyorlardı?

Jackson : S------- basın, Michael sen Kralsın.

Bashir : s----- basın?

Jackson : S-------- basın, Michael sen Kralsın, bana sözleri söyletme.

Los Angeles’te bir mahkemede bir haftalık bir duruşmanın ardından Berlin’e gelmişti. Mahkeme olayı hakkında medya yorumu, yüzünün ayrılıkçı oluşu idi.

Bashir : Berlin hakkında ne düşünüyorsun?

Jackson : Berlin’i çok seviyorum.

Hayranları oteldeki idollerini bir kez daha görmek istiyorlardı. Yüzü hakkındaki yazıların onu incitip incitmediğini merak ettim.

Bashir : Davanın basın tarafından ele alınışı hakkında ne düşünüyorsun?

Jackson : hiçbirini görmedim. TV seyretmiyorum. Tabloidlere bakmıyorum. Tabloidlerden nefret ediyorum. Bence hepsini yakmalı. Onlardan dağlar yapıp yakmalı. İnsanlar bunun gerçekle ilgisi olmadığını bilmeli. Sansasyonalizm, bu cahillik. Gerçekten öyle. Lady Diana’ya da yaptılar. Sanki onlar tarafından avlandı.

Bashir : Senin dış görünümünle ilgili mahkemede büyük bir olay yaratmalarına ne diyorsun? Hikaye bundan ibaret galiba.

Jackson : Bak, bak!!!

Bashir : Ne yapıyordu o? Jackson dansı mı?

Jackson : her başladığında polis onu çekip götürüyor. Bir türlü devam edemiyor, zavallı adam. Ayak vuruşunu, dönüşü yapıyor ve sonra onu alıp götürüyorlar.

Bir restorana doğru yöneldik, Jackson’un hayranları oraya daha önce varmıştı. Aralarında bir numaralı hayranı da vardı ve en sonunda dansını gösterebildi.

Bashir : Bunu ne kadar zamandır yapıyorsun?

Hayran : Küçüklüğümden beri

Biz ayrıldığımızda, atmosfer ısınmaya başlıyordu.

Jackson : O posterlerden istiyorum, Haydi! Onu bana ver lütfen. Bebekler, daha fazla istiyorum.

Hayran : İsrail’den buraya kadar geldim.

Hayran 2 : Sarılabilir miyim?

Jackson : İzin verin girsin!

Hayran 2 : Seni seviyorum

Jackson : Ben seni daha çok seviyorum.

Jackson Otele geri dönerken, Örtü olayı ile ilgili bir anlaşmazlık olmuştu. Sonraki sabah, bana çocukları ile ne kadar ilgili olduğunu göstermeye kararlıydı.

Jackson : Seni seviyorum!!

Bashir : İşte burada.

Jackson : İşte biberonun!

Bashir : evet, şimdi şu şeyi çıkartalım,

Jackson : Hayır, Lütfen, ağlama, Örtü, Örtü, seni seviyorum. Ben çocuklarımı çok seviyorum. Hem de çok.

Bashir : Yemeğini beğeniyor u?

Jackson : Evet.

Bashir : İnsanların söylediği şeylerden haberin var mı?

Jackson : Tümü cahilce. Kendi çocuğuma ya da başka bir çocuğa asla bunu yapmam. Bu aptalca. Eğer onu balkondan atacak olsaydım neden yüzünü eşarpla kapladım? Aşağıdaki binlerce hayrana el sallıyorduk. Onlar tezahürat yapıyordu, çocuğumu görmek istediler. Onlara gösterdim. Masumca bir şey yaptım.

Bashir : Karnı aç değil mi?

Jackson : Sütü seviyor. Bu güzel. Teşekkürler.

Jackson’un davranışları beni alarma geçirmeye başlamıştı. O günün ilerleyen saatlerinde Paris be Prince’i Berlin hayvanat bahçesine götürdü. Bir aile gezisi olması gerekiyordu. Ama basın oradaydı. Birisi onlara tiyo vermişti. Michael gorilleri görmek istiyordu. Ancak gezinin kaosa dönmesi gerçeğine de çok kayıtsız kaldı.

Bashir : Tuttum seni, Prince bende!

Çocukların güvenliği için endişe duyarak, kendimi bir paparazzi selinin içinde buldum. Bu, iki küçük çocuğa göre bir gezi değildi, herkes bunu görebiliyordu, Jackson hariç.

Jackson’un Neverland’da tanıştığım aynı adam olduğuna inanmak çok güçtü. Bu garip davranışı ile ilgili ilk konuşma fırsatını o akşamki bir hayır açık artırması sırasında buldum.

Bashir : Bu günkü hayvanat bahçesi gezisi hakkında ne düşünüyorsun?

Jackson : Hayvanat bahçesine gitmeye bayılıyorum, zor olsa bile. Ancak gorilleri gördüğüm sürece mutluyum. Gorilleri çok seviyorum.

Bashir : Prince’in gözüne bir şey batmadı mı?

Jackson : Prince’in gözüne bir şey mi battı? Hayır?

Bashir : İyi mi?

Jackson : İyi.

Bashir : Çocuklar etrafındaki insanlar yüzünden çok baskı altındaydı.

Jackson : Biliyorum. Çok üzücü. Ama doğdukları gün onları çevrelediler, hastanenin etrafında uçan helikopterler vardı, iki sokak aşağıda uydular.

Bashir : Dadılar ya da korumalar onları yalnız götürseler daha kolay olmaz mı- bu gün yaşamak zorunda oldukları şeyi yaşatmak yerine?

Jackson : Hayır çünkü o riski alamam. Bir şey olursa bu benim suçum olmalı.

Bashir : Gerçekten mi? Yani yanlarında sen olmadan onların korumalarla dışarı çıkmasına izin vermez misin?

Jackson : Güvenlikte çok fazla, kelimeyi kullanmak istemiyorum.. ama sınırda yürümek zor olurdu. Çok kırılgan.

Bashir : Bu haftan çok zorlu geçti değil mi? Çünkü medya seni çocuklarına karşı sorumsuz olmakla suçluyor!

Jackson : Medya yanılıyor. Çocuklarımı seviyorum. Oğlumu sıkı ve kuvvetlice tutuyordum. Neden bir bebeği balkondan atayım ki? Bu duyduğum en aptalca hikaye. Çocuklarımı çok seviyorum, ve onlar da bunu biliyorlar. Bebeği görmeden iki dakika önce Prince de aynı şeyi yaptı ve –

Bashir : Gördüm.

Jackson : Ama onları sıkı tutuyordum.

Bashir : Fazla heyecanlanmış olabilir misin?

Jackson : Hayır!

Bashir : Neydi peki?

Jackson : Tezahürat yapıyorlardı. Çocuğu görmek istediler. Ben de gösterdim. Ama düşmesine izin verecek değilim.

Bashir : Ama aslında onlara bebeği göstermedin çünkü yüzü örtülüydü.

Jackson : Ruhu hissettiler. Ve o da karşılık verdi. Şarkı söyler gibi sesler çıkardı.

Çocukluğundan beri süren sahne yaşamı sayesinde, Jackson’u bu gün fazla şaşırtmamıştı. Ve Şov devam etti. Ceketlerinden birini bağışladı, 16,000 Pound’a alıcı buldu. Ve hayranları yine de ona ulaşmaya çalışıyorlardı.

Hayran : Seni seviyorum Michael, sana sarılabilir miyim?

Jackson : Elbette.

Hayran 2 : Almanya seni seviyor Michael!

Jackson : Ben de Almanya’yı seviyorum.

Berlin’deki son geceydi. Ve Jackson Almanya’nın Bambi Ödülleri için ana adaydı. Hayat boyu süren bir sanat yaşamı için ödüllendirilmek üzereydi. Ancak Jackson çok sıkıntılı görünüyordu. Ve ilk kez, kameraların kendisine odaklanmasını istemedi. Sadece hayranlarının bağlılığını görüntülememizi istiyordu.

Güvenlik görevlileri sahne arkasında son kontrollerini yaparken, ödülü için konuşmalar başladı. Ayrıntılı bir tanıtım organizasyonu hazırlanmıştı. Ancak Jackson’un Berlin’e yaptığı üzücü gezide, yine de gülünecek bir hatıra kaldı.

1. Sanatçı : Teşekkürler Michael, O kral!

2. Sanatçı : Bu kadar güzel bir şarkı yazdığın için teşekkürler Michael Jackson!

Tümü almanca olan seremonide, Jackson sahneye erken çıktı. Bu anlaşmazlık hepimiz için çok şaşırtıcıydı. İlk çağırılan isim o değil, ödülün sunucusu Boris Becker’di.

Becker : Milenyumun ilk ve tek Bambi pop starına, Michael Jackson!

Bu ödül, pop kralı olarak onun yerini sağlamlaştırmalıydı. Ama bu yolculuğun sonunda hiçbir yararı olmadı. Ve beni meşgul eden bir şey daha vardı. Neverland’da onun arkadaşlarından biriyle, 12 yaşında bir çocukla karşılaşmıştım.

Michael Jackson’u tanıdığım zaman içinde, hayatının çoğu yönünden bahsettik. Biri hariç. Çocuklarla olan ilişkisi. Benim için, belki de hikayenin en rahatsız edici tarafı.

Her zaman yaptığı gibi, bir grup mağdur çocuğu Neverland’a davet etti. Şanslarına inanamadılar.

Jackson : Eğer bu tarafa bakarsanız oyun odasını göreceksiniz. İşte orada. İçinde büyük bir makine var gördünüz mü? Ve bu da tenis kortu, hey, sıkı tutun, düşme!

Çocuk : Bizimle dans edecek misin?

Jackson : Aman Tanrım, siz de dans ederseniz, dans ederim,. Çünkü ben biraz utangacım.

Çocuk : Bizim için dans edecek misin?

Jackson : Sen de benimle dans etmelisin!

Çocuk : Bize nasıl Ay yürüyüşü (moonwalk) yapıldığını göster!

Jackson : ben nasıl moonwalk yapıldığını bilmiyorum. Sizden öğrendim. Tamam, daha kalkmayın, bir kez daha ötecek, evet şimdi inelim, Koşmayın! Ne yaparsanız yapın koşmayın!

Çocukların orada olmasından memnundu, Onlar da orada olmaktan.

Çocuk : Su araçlarınız var mı?

Jackson : Şu dağın arkasına bir su parkı yaptıracağım.

Çocuk : burada bir tane var mı?

Jackson : Hayır, yaptıracağım.

Çocuk : İstediğimiz şeye binebilir miyiz?

Jackson : Elbette!!

Çocuklar istediklerini aldılar. Ve her şey bedavaydı. Ve bir günlüğüne, Jackson onlardan biri oldu.

Problem şuydu, ben de herkes gibi, 10 yıl önce çocukların geceyi Neverland’da geçirdiğini biliyordum. Onlardan biri, 13 yaşında bir erkek çocuğu, Jackson’u cinsel tacizle suçladı. Ona milyonlarca dolara mal olan bir suçlama. Şimdi daha dikkatli davranacağını sanıyordum. Ancak çocukların hala bazen geceyi orada geçirdiğini öğrenince çok şaşırdım. Bazen evinde, bazen yatak odasında.

Bashir : Gavin, Michael’in çocuklara böylesine iyi bağlanmasını sağlayan şey nedir?

Gavin : Çünkü o kalben gerçek bir çocuk. Tıpkı çocuk gibi davranıyor. Bir çocuğun nasıl olduğunu biliyor. Bir çocuğun nasıl düşündüğünü biliyor. Bence sen sırf toplum “18 ve yukarısı yetişkindir” diyor diye yetişkin olmazsın. Sorun değil. Ne zaman istersen o zaman bir yetişkin olursun.

Jackson : bu harika değil mi? Artık hasta değil! Kanser yok. Hepsi geçti.

Kardeş : şimdi benden uzun boylu

Jackson : Ve ona öleceğini söylemişlerdi. Harika değil mi?

Kardeş : Aileme cenaze için hazırlanmalarını söylediler. Çünkü şansı yoktu.

Jackson : Ailene cenaze için hazırlanmasını söylediler?

Kardeş : Büyümeyeceğini, çocuk sahibi olmayacağını söylediler ama kemoterapi sırasında bile .........’i vardı.

Gavin : 1,25’ten 1,65’e uzadım.

Jackson : Gördün mü, tıp herşeyi bilmiyor.

Gavin’e göre, kanseri yenmesini Michael’in arkadaşlığı ve desteği sağlamıştı. O günden beri yakın arkadaşlar.

Bashir : Burada kaldığında evde mi kalıyorsun? Michael sana her şeyden faydalanma izni veriyor mu?

Gavin : Bir gece, onun odasında yatıp yatamayacağımı sordum. Odasını görmek için. “Michael, sen yatağında yat” dedim. O ise “hayır, sen yatakta yat” dedi. Ben de “hayır sen yatakta yat” deyince o “eğer beni seviyorsan yatakta sen yat” dedi. Ben “Adamım” dedim. Ve sonuç olarak yatakta ben yattım. O gece çok eğlenceliydi.

Jackson : Ben yerde yattım, rahatsız değildim değil mi?

Gavin : Hayır, tüm battaniyeleri yere koydun.

Bashir : Ama michael, sen 44 yaşındasın. Bundan ne zevk alıyorsun?

Gavin : O dört yaşında.

Jackson : Evet Dört yaşındayım. Sanırım onlar benden ne alıyorsa ben de onlardan onu alıyorum. Birçok kez söyledim, ilhamımın çoğunu çocuklardan alıyorum. Yazdığım tüm şarkılar, tüm danslarım, tüm şiirler, bu masumiyet düzeyinden ilham alınarak yapıldı. Bu bilinçli saflık. Ve çocuklarda bu var. Çocukların yüzünde Tanrıyı görüyorum. Ve etrafında olmayı da çok seviyorum.

Jackson : Siz hala geç mi yatıyorsunuz? Bazen sizin evinizi çok geç arıyorum.

Gavin : Evet.

Jackson : Ama bana geç aramamı sen söyledin.

Bashir : İnsanlar başka ailelerden çocukların senin evinde odanda kaldığını duyduklarında-

Jackson : Çok azı ama!

Bashir : Ama bazıları evet, ve “yetişkin birisinin bunu yapması uygun mu?” dediklerinde buna nasıl cevap verirsin?

Jackson : Onlar için üzülüyorum çünkü bu tek istediği insanlara yardım etmek olan birini yargılamak. Neden yatağını paylaşmayasın ki? Yapılabilecek en sevgi dolu şey birisi ile yatağını paylaşmaktır.

Bashir : Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?

Jackson : Evet, elbette.

Gavin : Kullandığın, her gece içine girdiğin şeyi veriyorsun. Uyuyorsun ve onu birisiyle paylaşıyorsun-

Jackson : “İstersen yatağımı alabilirsin. Orada uyu! Ben yerde de yatarım, sen yatakta yat.”her zaman daha iyisini arkadaşına ver. Tıpkı yerde yatmak üzereyken ona dediğim gibi, “sen yatakta yat ben yerde yatarım”.

Bashir : Onun kalabileceği yedek bir oda ya da ev yok mu?

Jackson : Tabi ki misafir odalarımız var ama çocuklar buraya geldiklerinde hep benimle yatmak istiyor. Misafir odasında kalmak istemiyor. Ve ben hiç onları odama davet etmedim. “bu gece seninle kalabilir miyiz?” diyorlar. Ben de “ailen için ok ise tabi ki” diyorum.

Bashir : Ailen senin burada Michael ile olmandan hoşnut mu?

Gavin : Evet annem oldukça mutlu. Onların mutlu olduğunu biliyorum çünkü ben mutluyum.

Bashir : Seninle geliyorlar mı?

Gavin : çoğu zaman ailemle değil, Michael’leyim.

Bashir : Ama onlar burada olmandan memnun?

Gavin : Evet.

Bu konuşmadan sonra çok kötü hissettim. Jackson’u takıntı olduğunu düşündüğüm çocuklarla ilgili bu şey ile ilgili karşıma almam gerektiğini biliyordum. Kaçınılmazdı. Yeni yılın başında, bu kez Miami Florida’da, Jackson benimle son kez görüşmeyi kabul etti. Cevap verilmemiş sorular vardı. Birçok. Hayatının dürüst olmadığını düşündüğüm yanları. Yüzü, plastik cerrahi ile ilgili inkarları, Örtü’nün annesi ile olan ilişkisi, ve tabi ki Neverland geceleri. Onu karşıma almak kolay olmayacaktı, ama olmalıydı.

Biz röportaja hazırlanırken, atmosfer oldukça gergindi. Bu kez, Jackson kendi ışık uzmanını getirtmişti. Belki de bunun bir sebebi vardı. Bazı zor soruların merkezinde kozmetik cerrahi olacaktı.

Bashir : Bir süre önce konuşurken, ergenlik dönemini nasıl geçirdiğini anlatmıştın. Çok kötü bir dönem yaşadın. Ve ben o dönemdeki bazı resimlerine baktım. Ve bir çok noktan vardı.

Jackson : Evet.

Bashir : Kullandığın şeylerden bir tanesi kesinlikle görüntünü değiştirmek. Fiziksel olarak değiştin değil mi? Eski fotoğrafların, onları gördüm-

Jackson : Onun adı ergenlik, büyüme ve değişme.

Bashir : Evet ama yüzünün şekli bile değişmiş.

Jackson : Hayır, değişmedi, yüzümde burnum hariç hiçbir yerde plastik cerrahi yok. O da nefes almama yardımcı oldu böylece daha yüksek oktavlara çıkabildim.

Bashir : Ama Michael, dürüstçe sadece bir ameliyat mı geçirdiğini söylüyorsun?

Jackson : İki

Bashir : İki ameliyat geçirdin.

Jackson : Hatırlayabildiğim kadarıyla. Evet sadece iki tane.

Bashir : Eğer ergenlik dönemi resimlerine bakarsak-

Jackson : Evet, ben değiştim, insanlar değişir.

Bashir : Ama hatta Thriller albümünü çıkarttıktan sonra bile, dudakların o zamana göre şimdi çok farklı.

Jackson : Hayır!

Bashir : Ama farklı görünüyorlar.

Jackson : Hayır özür dilerim.

Bashir : Öyle düşünmüyor musun?

Jackson : Hayır.

Bashir : Ama bilirsin, cidden bakıldığında, anlayabilirim-

Jackson : Ben dudaklarımdan memnunum.

Bashir : Dudakları boşver şimdi-

Jackson : Hollywood’daki herkes estetik ameliyat yaptırıyor. Plastik cerrahi Michael Jackson için icat edilmedi.

Bashir : Hayır, ben de öyle demiyorum. Ama söylemek istediğim, bazen insanlar ileri gider. Bazen, eğer çok paraları varsa, ve imkanları varsa, “evet birşeyler yapacağım” diye düşünürler. Özellikle de senin çocukluğun düşünüldüğünde. Konuştuğumuz sırada senin için ne kadar zor olduğunu anlamıştım bir çocuk olarak ne kadar mutsuz olduğunu. Bir ergen olarak görünümünden ne kadar mutsuz olduğunu. Bana neverland’da babanın seni aşağıladığını söyledin, Las Vegas’ta babanın burnunla ilgili konuştuğunu söyledin.

Jackson : Evet.

Bashir : Ve ben de neden görünümünü değiştirmek istediğini anlıyorum. Çok mantıklı. Ben de istemezdim-

Jackson : Sadece o, sadece burun. Hep diyorlar ki “neden sürekli değişiyorsun?” bu doğru değil. Sadece burnum.

Bashir : Yüzün şeklinin de farklı olmasına rağmen?

Jackson : Çünkü ben değiştim.

Bashir : Nasıl değiştin?

Jackson : küçük bir çocuktum.

Bashir : Hayır ben senin 20’li yaşlarda olduğun resimlerden bahsediyorum.

Jackson : Değişiyordum. Sana gerçeği söylüyorum. Yüzüme hiçbir şey yapmadım.

Bashir : Dürüstçe?

Jackson : Dürüstçe!

Ayrıldık, ama kısa bir süre için. Sırada çocuklarla ilgili endişelerim vardı.

Bashir : bir gün Prince ile konuşurken, bana annesi olmadığını söyledi.

Jackson : Annesi olmadığını söyledi öyle mi!

Bashir : Evet. “Prince, annen nerde?” diye sordum, o da bana “benim annem yok” dedi.

Jackson : Bu doğru.

Bashir : Bunu ona sen mi söyledin?

Jackson : Hayır.

Bashir : Sence “annem yok” derken ne demek istedi?

Jackson : Dediği gibi, annesi olmadığını.

Bashir : Peki sen çocuklarının bir anne ile bağlantılı olmalarından faydalanacaklarını düşünmüyor musun?

Jackson : Hayır çünkü o- gizli bilgi, bununla baş edemez.

Bashir : Kendi çocukları ile baş edemez mi?

Jackson : Onların kendi yanında olmaktansa benim yanımda olmalarını tercih eder.

Bashir : Onunla evlendiğinde çocuklarla ilişkisi olmasını istemediğini biliyor muydun?

Jackson : Evet bunu benim için yaptı. Benim için yaptı.

Bashir :Peki öyleyse sadece anlamam için-

Jackson : Ve o çok iyi bir insan aynı zamanda.

Bashir : Michael Jackson’un çocukları çok sevdiğini biliyordu.

Jackson : Evet.

Bashir : Ve Michael Jackson’un çocuk istediğini biliyordu.

Jackson : Evet. Benim baba olmaya ihtiyacım olduğunu söyledi.

Bashir : Senin baba olman gerektiğini söyledi. Onun anne olması gerektiğinden daha fazla mı?

Jackson : Evet ve bana hediye olarak bunu yapmak istedi.

Bashir : Hediye olarak mı?

Jackson : Evet

Bashir : Ne demek istiyorsun?

Jackson : Bir hediye. Elimde oyuncak bebeklerle geziyordum.

Bashir : Gerçekten mi?

Jackson : Evet, çocuk sahibi olmayı çok istedim.

Bashir : Az önce dedin ki, karın sana hediye olarak iki çocuk verdi, çünkü baba olmak istediğini biliyordu.

Jackson : Evet, çok güzel bir jest.

Bashir : Bu çok muhteşem bir jest.

Jackson : Evet. Vekil anneler var ve bunu her gün yapıyorlar. Dünyada her gün oluyor. Hatta şu anda bile.

Bashir : Örtü de bu şekilde mi doğdu?

Jackson : Vekil bir anne kullandım, kendi sperm hücrelerimle. Diğer çocuklarımda da kendi spermlerim var. Onlar benim çocuklarım. Ama vekil bir anne kullandım. O beni bilmiyor, ben de onu. Ve böylece o doğdu.

Bashir : Sadece meraktan soruyorum, anneyi neye göre seçiyorsun?

Jackson : Sağlıklı olduğu sürece bence sorun yok. Irkı hiç önemli değil. Sadece dedim ki “sağlıklı olduğu sürece ve şey yoksa-bilirsin, görüşü iyi ise, ve zeka seviyesi yüksek ise, ne kadar zeki olduğunu bilmek isterim”.

Bashir : Siyah bir anneyi vekili olarak kullanıp bir çocuk sahibi olur muydun?

Jackson : Tabi ki!

Bashir : Ama ben Örtü’yü gördüm ve sanırım annesi beyaz.

Jackson : Hayır, yanılıyorsun.

Bashir : Yanılıyor muyum? Gerçekten mi?

Jackson : Evet.

Bashir : Öyleyse Örtü’nün annesi zenci!

Jackson : Evet.

Bashir : Ama Örtü çok beyaz.

Jackson : Siyah insanlara renkli insanlar da denir çünkü birçok renkte geliriz, elim kadar beyazdan, gömleğin kadar siyaha kadar. Babamın gözleri maviydi. Ve Paris’i gördüklerinde Debbie’yi düşünüyorlar ama benim babam da olabilir.

Bashir : Gerçekten mi?

Jackson : Elbette.

Bashir : Peki sonraki çocuk ne zaman?

Jackson : Keşke bu gün olabilseydi.

Bashir : Gerçekten mi?

Jackson : Her kıtadan iki çocuk evlat edinmeyi düşünüyordum.

Bashir : Gerçekten mi?

Jackson : Evet, Bir kız ve bir erkek.

Bashir : Tüm kıtalardan?

Jackson : Tüm kıtalardan. Bu benim hayalim.

Ve son olarak Neverland’da 12 yaşındaki Gavin ile tanışmamıza geldik. Bunu kesinlikle son sekiz aydaki en rahatsız edici an olarak hatırlıyorum.

Bashir : Çocuklar hakkında konuşuyorken, Gavin’le tanıştık. Ve onunla tanışmak büyük bir şanstı çünkü hayatı acılarla geçmiş.

Jackson : Evet

Bashir : Gavin oradayken senin yatak odanı paylaştığından bahsettin.

Jackson : Evet.

Bashir : İnsanların neden bu konuda endişelenebileceğini anlayabiliyor musun?

Jackson : Çünkü cahiller.

Bashir : Ama sence de 44 yaşındaki bir kişinin kendisi ile hiç alakası olmayan bir çocukla yatağını paylaşması doğru mu?

Jackson : Bu çok güzel bir şey.

Bashir : Bu endişelenilecek bir şey değil mi?

Jackson : Neden endişeleneyim? Suçlu kim? Odadaki Karındeşen Jack kim?bir çocuğa yardım etmek isteyen adam mı? Ben yerde uyku tulumunda yatıyorum, ona yatağımı verdim, çünkü onun star adında bir kardeşi var. O ve Star yatağı aldı. Ve ben de yerde uyku tulumunda yattım.

Bashir : Hiç onlarla aynı yatakta yattın mı?

Jackson : Hayır ama birçok çocukla aynı yatakta yattım. Hepsiyle yatakta yattım. Macaulay Culkin küçükken, Kieren Culkin bir tarafta, Macaulay Culkin bir tarafta yatardı. O burada, kardeşi orada, ve biz yatağa girerdik. Ve sabah alacakaranlıkta uyanır, Balona binerdik ve-

Bashir : Bu doğru mu Michael?

Jackson : Çok doğru, çok sevgi dolu. Dünyanın ihtiyacı olan şey bu. Daha fazla sevgi.

Bashir : Dünyanın 44 yaşında, bir çocukla aynı yatakta yatan birine mi ihtiyacı var?

Jackson : Hayır, yanlış anlıyorsun.

Bashir : Anlat bana, bana yardım et.

Jackson : Bir sevgiyi paylaşmanın nesi yanlış? Sen kendi çocuklarınla ya da sevgiye ihtiyacı olan, güzel çocukluk geçiremeyen bir çocukla aynı yatakta yatmaz mısın?

Bashir : Hayır, yatman. Hayal bile kurmam-

Jackson : Çünkü duygusal olarak benim olduğum yerde değilsin.

Bashir : “kızımın arkadaşlarını ya da oğlumun arkadaşlarını davet ettim ve onlar bu gece benimle uyuyacak “ deseydim sence insanlar ne düşünürlerdi?

Jackson : Sadece iyi.

Bashir : Aileleri sence ne derdi?

Jackson : Eğer kaçıklarsa hayır derlerdi ama eğer aileye yakınsan, iyi tanıyorsan-

Bashir : Michael, ben çocuklarımın kimsenin yatağında yatmasını istemem.

Jackson : Ben eğer kişiyi iyi tanıyorsam önemsemem. Berry Gibb’e oldukça yakınım. Prince ve Paris istedikleri zaman onunla kalabilir. Benim çocuklarım her zaman başkaları ile yatıyorlar.

Bashir :Ve sen bundan mutlusun.

Jackson : Bence sorun yok. Onlar dürüst, tatlı insanlar. Onlar Karındeşen Jack değiller.

Bashir : Sanırım birçok insan için sorun 1993’te olanlar, ya da olmayanlar!

Jackson : Olmayanlar.

Bashir : Sadece o zamana geri git. Sana karşı yapılan suçlamaları ilk duyduğunda nasıl bir duyguydu?

Jackson : Şok ediciydi ama kanunen bu konu hakkında konuşamam.

Bashir : Peki söylenenler hakkında neler hissettin? Sana ne söylendiğini sormuyorum.

Jackson : Şok olmuştum çünkü Tanrı kalbimin içini ve çocukları ne kadar sevdiğimi biliyor.

Bashir : Zaten sorun da bu değil mi? Çocukları yatağına davet ettiğinde ne olacağını bilemezsin.

Jackson : Yatak dediğinde bunu cinsel bir şey olduğunu sanıyorsun. Bunu onlar cinsel yapıyor. Biz uyuyoruz. Onları yatırıyorum, müzik açıyoruz, ben bir kitap okuyorum, şömine ile çok tatlı bir ortam oluyor. Sıcak süt veriyorum, ve kurabiyeler. Bu çok asilce. Çok tatlı. Bu tüm dünyanın yapması gereken bir şey.

Bashir : Ama hapse girmemenin sebebi çocuğun ailesi ile maddi bir anlaşmaya varmış olman.

Jackson : Evet. Bunun da TV’de O.J. davası gibi sürmesini istemedim. Doğru değildi. Sadece dedim ki “bunu bitirelim, siz kendi yaşantınıza devam edin ben de benimkine. Yeterince uğraştım.”

Ona daha fazla soru sordum. Ama onun imzaladığı gizlilik anlaşması gereği ekrana getiremiyoruz. Sorularım onu oldukça üzdü.

Jackson : İnsanlar artık anneleriyle ya da babalarıyla sofraya bile oturmuyor. Aile bağı koptu. Dinle, ben okula tabanca ile giden çocuklara dikkat çekmek istiyorum. Onlar sevgi istiyor. Dokunulmak istiyorlar, sarılınmak istiyorlar. Ama onlar işleriyle meşgul. Onları evde bilgisayarın başında bırakıyorlar, her çeşit çılgınlığı yapıyorlar. Dünyamızı bu yok ediyor. Tekrar birleşmeliyiz. Bu çok önemli Martin!

Bashir : Bu neden senin için çok önemli?

Jackson : onların acısına çok duyarlıyım ve aileye önem veriyorum. Bu benim için çok şey ifade ediyor. Ve ben insanlara yardım etmek istiyorum. Onlara yardım etmek için ne yapabilirsem. Daha önce söylediğim ve milyonlarca kez tekrarladığım gibi: “Eğer bu dünyada hiç çocuk kalmasaydı, birisi çıkıp tüm çocukların öldüğünü anons etseydi, Balkondan aşağı atlardım, hemen. Ben biterdim. Biterdim”.

Ve böylece Michael Jackson’u bıraktım, o da Neverland’a dönmek için hazırlanıyordu. Fark ettim ki Neverland sadece Los Angeles’e yakın bir ev değil, Michael Jackson’un dünyası. Her nerede olursa olsun. Öyle bir yer ki inanılmaz zenginliği ona ne isterse, ne zaman isterse, ve nasıl isterse istesin sahip olma şansını veriyor. Kendi yarattığı ve çocukluktan beri içinde yaşadığı bir dünya.

Michael Jackson Hayranlari Internet Grubu MJTurkFan’in Hediyesidir.

http://www.mjturkfan.com