OK! dergisi Michael-Debbie Rowe röportajı
King Of Pop ve Küçük Prensi
OK: Michael, baba olmak nasıl bir duygu?
Michael: İnanılmaz eğlenceli bir tecrübe. Günün 24 saati mutluyum.
OK: Oğlunun doğumunu bize baştan sona anlatır mısın?
Michael: Adım adım anlatmak zor ama tedirginliğimizden ve heyecanımızdan aklımda kalanlar var. Debbie hastaneye gidene kadar çok güçlüydü. Bebek doğduğundaysa sevinç çığlıkları vardı. Tanık olduğum mucizeye inanamadım. Hayret verici bir olaydı!
OK: Michael, Debbie’yle arandaki ilişkiyi tarif eder misin?
Michael: Debbie ve ben birbirimizi sahnede veya resimlerde görmediğiniz sebeplerden dolayı seviyoruz. Onun güzelliğini, gösterişsiz, alçakgönüllü biri olduğunu, sadece kendi olduğunu ve beni ben olduğum için sevdiğini biliyorum.
OK: Debbie, Michael için ne hissediyorsun?
Debbie: Onu seviyorum, hatta oğlumuzun doğumundan önce sevdiğimden daha çok seviyorum. Babalık ona koruyucu bir özellik kattı. Çok güçlü ve sevecen.
OK: Çocuğun ismi ne? O ismi vermenizin sebebi ne ve hanginize daha çok benziyor?
Michael: İsmi Prince Michael Junior. Büyük büyük babam ve büyük babamın isimleri de Prince ve bizde bu geleneği sürdürdük. Şu anda da ailemizde 3. Prince var.
Debbie: Çok güzel bir bebek. Sanırım gözleri bana benziyor.
OK: Michael, hayatının bütün gösterişli başarılarının arasında babalık durumun nedir?
Michael: Kelimelerle ifade edemem. Oğlunun dünyaya geldiğini izlemek hayattaki hiçbir mucize gibi değildir.
OK: Bebek siz ikinize hiç güldü ya da bir şeye tepki verdi mi?
Michael: Her zaman gülümsüyor ve ne zaman ona şarkı söylesem gözlerini kırpıyor. Sesimi kesinlikle tanıyor. Debbie de çenesinden gıdıklıyor ve oda kıkırdıyor.
OK: Debbie, Michael bebeklerin altını değiştiriyor mu, gecenin bir vaktinde uyanıp onun mamasını veriyor mu ya da günlük işleri yapıyor mu?
Debbie: Evet, Michael her şeyi yapıyor. Bebeğin bakımıyla ilgili olan her şeyle uğraşmayı seviyor. O gerçekten harika bir baba, onu besliyor, onu kucaklıyor ve tabi ki ona şarkı söylüyor.
OK: Debbie, dünyanın en ünlü adamıyla evlendin ve ondan bir bebeğin oldu. Bu seni nasıl etkiledi?
Debbie: Her zaman seveceğim bir adamla evlendim ve bir çocuğum var, dünyalar benim oldu. Üzüldüğüm tek zaman hiç söylemediğim şeylerin bana atfedildiğinde ve ucuz komedi şovlarında kocam hakkında doğru olmayan şakaları duyduğumdaydı. %99’unun saçmalık olduğu okuduğunuz veya duyduğunuz şeylere inanmayın.
Sürekli artan bir denetleme altında olacağımızı biliyorum ve geriye bakmak istemiyorum, fakat Michael’la evli olmanın bunun bir parçası olduğunu biliyorum.
OK: Michael nadiren röportaj veriyorsun ve şu anda hayranlarına söylemek istediğin tek şey nedir?
Michael: Ailemi herkesten uzakta tutmamın ne kadar önemli olduğunu anladıkları için onlara teşekkür ediyorum. Bütün hayatımı bir akvaryumda yaşadım ve oğlumun normal bir hayatı olsun istiyorum. Kariyerim boyunca ayakta kalmamı sağladınız ve şimdi de en mükemmel keyfimi paylaşıyorsunuz. Sizi seviyorum.
OK: Michael, Prince Michael Junior’un geleceği için umutların nelerdir?
Michael: Aile ve sevgiyle çevrili bir ortamda yetişmesini, ona sağlayabileceğim en iyi eğitimi almasını, yeteneklerini keşfetmesini, geliştirmesini ve imkânlarını kendinden daha az şanslı olanların daha iyi bir yaşama sahip olması için kullanmasını istiyorum.
OK: Debbie’nin çocuğu görmesini önlüyor musun?
Michael: Hayır, bu tamamen yanlış. Oğlumuz doğduğundan beri bir aile gibi birlikteyiz ve her dakikayı dolu dolu yaşıyoruz.
OK: Michael, ailenin oğlunun doğmasına karşı tepkisi ne oldu?
Michael: Hepsi çok heyecanlandılar. Okul ve daha birçok şey hakkında tavsiye ve ipucu alıyorum bile.
OK: Ne tür bir baba olmayı hedefliyorsun peki?
Michael: En iyisi! Babam Jackson 5’ın ve onun getirdiği olumlu ve olumsuz her durumun başından sonuna kadar hep yanımızdaydı. Bende oğlum için her zaman onun yanında olacağım. Benim için dünyada en önemli şey bu.
OK: Debbie, ailen Michael hakkında ne düşünüyor?
Debbie: Onun için deliriyorlar. Michael’ın cana yakınlığını ve içi dışı bir olduğunu keşfetmekten çok keyif alıyorlar.
OK: Ve Michael’ın bir baba olarak güçlü yönlerini nasıl anlatırsın?
Debbie: o çok sabırlı ve koruyucu. Bebek için yaptıklarında asla acele etmiyor. Mahremimiz için çok güçlü olmasından dolayı çok gurur duyuyorum onunla. İnanılmaz derecede güçlü.
OK: Michael, ailenle hala yakın mısın? Ne sıklıkla kardeşlerini, anneni babanı görüyorsun? Bebeği hiç gördüler mi?
Michael: Her zaman birbirimizi görüyoruz ve konuşuyoruz. Yakınlarda bütün kuzenlerle birlikte ilk kez ‘büyük buluşmayı’ gerçekleştirdik.
OK: Çocuğun vaftiz annesinin Elizabeth Taylor olabileceğini düşündük. Seni Elizabeth’e çeken şey ne? Çoğu kişi bunu alışılmadık bir arkadaşlık olarak düşünüyor. Ortak taraflarınız neler?
Michael: Elizabeth benim spot ışıkları altında büyüdüğüm zamandan çok şey bilir. Çok az şey söyleyebilirim ya da bazen iç çekerim ve o benim ne hissettiğimi bilir. Beni çok iyi anlayan birini bulmak harika bir şey. Onun için dua ediyorum ve oğlumun doğumunun sevincini onunla paylaşmak istiyorum.
OK: Prince Michael Junior için gelen hediyeler nasıl?
Michael: Bazı sıra dışı hediyeler aldık. Harika koleksiyonlar, doldurulmuş hayvanlar, dünyanın her tarafından gelen oyuncaklar ve bebek kıyafetleri. Bizimle birlikte bebeğimizin dünyaya gelmesine hoş geldin diyen bütün hayranlarıma buradan teşekkür etme fırsatını bulduk.
OK: Michael, Debbie’nin anne olarak güçlü yönleri neler?
Michael: Debbie çok güçlü ve çok şefkatli biri. Mükemmel bir anne!
OK: Peki yeni albümünde oğlun için bir şarkı olacağını düşünebilir miyiz?
Michael: Oğlumun doğması bana artistik anlamda çok ilham verici bir olay oldu, gelecekte kesinlikle bir şarkı olacak.
OK: Debbie için de olacak değil mi?
Michael: Oğlum için yapılmış her şarkı Debbie içinde olacak tabi ki.
TV Guide 1999 Röportajı
bu sayfadan ulaşabilirsiniz) ve mchljcksn arkadaşın isteği sonucu TV Guide'ın 1999'da MJ ile yaptığı röportajın çevirisini yaptım arkadaşlar. (Daha önceki "haber" niteliği taşıyan çevirileri de bu bölümde açmıştım, umarım yanlış yere açmıyorumdur bu başlığı...) İngilizce metin mchljcksn tarafından elime ulaştırılmıştır, kendisine teşekkür ederim.
Bir Zamanların ve Geleceğin Kralı
Efsane neredeyse tam olarak kavranamayacak kadar büyük ama daima büyüleyici. Peki magazin basını manşetleri sınırsız yeteneğini sıklıkla gölgede bırakan bu adamı, Michael Jackson'ı nasıl anlarız? Eski Jackson 5 vokali, 1982 çıkışlı albümü Thriller ile tek başına ününü zirveye taşıdı (aynı isimli klibi, TV Guide ve MTV tarafından tüm zamanların en iyisi seçildi). Daha sonra 1993'te 13 yaşındaki bir çocuk tarafından ortaya atılan çocuk tacizi iddiaları, imajını ağır ir şekilde lekeledi - Jackson tarafından şiddetle reddedilen bu iddialar, mahkeme dışında, açıklanmayan bir meblağ ödenerek kapatıldı. Yine de Jackson yoluna devam ediyor. Bir New York otelinin süitinde oturan ve utangaçlığıyla tanınan pop yıldızı, "neşeli, dans müziği, ilişkiler filan" olarak tanımladığı henüz adı koyulmamış gelecek bir CD'den ve kardeşleriyle yapılacak bir yeniden birleşme albümünden bahsederken karizmatik ve morali yüksek - hatta sıradan bir adam gibi. Bir de 19. yüzyıl yazarını canlandıracağı "The Nightmare of Edgar Allen Poe" var. Önümüzdeki sene çekimlerine başlanacak olan filmi, Poe'nun hayatını "çok ilginç" bulduğu için yapacağını söyleyen Jackson ciddi bir şekilde ekliyor, "risk alan sanatçıları severim".
TV Guide: "Thriller" müzik videosu anlayışını sonsuza kadar değiştirdi. Bu fikir aklınıza nereden geldi?
Michael: Abim Jackie evime geldi ve dedi ki: "TVdeki şu kanalı izliyor musun? Tek yaptıkları müzik çalmak. Adı MTV." Açıp baktım ve içeriğin ilginç olduğunu düşündüm. Hoşuma gitmeyen şey ise videoların bir dizi resimden oluşmasıydı; ben olsam, biraz eğlenceli bir şeyler yapardım diye düşündüm. Hayalim bir girişi, gelişmesi ve sonucu olan bir şey yapmaktı, kısa bir film gibi.
TV Guide: Hiç Thriller'ın ve o albümden çıkan videoların kariyerinizi roket hızıyla yükselişe geçireceğini düşünmüş müydünüz?
Michael: Albümün ne kadar satacağını gerçekten düşünmedim; sadece kendim görsem hoşuma gidecek bir şey yaratmak istedim. "Thriller" videosu için de asıl amacım korkunç, eğlenceli ve heyecanlı bir şeyler yapmaktı.
TV Guide: O zamanı nasıl hatırlıyorsunuz şimdi?
Michael: Hem mutlu hem mutsuz bir zaman olarak. Çünkü pek çok düşümün gerçekleştiği bir zamandı. İlgi de gerçekten harikaydı.
TV Guide: Mutsuz da olduğunu söylediniz.
Michael: Evet. Eğer tam olarak istediğimi elde edemezsem, moralim cidden bozulur.
TV Guide: Yani albüm hayal ettiğiniz gibi olmamış mıydı?
Michael: Tam olarak değil.
TV Guide: Hangi şarkılar sizi hayal kırıklığına uğrattı?
Michael: "Wanna Be Startin' Something." Şarkı yazmak, çok sinir bozucu bir sanat formu. Teybe tam olarak kafanızda çalan şeyi aktarabilmeniz lazım. Müziği burada duyduğumda (başını işaret ediyor) kulağa harika geliyor. Teybe bunun aynısını kaydetmeliyim. "The Girl Is Mine" (Paul McCartney ile olan düeti) tam olarak istediğim gibi değildi ama yine de güzel. Ama "Billie Jean" tam öyle. O şarkı üzerinde çok çalıştım. Sadece bası için 3 hafta uğraştım.
TV Guide: Eldiven, beyaz çoraplar, kırmızı ceket - kimin fikriydi bütün bunlar?
Michael: Eldiven sadece... İki tanedense, tekini takmanın daha karizma olacağını düşündüm. Hareketi vurgulamayı seviyorum. Göz, beyaz olanı takip ediyor - eldiveni yani. Ve ayaklar. Eğer dans ediyorsan, biraz ışıltıyla hareketlerine bir ünlem işareti koyabilirsin. Böylece beyaz çorapları giydim. Ceket içinse kıyafetleri hazırlayan insanlarla oturup, onlara bir düğmenin, tokanın ya da motifin nerede olmasını istediğimi anlattım.
Ama artık o görüntüye bürünmüyorum. Geçmişe takılı kalmak acıklı bir durum. Bu yüzden ödüllerimi eve koymuyorum. Depoda duruyorlar. Gururla şişinmek istemiyorum; çünkü o zaman başka ulaşılacak amaç kalmamış gibi hissederim. Ve bu doğru değil.
TV Guide: En yaratıcı zamanınızın daha gelmemiş olduğunu hissettiğiniz oluyor mu?
Michael: Bence en iyi çalışmalar geliyor ama başka alanlara girmek istiyorum. Ardı ardına pop albümleri yapmak istemiyorum.
TV Guide: Müzik olarak ilginç çalışmalar ortaya koyan sanatçılar var mı sizce?
Michael: Bazı çok yaratıcı fikirler var ama kimsenin yenilikçi olduğunu düşünmüyorum. Genellikle eskiyi alıp yeniyle karıştırmaya çalışıyorlar.
TV Guide: Birlikte çalışmak istediğiniz kimse var mı?
Michael: Beğendiğim pek çok sanatçı var, ama hayır.
TV Guide: En sevdiğiniz müzik hangisi?
Michael: Bilseniz şaşırırdınız. Bu sabah Rogers and Hammerstein mırıldanıyordum. Evde kendi kendime söylediğim şarkılar bunlar - "The Sound Of Music"den "My Favorite Things" ve "Absent Minded Me", şu Streisand şarkısı. Ayrıca eski büyük MGM müzikallerinin de hayranıyım. Müzikalleri seviyorum, melodiye hayranım.
TV Guide: Sahnede söylemeyi en çok sevdiğiniz şarkı hangisi?
Michael: "Billie Jean" ama sadece aynı şekilde yapmak zorunda olmadığımda. Seyirci belli bir şey bekliyor. O spot ışığın altında moonwalk yapmak zorundayım yani. (Gülüyor) Farklı bir versiyonunu yapmak isterim.
TV Guide: Bugünkü dinleyici kitleniz kim peki?
Michael: Bilmiyorum. Ben sadece harika müzikler yazmaya çalışıyorum; beğenirlerse beğeniyorlar. Demografisini düşünmüyorum. [Plak şirketi] işin o kısmını da düşündürtmeye çalışıyor bana, ama ben sadece dinlemekten hoşlanacağım şeyi yapıyorum.
TV Guide: Milenyumda yeni bir Michael olacak mı?
Michael: Evet, birkaç planım var. Sanırım daha önce yaptıklarımdan tamamen farklı olacak. Yeni albümde "I Have This Dream" adında bir şarkı var. Carol Bayer Sager and David Foster ile birlikte yazdığım, dünya ve çevreyle ilgili bir milenyum şarkısı.
TV Guide: Tekrar turneye çıkmayı düşünüyor musunuz?
Michael: Sanmıyorum. Benden çok şey götürüyor.
TV Guide: Halk içine kılık değiştirmeden çok nadiren çıkıyorsunuz. Neden?
Michael: Başka bir seçenek olduğunu sanmıyorum. Her şeyi denedim. (Gülüyor) Tüm vücudu kaplayan şişman adam tulumları, rahibeler, palyaçolar. Benim için en iyisi Cadılar Bayramı "şaka mı şeker mi" oyunları. Bir de Mardi Gras.
TV Guide: Sizce kendiniz olarak özgürce gezebilecek misiniz hiç?
Michael: Kılık değiştirmemin farklı nedenleri var - insanları gözlemleyi seviyorum, duvardaki bir sinek gibi olmayı. Bir bankta oturan yaşlı bayanlar ya da salıncakta sallanan bir çocuk da olsa hiç fark etmez. Çünkü günlük yaşamdaki bir duruma uyum sağlamanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum. Bir gün tepeden tırnağa kılık değiştirmiş bir halde bir müzik markete gittim ve orada benim albümüme bakıp benim hakkımda konuşan kızlar vardı. Tam yanlarında duruyordum. Harikaydı, çok eğlenmiştim. Ama kendim olarak dışarı çıkarsam hiç eğlenemiyorum. İnsanlar hep "Neden bir partiye gitmiyoruz?" diyorlar. Ama adımımı attığım anda parti sona eriyor - benim için. Bu parti onların partisi, hepsi kartvizitlerini suratıma dayayıp "Beni hatırladın mı? Dört yıl önce seninle şurada tanışmıştık" filan diyorlar, ben de "Hayır, hatırlamadım" diyorum. Bu yüzden bu tecrübeden zevk alamıyorum. Benim şarkılarımı çalmaya başlıyorlar. Kendi müziğimi dinlemek için gelmedim ki. Hepsi bir ağızdan bağırmaya başlıyor "Dans et!" E bir kere de ben sizin dansınızı göreyim, değişiklik olsun.
TV Guide: Basının olumsuz yaklaşımını düşünecek olursak, sizce insanlar sizi sadece müziğinizle mi değerlendirecek?
Michael: Sanmıyorum. Çünkü basın beni bir canavar gibi gösterdi, sanki tuhaf, acayip bir deliymişim gibi. Ama gerçek bu değil.
TV Guide: Bu izlenimi değiştirmek için yapabileceğiniz bir şey yok mu?
Michael: Tek yapabileceğim kendim olmak ve ruhumun derinliklerinden üretmek. Ama bunu da alıp çarpıtıyorlar.
TV Guide: Ama sizi garip biri olarak gören insanların düşüncesini değiştirebilecek ne olabilir? Sizin için "o acayip biri; evinde egzotik hayvanlar besliyor" diyenlerin ya da-
Michael: Hayvanları Tanrı yarattı. Onlar sevecen ve güzeller. Bu konuda antropolog Jane Goodall ya da diğer doğabilimcilerle aynı hisleri paylaşıyorum. Hayvanlara olan ilgimin garip ya da olağandışı olduğunu hiç düşünmüyorum.
TV Guide: Ya estetik ameliyatlar?
Michael: Bütün Hollywood estetik ameliyat oluyor! Neden beni ön plana çıkarıyorlar bilmiyorum. Basın bunu çok abarttı. Sadece burnumdan ameliyat oldum. Ama onlar her yerimden olmasını istiyorlar. Sadece burun onlar için yeterli değil. Elvis de burnunu yaptırmış - Lisa Marie (Presley. Jackson'un Mayıs 1994'ten Ocak 1996'ya kadar olan eski eşi) bana söylemişti. Ama bunu söylemiyorlar. Sadece benmişim gibi konuşuyorlar. Bu hiç adilce değil.
TV Guide: Peki, hazır Lisa Marie'den bahsetmişken, okuduğuma göre Lisa'nın sizden bir oğlu olmadığı için pişman olduğunu ve hala sizden bir çocuk yapmak isteyebileceğini söylemişsiniz. Bu doğru mu?
Michael: O zamanki duygularının böyle olduğunu hatırlıyorum. (Gülüyor) Ne dersem diyeyim, bu soruyla başım derde girecek. TV Guide'ın bir sonraki sayısının manşeti muhtemelen şöyle olacak: "Lisa Marie, Michael'ı bir daha asla görmek istemediğini söyledi!"
TV Guide: Şimdi arkadaş mısınız?
Michael: Lisa tatlı biri. Onu çok beğeniyorum ve arkadaşız. Yarının ne getireceğini kim bilebilir ki? Bugün neler hissettiğini bilmiyorum. Bu kadarını söyleyebilirim. Evime geliyor, (Jackson'un Kasım 1996'da evlendiği ve Ekim 1999'da boşandığı ikinci eşi Debbie Rowe'dan olan) çocukları görüyor, telefonda konuşuyoruz, bu tür şeyler işte.
TV Guide: Tekrar evlenmeyi düşünüyor musunuz?
Michael: Bu hoş olurdu.
TV Guide: Üçüncü evlilik için aradığınız nedir?
Michael: Etkilenmem lazım. O kişiyi görüp "işte bu o, doğru kişi" demem.
TV Guide: Her iki evliliğinizde de böyle mi hissettiniz?
Michael: Evet. Tabi.
TV Guide: Keşke hala evli olsaydım dediğiniz oluyor mu?
Michael: Evet. Ama en iyisi neyse onu yapmalısınız. Olan olmuştur. Buna saygı duymak lazım.
TV Guide: En yakın arkadaşlarınız kimler?
Michael: Tabi ki Elizabeth (Taylor). Her perşembe sinemaya gidiyoruz.
TV Guide: Normal bir sinemaya mı gidiyorsunuz?
Michael: Ben Warner Bros Stüdyolarına gitmek istiyorum ama o karşı çıkıyor. "Seni dışarı çıkarıyorum" diyor. Neresi olduğunu söylemeyeceğim bir yere gidip öylece salona giriyoruz. Genelde boş oluyor çünkü o saatlerde çoğu insan çalışıyor. [Sinema çalışanları] "Vay canına, buyurun, içeri girin" diye karşılıyorlar bizi ve asla para ödemiyoruz. Halbuki buna para ayırabilecek olan bizleriz. (Gülüyor)
TV Guide: Çocuklarınızdan bahsedelim (2 yaşındaki Prince Michael ve 1 yaşındaki Paris Katherine). Son zamanlarda gazetelerde çıkan şu iddiaları size sormak zorundayım; siz ve Debbie'nin çocukların biyolojik ebeveyni olmadığınız, Debbie'ye başka bir kadının yumurtalarının yerleştirildiği ve sonra da yapay döl kullanarak hamile kaldığıyla ilgili olanlar.
Michael: Bunlar tamamen zırvalık. Kesinlikle doğru değil.
TV Guide: Çocuklar sizinle birlikte Neverland'de mi yaşıyor?
Michael: İki hafta önce Neverland'deydiler. Sanırım ilk defa oranın evleri olduğunu anladılar. Orayı bir tür otel gibi bir yer sanıyorlardı. Her yerde otellerde kalıyoruz. Tren ve tren istasyonunun, lunaparkın onlar için olduğunu anlamamışlardı. Şimdi "Neverland'e gitmek istiyoruz!" diyorlar.
TV Guide: Karakter olarak nasıllar?
Michael: Prince bana bütün gün film yapmak istediğini söylüyor. Ben de ona bir kamera aldım. "Bu sefer ne çekiyoruz?" diye soruyorum, o da "Star Wars" diyor. Masaya oyuncak bebekleri koyup hareketler yaptırıyoruz. Paris yürümeye ve konuşmaya daha yeni başlıyor. Çok tatlı. Bebekleri sevmesi beni şaşırtıyor. Kızkardeşim Janet bu tür şeyleri sevmezdi. Erkek fatmaydı o. Paris'in de öyle olacağını sanıyordum ama olmadı.
TV Guide: Altlarını değiştirip, onları besleme işini siz mi yapıyorsunuz?
Michael: Evet, bunu seviyorum. Çok zor iş. Çocuk büyütmeyle ilgili çok şey okuduğum için hazırlıklı olduğumu sanıyordum ama hayal edebileceğimden çok daha heyecanlı bir işmiş. Pişman olduğum tek şey daha erken çocuk sahibi olmamış olmak.
TV Guide: Onlar için dans edip şarkı söylüyor musunuz?
Michael: Ağladıklarında onları bu şekilde susturuyorum. Dans etmeye başlarsam susuyorlar.
TV Guide: Daha çok çocuğunuz olmasını istiyor musunuz?
Michael: Kesinlikle. Babama [Joe] onun rekoruna erişeceğimi söylüyorum. Onun 10 tane çocuğu var.
TV Guide: Babanızla olan ilişkiniz şimdi nasıl? Bir süre aranız açıktı.
Michael: Şu anda aramız her zamankinden çok daha iyi. Sanırım zaman ve yaşın da etkisiyle gerçekten yumuşayıp iyi bir insan oldu. Bana "Nasılsın? Yemek yiyor musun? Sadece bunu öğrenmek istemiştim" diyebiliyor. "Kontratı imzaladın mı?" değil. Sadece iyi olup olmadığımı bilmek istiyor. Bence bu çok güzel. Annem [Katherine] ise mükemmel bir melek gibi.
TV Guide: 41 yaşında, mutlu musunuz?
Michael: Genellikle mutluyum. Ne olursa olsun hiçbir şeyin beni alt etmesine izin vemiyorum. Suyun sesini, kuşların cıvıltısını ve kahkaha seslerini duymayı seviyorum. Tüm gerçek, doğal ve masum şeyleri seviyorum. Bir parti ya da klübe asla gitmem. Bu tür şeyleri çocukken yapmıştım, artık bunları önemsemiyorum.
TV Guide: Yakınlarda söylediğiniz bir sözü çok sarsıcı buldum. "Dünya çocuklarına yardım etme arzum olmasa, pes edip kendimi öldürürdüm" demişsiniz. Gerçekten böyle mi hissediyorsunuz?
Michael: Her zaman böyle hissettim. Çünkü uğruna yaşayacak bir şey kalmadığını düşünürdüm.
TV Guide: Kendiniz ve yaratıcılığınız uğruna bile mi?
Michael: Umurumda olmazdı. Yarattığım her şeyin ilham kaynağı bu tür bir masumiyet. Ve doğa, bu her şey demek. Öyle olmalı. Yani her şey bundan ibaret.
Tozlu Fotoğraflar Arşivden Çıktı
Yakında grubunla birlikte Londra'da bir konser vereceksiniz, neler hissediyorsun?
Çok heyecanlıyım. Londra'da antika ve hediye dükkanlarından alışveriş yapmak istiyorum. Napolyon'un bir heykeli var, onu görmeyi çok istiyorum. Kraliçe'ye şarkı söyleyeceğim için de çok mutluyum.
Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?
Yüzmeyi çok seviyorum. Bir de bilardo oynuyorum. Evden dışarı çıkmamıza çok gerek kalmıyor çünkü evimizin içinde ihtiyacımız olan her şey var. Bir önceki evimizde otururken, basketbol oynamak için dışarı çıkardık, şimdi bu evin bahçesinde bir basket sahası var.
Sahnede hiç korkuyor musun?
Hayır hiç korkmuyorum. Eğer sahnede ne yaptığınızı bilirseniz, korkmanıza gerek kalmaz.
YIL 1974, 16 YAŞINDA
İnsanlar sana neler yapacağın konusunda tavsiyeler veriyor mu?
Hiçbir zaman öğrenmekten vazgeçmedim, bunu Stevie (Wonder) bile söylüyor. Eğer öğrenmeyi bırakırsanız, ölmüşsünüz demektir.
Peki hiç sinemada oynamayı düşündün mü?
'Roots' filminde oynamam için teklif geldi ama bizim TV şovumuzla aynı döneme denk geldiği için bu projede yer alamadım.
Gelecek için ne gibi planların var?
Kendi şarkı sözlerimi yazmak istiyorum. Her sanatçının böyle bir yeteneği yoktur ama yapabileceğinize inanıyorsanız (Marvin Gaye ve Stevie Wonder gibi) o halde yapmalısınız. Başta kimse Stevie'nin bu kadar başarılı olacağına inanmadı ama o bomba gibi albümler yaptı ve çok sevildi.
YIL 1977, 19 YAŞINDA
Şu sıralar boş zamanlarında neler yapıyorsun?
Kitap okuyorum ve şarkı sözleri yazıyorum.
En favori sporun ne?
Yüzmek.
Evlenmeyi düşünüyor musun?
Gelecekte bir gün evlenmeyi istiyorum.
Kaç tane çocuğun olsun istiyorsun?
20 tane. Her ırktan bir sürü çocuk evlat edineceğim.
Hangi tür insanları sevmezsin?
Pis ve pasaklı insanları sevmem.
Kariyerinde en çok sana kim yardım etti?
Deneyimleri nedeniyle babam.
Favori aktörlerin kimler?
Heston, Brando, Bruce Dern.
Favori aktrislerin kimler?
Garland, Bette Davis
YIL 1978, 20 YAŞINDA
Eski Dünya Güzeli Janelle Penny ile görüntülendin. Aranızda bir aşk mı var, bu konuda ne dersin?
Bu cevaplaması zor bir soru (gülüyor). Beni birçok kadınla yan yana görebilirsiniz. Çoğu benim arkadaşım. Ama Janelle ile ilişkimini nasıl tanımlayacağımı bilmiyorum, bu konuda konuşmak istemiyorum.
Hayranlarınla biraraya gelmeyi seviyor musun?
Beni seven ve albümlerimi alan insanlarla buluşmayı çok seviyorum. Bu, hem çok eğlenceli hem de bir sanatçı için çok önemli.
Yeni gümüş rengi Rolls-Royce arabandan memnun musun?
Evet, bu araba benim favori arabam. Onu kullanmayı çok seviyorum ama onunla poz vermekten hiç hoşlanmıyorum. Ben öyle bir insan değilim.
Michael Jackson's Private Home Movies: The King of Pop Up Close & Personal

IMDB info
Language: English
1:17:34 | 720 x 576 | PAL (25fps) | Video DVD(MPEG Video) | MPEG Audio Layer 2 - 320kbps | 4.15 GB
Genre: Documentary | RapidShare Links
A look at the life of the King of Pop through never-before-seen footage from his private collection of home movies.
This is a very touching video about the side of Michael Jackson you don't see. Include a interview along with videos narrated by the singer from his personal archive, including footage of friends and family.
Cast Includes: Michael Jackson, Mark Thompson
Executive Producers: Brad Lachman, Garry Bormet, Bill Bracken, Heidimarie Pagliassotto, Brian Rhodes
Genres: Documentary, Reality



http://rapidshare.com/files/270011012/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part01.rar
http://rapidshare.com/files/270041782/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part02.rar
http://rapidshare.com/files/270056405/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part03.rar
http://rapidshare.com/files/270075026/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part04.rar
http://rapidshare.com/files/270276652/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part05.rar
http://rapidshare.com/files/270318784/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part06.rar
http://rapidshare.com/files/270311929/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part07.rar
http://rapidshare.com/files/270344043/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part08.rar
http://rapidshare.com/files/270384038/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part09.rar
http://rapidshare.com/files/270372789/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part10.rar
http://rapidshare.com/files/270394156/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part11.rar
http://rapidshare.com/files/270399388/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part12.rar
http://rapidshare.com/files/270621870/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part13.rar
http://rapidshare.com/files/270654826/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part14.rar
http://rapidshare.com/files/270655462/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part15.rar
http://rapidshare.com/files/270692130/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part16.rar
http://rapidshare.com/files/270700356/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part17.rar
http://rapidshare.com/files/270724284/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part18.rar
http://rapidshare.com/files/270734324/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part19.rar
http://rapidshare.com/files/270750286/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part20.rar
http://rapidshare.com/files/270759424/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part21.rar
http://rapidshare.com/files/270815975/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part22.rar
http://rapidshare.com/files/270784390/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part23.rar
http://rapidshare.com/files/270875039/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part24.rar
http://rapidshare.com/files/270856043/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part25.rar
http://rapidshare.com/files/270923618/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part26.rar
http://rapidshare.com/files/270923603/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part27.rar
http://rapidshare.com/files/270942816/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part28.rar
http://rapidshare.com/files/271060600/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part29.rar
http://rapidshare.com/files/271060855/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part30.rar
http://rapidshare.com/files/271096145/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part31.rar
http://rapidshare.com/files/271099982/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part32.rar
http://rapidshare.com/files/271127780/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part33.rar
http://rapidshare.com/files/271127532/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part34.rar
http://rapidshare.com/files/271152945/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part35.rar
http://rapidshare.com/files/271155674/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part36.rar
http://rapidshare.com/files/271182762/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part37.rar
http://rapidshare.com/files/271189678/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part38.rar
http://rapidshare.com/files/271202992/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part39.rar
http://rapidshare.com/files/271462026/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part40.rar
http://rapidshare.com/files/271463301/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part41.rar
http://rapidshare.com/files/271498805/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part42.rar
http://rapidshare.com/files/271498500/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part43.rar
http://rapidshare.com/files/271547248/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part44.rar
http://rapidshare.com/files/271551187/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part45.rar
http://rapidshare.com/files/271654089/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part46.rar
http://rapidshare.com/files/271653753/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part47.rar
http://rapidshare.com/files/271891380/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part48.rar
http://rapidshare.com/files/271887415/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part49.rar
http://rapidshare.com/files/272068425/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part50.rar
http://rapidshare.com/files/272067915/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part51.rar
http://rapidshare.com/files/272718776/Michael_Jackson-s_PRIVATE_HOME_MOVIES-The_King_of_POP_Up_Close_and_Personals.part52.rar
It Don’t Matter If You’re Black Or White
Michael Jackson, pop krallığının, moda ikonluğunun çok ötesinde bir isimdi. Evet, dansın efendisiydi, müziği bir döneme damgasını vurdu. Nezaketi ve zarafeti ile gönüllerimizde taht kurdu. Çocukları çok sevdi, acı çeken çocuklar için gözyaşı döktü. “Heal The World” dedi, sosyal sorumluluklarını her zaman bildi. Çirkinliklere her zaman karşı çıktı. Çok defa hırpalandı; iftiralar yüzünden çok defa özür dilemek zorunda bırakıldı. Kötü sözlere, ithamlara maruz bırakıldı. Sevenleri de sevmeyenleri de genelde bunları konuştu. Pekâlâ ya Michael Jackson’ın sanat külliyatının altındaki gizli cevherleri, alt metinleri neden yorumlanmadı, okunmadı. Oysaki Michael Jackson’ın her eseri muazzam okumalar barındırıyordu. Sunduğu görsel şölenlerin arkasındakiler genelde gözden kaçtı veya yanlış anlaşıldı.
Gerek sinema, gerekse müzik sanatının, dansın ve görsel sanatların neredeyse tümünün önüne geçebilecek, modern dünyanın en önemli ve utanç verici dönemlerini lanetleyen Black Or White’ı ne kadar inceledik, ne kadar duyarlı olduk. Üzerine derin incelemeler yapılması gereken, her sahnesi başka bir tarihsel döneme açılan bu eseri anlamak, Michael Jackson duyarlılığında öncelikle çocuklar olmak üzere insan âlemine izlettirip anlatmak atlanmaması gereken bir husustur. Michael Jackson’ın anısı sadece dansları, figürleri, şovları ve hakkında çıkan asparagas haberleri ile değil, eserlerinin okunması, anlaşılması ve hissedilmesi ile yaşatılmalıdır.
Black Or White’ı da her Michael Jackson eseri gibi video klip yerine yine kısa metrajlı bir film olarak sıfatlandırmak en doğrusu olacaktır. Önemli yönetmenlerle çalışan Michael Jackson daha önce Thriller’da da beraber çalıştığı John Landis’e bu eserde tekrar kamerayı emanet eder. Animal House, The Blues Brothers, An American Werewolf in London gibi filmleriyle tanınan yönetmen Landis’in Jackson ile uyumundan video klip dünyasını sarsan ikinci önemli eser ortaya çıkar.
Michael Jackson’ın müthiş kişiselliği ile harmanlanıp müthiş derecede evrenselleşen çalışma siyah ya da beyaz olmanın önemsizliğine ısrarla dikkat çekerken, diğer yandan yerel dans figürlerini kendi stiliyle harmanlayan Michael’a gözlerimizin önünde adeta dünya ve tarih turu yaptırır.
Köklerini hiç bir zaman reddetmeyen Michael, turuna Afrika yerlileriyle başlar. Danslarını kovboylar tarafından etrafı sarılmış kızıl derililerle devam ettirirken, oradan Uzak Doğu’ya, Hindular’a ve Kazaklara kadar ulaşır. Israrla renklerin, ırkların önemsizliğine vurgu yapar. Neşeli renkler, ritim ve danslar eşliğinde devam eden video klip, ırklar arası geçişlerin olduğu meşhur “morphing” kısmına geçer. Bir dakika bile sürmeyen ancak hazırlanması haftalar süren bölümde değişik renkte ve ırkta simalar gözlerimizin önünden akıp gider. Döneminde büyük yankı uyandırmış, hayret ve hayranlık içerisinde izlediğimiz bölümle neşeli sekanslar sona erer. Bu ana kadar ki süreç gerek Michael Jackson’ın, gerekse çalışmanın neşesiyle barışa ve birlikteliğe davettir. Tüm insanlık âlemini bir araya getirip her zaman böyle mutlu ve kötülükten uzak kalmaya bir çağrıdır. Bitti sandığımız anda ise görüş alanımıza bir kara panter girer ve bir anda Michael’a dönüşür. Evet, neşe, mutluluk, barış ve sevgi her anımızın başköşesinde olmalı ancak bir de yaşanmışlıklar ve lanetlenmesi gerekenler vardır. Michael Jackson’ın dikkat çekmeye çalıştığı, bu hatırlanması gereken insanlık ayıplarını unutursak sevgi ve barışı asla yakalayamayız.
Michael’ın sessizliği bozan ve tek başına dans ettiği 4.5 dakikalık final şölenini anlamak, doğru okumak insan olmanın gereklerindendir aslında. Maalesef şiddet, cinsellik ve ırkçılık gibi öğelere gönderme yaptığı gerekçesiyle yasaklanan bölüm saklı kalmıştır, yasaklanmıştır ama aslında dünyanın tüm cevherlerinden daha değerli bir bölümdür. Evet, göndermedir ama onaylayan değil lanetleyen bir göndermedir.
Detaylara geçmeden önce nedir bu kara panter meselesi diyoruz ve küçük çaplı bir araştırmaya başlıyoruz…
Günümüze çok da uzak olmayan bir zamanda rengi daha koyu olan insanlar zorla yurtlarından çalınıp yenidünyaya getirilirler. Köle niyetine kullanılan, horlanan hatta insan olarak bile görülmeyen siyah tenli insanlar yüz yıllarca süren yaptırım ve eziyete karşı 1800’lü yıllarda pek organize olamasalar bile artık küçük çaplı tepkiler göstermeye başlarlar. Bu dağınık hareketlilik 1900’lerin ortalarına kadar sürer. 1955 itibari ile Amerika’daki siyahlar bu dağınıklıktan kurtulmaya, organize olmaya başlarlar.
Siyah bir kadına otobüste beyazlar tarafından yapılan sözlü saldırı sonrasında siyahlar otobüsleri boykotlar. Siyahlar ilk defa örgütlü olarak hareket etmeye başlamışlardır. Martin Luther King siyah hareketin önderidir artık. 1960'lara gelirken Luther King’in daha uzlaşmacı yaklaşımına karşı Malcolm-X'in daha radikal söylemleri siyahlar tarafından daha fazla benimsenecektir. Malcolm-X, Amerika'da bağımsız Siyah Cumhuriyeti kurulması için uğraş vermeye başlar. Yüzlerce yıllık öfke ve ezilmişlik siyah hareketin iyiden iyiye kendini göstermesine sebep olur. Siyahlara uygulanan şiddet, toplum içindeki gerginliği ateşe verir. Olaylar tüm hızıyla devam ederken ve siyahlar her gün daha sistemli bir şekilde örgütlenirken 1970’lere yaklaştığımızda Kara Panterler Partisi kurulur. Siyahlar artık tamamen örgütlenmiş gibidirler. Seslerini duyurabilecekleri bir oluşumları vardır. Sonrasında her ne kadar tam olarak hayata geçirilmese de ve nerdeyse sadece kâğıt üzerinde kalsa da siyahlara yazılı olarak insan olma hakları beyazlar tarafından tanınır. Kara panterler varlıklarını onaylatmışlardır artık.
Michael Jackson, Black Or White ile barışa ve sevgiye çağrı yaparken elbette ki şiddete, cinselliğe ve ırkçılığa onaylayan göndermeler yapmıyordu. Böyle bir çelişkinin bir arada olması mümkün olabilir miydi? Kara Panterler, Michael Jackson ile yeniden vücut buluyor ve tam tersine ırk ayrımcılığını, cinsiyet ayrımcılığını, her türlü ayrımcılığı ve şiddeti lanetliyordu. Şiddetçilerin şiddetini yok etme çabasından başka bir şey değildi. Siyah ya da beyaz, sarı ya da kızıl tüm insanların insan olduğunu, eşit olduğunu vurguluyordu...
Final sekanslarında Michael Jackson aslında bir kara panter olduğunun altını çizer gibiydi. Sinemasal olarak da müthiş olan bölüm aynı zamanda müthiş figürlerle birleşiyor, ses efektleri ve ritim sessizliği delip geçiyordu. Michael önce üzerinde Gamalı Haç olan camı patlatıyor, insanlık tarihinin en büyük ayıplarından birini en utanç verici olanını lanetliyordu. Hemen sonrasında “Nigger Go Home” yazılı camı parçalıyordu. Evlerinden çalınan ve zor ile getirildikleri topraklardan kovulan siyahlara karşı yapılmış bu çirkin tutumu lanetliyordu. Hiçbir söz, hiçbir kelime bu kadar etkili olamazdı. İsyanı büyüyen Michael, “KKK Rules” yazan kapıya, neredeyse ırkçılığın sembolüne dönüşmüş Ku Klux Klan örgütüne yöneliyordu. Önce barışa ve sevgiye çağrı yapan Michael Jackson hemen ardından insanoğlunun ayıplarını bu dünyadan silmeye herkesi davet ediyordu. Maalesef bu güzel anlatım döneminde yanlış anlaşıldı, yanlış yorumlandı ve yasaklandı. Bölümü video klipten kaldıran Michael Jackson eseri için herkesten özür diledi ve her zamanki gibi üzüntüsünü sineye çekti.
Black Or White son derece özenli hazırlanmış son derece önemli bir çalışma. Bugüne kadar yapılmış, yazılmış tüm çalışmalardan daha önemli çünkü dakikalarla sınırlı olmasına karşın içinde yüzyılları barındırıyor. Herkese, özellikle çocuklara izlettirilmeli. İyi ve kötünün altını çizerek, çirkinliklerin kötücüllüğünü göstererek, barışın ve sevginin her şeyin üstünde tutulması gerektiğini anlatarak izlettirilmeli. Michael Jackson’ı sevmenin ancak barış ve sevgiyle olabileceğini, tüm arzusunun çocukların ağlamadığı, her yerin barış ve sevgiyle sarıldığı bir dünya olduğunu anlatarak izlettirilmeli…
Kaynak; http://www.sinemaximum.com/sineyazi/459/it-don%E2%80%99t-matter-if-you%E2%80%99re-black-or-white-H.html
Yazar; Nesrin Yavaş DEMİRAY
Michael Jackson'un Eski Menajerinden Açıklamalar
Michael ile nasıl yeniden biraraya geldiniz?"
-Birkaç yıl önce Michael beni aradı,Bahreyn'den yeni dönmüştü.Havadan sudan konuşuyorduk,sonra tekrar aradı ve film projeleri üzerine konuşmaya başladık.Elimizde işleyip,üreteceğimiz birkaç senaryo vardı.Sonra bu konserlerle ilgilenmeye başladı.Mart'ta beni tekrar aradı. "Frank,tecrübeli birine ihtiyacım var,bana tekrar menajerlik yapıp,işlerimi yürütebilir misin?" diye sordu.Ve cevabım "Tabi ki" oldu. İçeri girdiğimde,herşey imzalanmıştı.Dr. Thome-Thome (hakkında konuşmak istemediğim birisi) programı ve tarihleri yanlış hesaplıyordu.Oysa tarihler benim önemsediğim bir konuydu.Çünkü biliyordum ki Michael iki haftadan daha az bir sürede arka arkaya 2 konser çıkaramazdı.
-------"Hazırlık aşamasında birçok tecrübeleriniz olmuş"
Evet,Michael iyi durumdaydı,Lou Ferrigno ile çalışıyordu.İşi bittikten sonra her gün 3 saat dans ediyordu.Hazırlanmıştı.Tüm şarkılarının koreografilerini izliyordu,yönetiyordu.Son haftalarda dışarı bile çıkmıyordu.Ölmeden önceki gece,10-11 şarkıyı bitirdikten sonra merdivenlerden aşağı indi,kucaklaştık.Bizi giysi odasına götürdü.Bana "Frank,hazırım,50 şovu da çıkaracağım,yapamayacağımı düşünme bile!" beraber 50 konserden sonra stadyumlarda da konser verme olasılığını konuştuk.. "Frank,Daha mutlu olamazdım,geriye dönüp baktığında herşey çok iyi gidiyor,tünelin ucunu görebiliriyorum..bunu geçmişte bir kez yaptık,yine yapabiliriz." ve bu onu son görüşümdü..
-------"Çocukların reaksiyonları nasıldı Michael'ın ölümünden sonra?"
Nasıl olduğunu düşünebiliyorsanız öyle..Beni gördüklerinde bana doğru koştular,tutundular,ağlıyorlardı.Sonunda eve ilk ulaşanlar Jermaine,La toya ve Randy oldu..Evdeki çalışanlardan bilgi almaya çalışırlarken ben de basının bilgi sızdırmasını engellemeye çalışıyordum. Sonra çocukların babalarını görmek istediğini söylediler.Michael'ı bir odaya götürdüler.İçeri ilk ben girdim ve dostumla vedalaştım,ona sarıldım..son kez güle güle demek istedim.. 20 dakika sonra ailenin diğer üyeleri ve çocuklar girdiler odaya..80'lerden beri arkadaşımdı,hiçbir zaman benim müşterim olmadı,benim dostumdu..Daima dostumdu...
------------"Soruşturmaları yürütülen iki doktor hakkında ne biliyorsunuz?"
Yıllarca doktor Arnold Klein'a gidiyordu Michael.. Dr. Murray ile ne zaman ve nasıl tanıştılar bilemiyorum.Michael onu bana getirmişti.Çünkü AEG ile yaptığı kontratta Londra'da yanında doktor bulundurmasının şart olduğu yazıyordu.Dr. Murray'i istediğini söyledi.Onun aile doktorları olduğunu,onlarla kaldığını söyledi.Fakat çok para istiyordu doktor.. Michael'a doktora verdiğim parayla bir hastaneyi satın alabileceğimi söyledim..
-------"Dr. Murray Michael'ı canlı gören son kişi"
Evet,öyle..Hiçkimse o odada ne olduğunu bilmiyor.Toksikoloji ve otopsi sonuçlarını bekliyoruz.İlk otopsi sonuçları elimde ve okuduğum kadarıyla Michael'ın iç organları iyi durumda yani ciğerleri iyi,kalbi güçlü.. Bana kalp krizi geçirmediğini söylediler.Ölümün allerjik bir reaksiyon sonucu ya da birkaç şeyin yanlış karışımıyla geçekleşebileceğini söylediler.(kan zehirlenmesi
Michael Jackson 2001 Oxford Üniversitesinde yaptığı konuşmanın türkçe çevirisi
Ben Albert Einstein;rahibe Teresa,Malcolm X,Ronald Reagan gibi tanınmış simaların doldurduğu böyle bir yerde ders verme konusunda oldukça mütevaziyim..Kurbağa Kermit’in bile burada konuştuğunu duyduğumda,Kermit’in “yeşil olmak kolay değil” mesajıyla bir yakınlık hissettim,eminim o da yeşil olmayı burada konuşmaktan daha kolay bulmamıştır benim gibi...
Zannediyorum ki,bu akşam size bahsedeceklerimin listesini saymakla başlamalıyım önce..Arkadaşlar,bu salonda daha önce konuşan akademik uzmanlığa sahip konuşmacılar kadar bir şey iddia etmiyorum size.. Benim tek iddiam,birçok insanın göremeyeceği kadar çok yer ve kültür tecrübesine sahip olmamdır..İnsanın bilgisi,ilerlemesi sadece kütüphanelere,kağıt ya da mürekkebe bağlı değil..İnsan kalbiyle yazılmış,onun ruhuna işleyen bilgileri de kapsıyor..
Ve arkadaşlar,kısacık ömrümde çok sık yüz yüze geldiğim bir gerçek var; hala sadece 42 yaşımda olduğuma inanamıyorum.Bunu Shmuley’e de sık söylerim, benim ruh yaşım en azından 80’lerde... ve bu gece buraya 80’inde biri gibi yürüyerek geldim (sakat ayağını kastederek) Lütfen bu mesajıma kulak verin,çünkü size anlatacaklarım, gezegenimizi,insanlığı iyileştirip,kendine getirebilir..
Tanrı’nın lütfuyla,çok erken yaşlarda artistik ve profesyonel kabiliyetimin farkına vardım,kısmetliydim.Fakat elde ettiğim başarı sadece benim nasıl biri olduğumla eşdeğer değil,dostlarım da başarımda pay sahibi..
Bu gece buraya bir pop ikonundan çok ( ya da nasıl adlandırıyorsanız) bir jenerasyonun ikonu,çocuk olmayı fazla bilmeyen bir jenerasyonun ikonu sıfatıyla geldim..Hepimiz,çocukluğumuzun ürünleriyiz..Fakat ben ;dünyayı umursamadan gülüp oynanan,anne-baba ve akrabalarla tadını çıkaran,değerli ve harika bir çağın yokluğunu çeken,çocukluğundan mahrum kalmış bir ürünüm..Hepiniz bana Jacksons 5 döneminden beri aşinasınız, 5 yaşından beri bu grupta yer alıp şarkı söylemeye,dans etmeye başladım ve bir daha da bırakamadım.O günden bugüne kadar bende değişmeyen bir şey kaldı;Tipik küçük bir çocuk olmak istiyordum,,ağaçlara tırmanmak,içi su dolu balonlarla oynamak,arkadaşlarımdan bir şey saklamak,ya da onları kovalamak....Fakat kader beni başka türlü bir yola soktu ve tek yapabildiğim çevremdeki gülüşmelere ve oyun zamanlarına imrenerek bakmak oldu..Profesyonel yaşamımda dinlenme-erteleme yoktu..
Ünlü olduğumdan beri, şişman bir takımın içine girip kılık kıyafet değiştirerek,sakal ve gözlük takarak Güney California’nın kenar mahallelerinde kapı kapı dolaşır magazin dergisi dağıtımı yapar,günümü geçirirdim..Bu kenar mahalle evlerine ayak basmayı seviyordum,oradaki çocuklarla Monopoly oynamayı,büyük anneler gibi bakıcılık yapmayı... Birçoğunuza bunlar önemsizmiş gibi gelir,ama ben büyüleniyordum onlardan..
Çocukluğunu yaşayamayan bir ben varım diye düşünürdüm bazen, ta ki 1930-40’lı yılların ünlü çocuk sinema yıldızı Shirley Temple ile tanışana kadar..ilk tanışmamızda birbirimize baktık sadece,bir şey söyleyemedik,sonra sarıldık ve ağlamaya başladık...benimle aynı acıyı paylaşıyordu tıpkı yakın dostlarım Elizabeth Taylor ve Macaulay Culkin gibi..
Tüm bunları sizin sempatinizi kazanmak için anlatmıyorum fakat üzerinizde bir etki bırakmam ilk önemli hedefimdi.- Bugün sadece Hollywood çocuk yıldızları olmayan çocukluklarından acı çekmiyor,bu evrensel bir felaket,küresel bir facia..Çocukluk,modern zaman yaşayışının en büyük kanayan yaralarından biri..Çok çocuk yapıyoruz ama onlara istedikleri eğlenceyi veremiyor ,haklarını aramayı sağlamıyor,özürlüklerine izin vermiyor,çocuk olmanın ne demek olduğunu öğretemiyoruz..
Yaklaşık 12 yıl önce, BAD dünya turuna henüz başlamak üzereyken,küçük bir çocuk anne-babasıyla beni California’daki evimde ziyaret etti.Kanserden tükeniyordu,benim müziğimi ve beni ne kadar sevdiğini söyledi. Ailesi,bana çocuğun yaşayacak fazla zamanı kalmadığını,her gün ölmek istediğini anlattılar. Ona döndüm ve şöyle dedim; “Bak,3 ay içinde konser turumu başlatmak için senin Kansas’taki kasabana geleceğim.Senin de şova gelmeni istiyorum.Sana kliplerimden birinde giydiğim ceketimi vereceğim”. Gözleri çok bitkin bakıyordu “Bana bunu verecek misin gerçekten?” dedi..Ben de “Evet,vereceğim ama önce söz ver,şovumda bu ceketi giyeceksin.” Onun dayanmasını,kendisini bırakmamasını sağlamaya çalışıyordum.”Şovuma geldiğinde bu ceketi ve eldiveni senin üzerinde görmek istiyorum” dedim..ve ona yapay elmas taşlı eldivenlerimden birini verdim..-genellikle asla eldivenlerimi vermem-Çocuk cennette gibiydi..
Fakat belki de şimdi cennettedir..Çünkü yaşadığı kasabaya gittiğimde onun öldüğünü öğrendim.Ve ailesi onu eldivenimle beraber toprağa vermiş.Sadece 10 yaşındaydı hayranım..Tanrı şahittir ve ben de şahidim ki o yaşamak için elinden geleni yaptı.Fakat en azından ölürken sevildiğini biliyordu,sadece ailesi tarafından değil,benim tarafımdan da..ben de onu sevmiştim.Bu dünyaya yalnız gelmedi...yalnız da terk etmedi..
Bu dünyaya sevildiğinizi bilerek girerseniz,aynı şekilde bunu bilerek ayrılırsınız,bir profesör sizin notunuzu kırabilir,kırılan olmayacaksınız ,patronunuz sizi itip kakabilir,fakat ezilen olmayacaksınız.Kavgacı bir grup sizi alt edebilir,fakat yeni zaferler sizi bekler..Nasıl bunlar sizin şevkinizi kırabilir ve sizi aşağıya çekebilir?
Sevginin en değerli nesnelerisiniz..Fakat sevildiğinizi hafızanızda tutamıyorsanız,dünyanızı bir şeylerle doldurmaya mahkumsunuz.Ne kadar paraya sahip olduğunuzun ya da ne kadar ünlü olduğunuzun hiçbir önemi yok,hala boş hissedeceksiniz kendinizi.Araştırmanız gereken şey kayıtsız şartsız “sevgi”,koşulsuz teslim..
Arkadaşlar size bir resim çizmeme izin verin,Tipik bir Amerikan resmi, -20 yaş altındaki altı genç intihar edecek,12 çocuk ateşli silahlardan ölecek,1352 bebek henüz ergenlik dönemindeki genç annelerden dünyaya gelecek,399 çocuk uyuşturucu kullanmaktan yakalanacak.- Hesap edin yıl değil 1 gün sadece...Bunlar dünya tarihinin en zengin,en gelişmiş ülkelerinden birinde oluyor.
Biz kendimize şu soruyu sormuyoruz;bu kadar acı,kızgınlık,şiddet nereden geliyor?Besbelli olan bir şey var: Çocuklar ihmalkarlığa aynı gürültüyle cevap veriyor,aldırmazlığa karşı sarsılıyor ve fark edilmek için avazı çıktığı kadar ağlıyor...Amerika’da birçok çocuk koruma uzmanının söylediği gibi milyonlarca çocuk kötü muamele kurbanı...Evet umursamazlık...
Zengin,seçkin her yeri elektronik eşyalarla boğulmuş evlerde,anne-baba eve geldiğinde akılları hala ofislerinde..ve onların çocukları?Evet duygusuzca,umarsızca her şeyi yapabilirler,Tv,bilgisayar oyunları,videolar,seçenekler sonsuz...
Henüz çok küçükken hatırlıyorum,deli,ahmak bir köpek vardı adını “Kara kız” koymuştuk..Kurt-retriever kırmasıydı...Sadece bir koruma köpeği değil,korkutucu bir yanı olan ve sinirli bir köpekti.Kardeşim Janet ve ben bu köpeğe aşırı derecede sevgi gösteriyorduk,fakat asla onun güvenini kazanamadık,çünkü önceki sahibinden inanılmaz kötü muamele görmüş bir köpekti..Sahibinin onu dövdüğünü biliyorduk. Nasıl dövdüğünü bilmiyorduk ama zavallı hayvanın içindeki sevgiye cevap verme duygusu körelmiş gibiydi..
Bugün bir çok çocuk yavru hayvanları seveyim derken onların canını yakıyor,sevgi ihtiyaçlarını karşılayayım derken onların da aileleri olabileceğini hesaba katmıyorlar.Kendi planları ölçüsünde onları ailelerinden ayırıyorlar.Çocuklar kendi bağımsızlıklarını ilan etmeye çalışıyorlar.Erken yaşta evlerinden ayrılıp,ailelerini arkalarında bırakıyorlar..
Benim cennet gibi bir çocukluk geçirmediğimi duyduğunuzda belki fazla şaşırmayacaksınızdır. İlişkilerimdeki gerginliğin tek sebebi babamdır.Babam sert bir adamdır,küçükken kardeşlerimi ve beni zorla iteklerdi,en iyi dans performansını sergilememiz için..çok erken yaşlarda..
Şevkatini göstermekte çok zorlanırdı babam.Asla bana beni sevdiğini söylemedi ve asla iltifat etmedi.Eğer büyük bir şov gerçekleştirmişsem,sadece bunun iyi bir şov olduğunu söylemekle yetinirdi.Eğer ortalama bir şov sunduysam bunun berbat bir şov olduğunu söylerdi.
Çok hevesliydi...(burada duraksar,ağlamaya başlar..)...... Üzgünüm... Çok hevesliydi...... bir mendil alabilir miyim?(tekrar kendini toparlar) Çok hevesliydi,bizim ticari başarı yapmamızı istiyordu..ve maharetliden de öteydi,Menajerlik olarak bir dahiydi,kardeşlerim ve benim profesyonel başarımızı elde etmemizi sağladı.En ufak bir ölçü kaçırmadan, tüm gücünü bize kullanarak,beni bir şovmen olarak eğitti,onun gözetmenliğinde tek bir adım kaçırmıyordum..
Fakat benim gerçekte istediğim bir babaydı,bana sevgisini gösteren bir baba,babam bunu yapmadı.Gözlerimin içine baktığında dahi bana seni seviyorum demedi..Benimle hiç oyun oynamadı,omzunda taşımadı...Hatırlıyorum bir kere ama sadece bir kere 4 yaşındayken beni bir karnavala götürmüştü,küçük bir ata bindirmişti. Küçük bir jest olarak görüyorum şimdi bunu,onunsa 5 dakika sonra unutacağı bir şey belki de..
Ben de bir babayım,Bir gün çocuklarım Paris ve Prince için büyüdüklerinde beni nasıl hatırlayacaklarını düşünüyordum... Nereye gitsem onların da benimle geldiklerini hatırlamalarını isterim,onları hayatımda nasıl her şeyden önce ilk sıraya koyduğumu hatırlamalarını isterim..Onların da hayatlarında bir takım sorunlar var,Çünkü çocuklarım paparazziler tarafından sinsice izleniyorlar.Benle bir filme ya da oyun parkına gidemiyorlar..
Farzedelim ki büyüdüler ve bana gücendiler, kendi seçimlerim onların gençliğini nasıl etkiler?, Neden ortalama bir çocukluk geçiremedik yaşıtlarımız gibi diye sorabilirler mi?Bu noktada dua ediyorum ki benim çocuklarım endişelerimi boşa çıkaracak...Kendi kendilerine şunu diyecekler “ Bizim babamız yapabildiğinin en iyisini yaptı, kusursuz olamadı belki ama bize tüm sevgisini veren sıcak ve hoşgörülü biriydi”-((Paris'in 7 temmuz'daki konuşmasına ne kadar benziyor..))
Sürekli pozitif şeylere odaklanmalarını diliyorum, onlar için gönülden yaptığım fedakarlıklara...yaptığım hatalara bakıp da benden vazgeçsinler,beni eleştirsinler istemiyorum. Böyle düşünürken aslında onların beni kabaca yargılamayacaklarını,kusurlarımı bağışlayacaklarını biliyorum.Kendi babam da çocukluğumun zor yıllarını inkar etmesine rağmen beni sevdiğini biliyorum,O beni sevdi..
Beni sevdiğini gösteren ufak tefek şeyler vardı,Çocukken tatlıya aşırı düşkündüm,favori yemeğim buzlu tatlı çöreklerdi..Babam bunu bilirdi,birkaç haftada bir merdivenlerden aşağı indiğimde mutfakta bir kutu dolusu bu çöreklerden bulurdum.Sanki Noel baba gelip bırakmıştı onları..
Bu gece burada babamla ilgili hep pozitif şeyler hatırlamaya,yapmadığı şeylere odaklanmamaya,onu yargılamamaya çalışıyorum, Daha derin düşünmeye çalışıyorum,Sonuçta güneyde yetişmiş, fakir bir ailenin çocuğuydu. “Depression”-Büyük Bunalım-Ekonomik kriz döneminde doğmuştu (1929’ları kastediyor) ve onun babası çocuklarını aç bırakmamak için çok savaşmış,sonunda o ve kardeşlerini acımasızca çalıştırmaya başlamış,bu ülkenin güneyinde yaşayan her zenci çocuğun o dönemki kaderiydi..saygınlığının çalınması,ümitsiz bırakılması...babamı öyle bir dünyada başkasının emrinde çalışan biri gibi gördüm.. Oysa ben klipleri MTV’de çalınan ilk siyah sanatçıydım.Bunun ne kadar büyük bir olay olduğunu sonradan anladım. 80’lerde...
Babam Indıana’ya yerleşip,çelik fabrikasında çalışarak geniş bir aile kurdu.Ciğerleri mahveden, ruhu öldüren bir yerde aileye destek olmak için çalıştı saatlerce..Hiç birimiz merak etmiş miyizdir- Acaba bu durum onun duygularını açıklamasında zorlanmasına sebep olmuş mudur?Çocuklarına küçükken bu kadar başarılı olmaları için zorlayan birinin kalbine surlar örmüş müdür? Diye..
Ben de babamın aslında bize karşı tüm acımasızlığının altında aslında bize duyduğu sevginin olduğunu görmeye başladım. Beni iteklerdi ama sevdiği için,Bu da sevginin bir türü,çünkü çocuklarına hiç kimsenin aşağıdan bakmasını istemezdi.Şimdi zamanla,kızgınlığımın yerini günahları,hataları affetmek aldı,intikamın yerini,uzlaşma aldı..Başlangıçtaki sinirim yerini yavaşça affediciliğe bıraktı.
Kaynak;
www.mjturkfan.com
Çeviri; "cashmere"